in teminatları gelir kaydetmesine izin veren bir düzenleme de bulunmadığını, bu yönüyle teminatların gelir kaydedilmesi işleminin de haksız olduğunu, her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın da her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi sebebiyle müvekkil şirketin ödenmeyen tüm alacağına ticari temerrüt (avans) faizi ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin haksız feshi sebebiyle müvekkil şirketin uğradığı her türlü zararın tazmini gerektiğini belirterek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (...) ile davacı ......
Şirketinin 08/04/2018 tarihinde yaptığı çalışma sırasında davacı ...'ın altyapı tesislerine hasar verildiği iddiası ile davacı yanın uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine davalı yanların itirazlarının iptali isteminden ibarettir. Davalı ... vekili tarafından yargı yolu, davalı ... vekili tarafından görev itirazında bulunulmuş ise de, uyuşmazlık tacirler arası haksız fiilden kaynaklandığından, özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerektmekle, adli yargı ve mahkememiz görevli olup yargı yolu ile görev itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... vekilince icra müdürlüğünün yetkisine itiraz etmiş olmakla, İİK'nun 50. maddesi atfıyla HMK'nun 16. maddesi uyarınca davacı ...'ın adresi itibarıyla İstanbul icra müdürlükleri de yetkili olduğundan yetki itirazı yerinde değildir....
Zarar: Her ne sebepten kaynaklanırsa kaynaklansın sorumluluk davalarının vazgeçilmez şartı ortada bir "zararın” olmasıdır. Zarar (dommage) kişinin iradesi dışında malvarlığında meydana gelen azalma olarak nitelendirilebilir. Zarar kavramı öğretide dar ve geniş olmak üzere iki anlamda kullanılır. Dar anlamda zarar kişinin ekonomik değeri olacak ya da olabilecek olan malların bütünündeki azalmadır. Geniş anlamda zarar kavramı ise, maddi zararın yanında manevi zararı da kapsar (Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, Ankara 1961, s. 63; Kılıçoğlu, M., Sorumluluk Hukuku, C.I, Ankara 2002, 23 vd.) Zarar olmayan yerde sorumluluk olmaz. Zira ancak bir zararın varlığı, onun tazmini ile ilgili talebin doğumuna neden olur. Anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu için açılan davalar sözleşmeye veya haksız fiile dayanan davalardan büyük bir fark göstermezler. Zarar kişinin malvarlığında onun iradesi dışında meydana gelen azalmayı ifade eder (...)...
Davacı da, ülke genelinde yaptığı araştırmalar neticesinde uyuşmazlık konusu saha ve TM'nin bağlanmak için en uygun alan olduğunu anlamış ve tüm imkan ve kaynaklarını burası için seferber etmiştir. Mevcut fiziki şartlar ve mevzuat durumu karşısında tüm yasal şartları karşılayan müvekkil şirket, Davalılar tarafından kendisine trafo kapasitesi tahsis edilmek suretiyle çağrı mektubu verileceğine dair son derece haklı ve kanuni beklentisinden kaynaklı olarak; diğer saha ve TM'lerden dolayı elde edebileceği çağrı mektubundan kaynaklı fırsatlarını değerlendirme gereği dahi duymamıştır. Davacının bahsedilen haklı beklentisi, OBJEKTİF nitelikte olup en üst seviyede teknik ve finansal tecrübe ve bilgi birikimine sahip herkes de aynı şekilde haklı beklenti içine girecektir. Oluşan objektif haklı beklenti sebebiyle Davacının diğer dağıtım bölgelerinde başkaca bir başvuru yapmaması tam anlamıyla KAÇIRILAN FIRSAT niteliğinde olup bu sebeple ortaya çıkan zararın tazmini gerekir....
karşı davaya cevap olarak özetle; karşı davada husumet yöneltilen kurumun var olmadığını, hükümsüzlük nedeninin açık ve net olarak bildirilmediğini, karşı dava dilekçesinde HMK 119. maddesi anlamında eksikliklerin bulunduğunu savunmalarında bulunmuştur.B) Birleşen 2017/16 Esas ve bu dosya ile birleşen 2017/43 esas Numaralı Dava Yönünden: Davacı vekili birleşen İstanbul 4....
YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4....
den oluşan heyetten 02.08.2010 tarihli rapor alınmıştır....
Meydana gelen hasar durumunda, makinenin yüksek ağırlığı nedeniyle hemen hemen tüm güvenlikle ilgili ve işlevsel olarak ilgili bileşenlerde hasar oluştuğunu varsaymalıyız. Ek olarak, ana elektrik bileşenlerinin de hasar gördüğü varsayılmalıdır. Makinenin entegre tasarımı nedeniyle, bu bileşenlerin tahribatsız onarımı mümkün değildir....
Pazarlama ve Sanayi A.Ş.’nin 03.01.2013 tarihinde, tüm aktif ve pasifleriyle davacı ...’ne intikal edip bu şirketle birleştiği, 4- Şirketlerin yetki devri ve birleşmesinden sonra taraflar arasında ... bir sözleşme akdedilmeden ticari ilişkinin aynen devam ettiği, 5- Davacı şirketin 12.03.2018 tarihinde, davalı şirketin yükümlülüklerini ifa etmediği gerekçesiyle ihbarda bulunduğu ve 15.06.2018 tarihinde sözleşmeyi feshettiği, 6- Davalı şirketin bu feshin ardından 10.12.2018 tarihinden dava konusu ... markasının tescili için başvuruda bulunduğu, 7- Davalı şirketin 14.03.2019 tarihinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. sayılı dosyası ile haksız fesihten doğan zararın tazmini istemli dava açtığı, 8- Bu süreçte davalı şirketin Filistin’de ... markasını kullanmaya başladığı ve davacı şirket tarafından dava dışı ... Bisküvi ve Gıda Sanayi Anonim Şirketi’ne ......


