- K A R A R - Davacı vekili; müvekkil banka ile davalı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kullanılan kredi sebebiyle oluşan müvekkil banka alacağı ödenmeyince hesap kat ihtarnamesi ve hesap ekstresinin keşide edilerek borçlulara gönderildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla davalı şirket hakkında yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda rehin açığı belgesi alındığını, bu belgeye dayanılarak davalı şirket hakkında genel haciz yoluyla takip yapılmışsa da takibin semeresiz kaldığını, bunun üzerine İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nden ihtiyati haciz kararı alındığını ve İzmir 8.İcra Müdürlüğü'nün 2010/9021 esas sayılı dosyasına ibraz edilerek davalılar hakkında genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalıların yetkiye ve borca haksız itirazları ile takibin durduğunu, davalıların ihtiyati haciz kararına itiraz etmemeleri nedeniyle İzmir...
(M) İİK'nun 168. maddesine göre kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte borçluya ödeme emri tebliğ edildikten sonra, borçlu 5 günlük süre içinde imzaya, borca ve yetkiye icra mahkemesinde itiraz edebilir. İcra mahkemesinde borçlu itirazının incelenmesi için borçluya tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmalıdır. Somut olayda ise borçlunun, takip dayanağı belgenin ödeme emrine eklenmediği gerekçesi ile 15/07/2015 tarihinde ödeme emrinin iptalini talep ettiği, bu şikayet görülmekte iken 21/07/2015 tarihinde icra mahkemesine başvurarak yetkiye, borca, faize itiraz ettiği, bu itirazların incelenmesi sırasında ... 14. İcra Mahkemesi'03/09/2015 tarih, 2015/805 E.-2015/855 K. sayılı kararı ile borçlu yönünden ödeme emrinin iptaline karar verildiği, mahkemece, ödeme emri iptal edildiği, mahkeme kararından sonra da yeni bir ödeme emri çıkarılmadığı gerekçesi ile itiraz süresinde kabul edilerek ......
Başvuru bu hali ile yetkiye ve borca itiraza ilişkin olup, İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca bu itirazın 5 günlük sürede yapılması gerekmektedir. Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüzlüğü iddiası "şikayet" niteliğinde olup, İİK.nun 16/l.maddesi gereğince 7 günlük süreye tâbi olduğundan, ileri sürülmediği takdirde mahkemece resen nazara alınamaz. Somut olayda, borçluya örnek 10 ödeme emrinin 12.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, başvurunun ise 25.03.2014 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Borçlunun icra mahkemesine sunduğu itiraz dilekçesinde, tebligatın usulsüzlüğüne yönelik bir şikayette bulunmadığı halde mahkemece bu hususun resen incelenerek tebliğ tarihinin düzeltildiği ve düzeltilen tebliğ tarihine göre yetkiye ve borca itirazların esastan incelenerek reddine karar verildiği anlaşılmıştır....
Dava, kambiyo takibinde kambiyo vasfına yönelik şikayet ile borca ve yetkiye itiraza ilişkin olup; borçlu, 19/01/2018 tarihinde usulsüz tebligattan haberdar olduğunu beyanla, ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu, yetkiye ve borca itiraz ile birlikte kambiyo vasfına yönelik şikayette bulunmuş ancak borçlunun mahkemeye müracaat tarihi olan 25/01/2018 tarihi itibari ile 5 günlük itiraz süresi geçmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek yetki itirazının kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi, isabetli değildir. O halde, ilk derece mahkemesince, 19/01/2018 ödeme emrini ıttıla tarihine göre 5 günlük itiraz süresi geçtiği gerekçesi ile davanın süre aşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalı tarafın icra takibinde kısmi itiraz ve yetki itirazında bulunduğu, takip konusu borcun para borcu olması nedeniyle takip tarihinde alacaklının yerleşim yerinde takip yapılabileceğinden yetki itirazının yerinde olmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu kısmi itirazda itiraz edilen miktar açıkça gösterilmediğinden geçerli bir itiraz bulunmadığı gerekçesiyle yetki itirazının iptali ile takibin devamına, borca itiraz hususunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, aleyhine başlatılan icra takibine karşı sunduğu itiraz dilekçesinde yetkiye ve borca itirazda bulunmuştur. Mahkemece yetki itirazı kabul edilmemişse de itiraz dilekçesinde takipteki borç miktarına itiraz edilmesi karşısında borca itirazın kısmi itiraz olduğu ve itiraz edilen miktarın açıkca gösterilmediği gerekçesiyle borca itiraz edilmemiş olduğunun kabulü doğru olmamıştır....
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı, İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, ispat yükü altında olan üçüncü kişinin karinenin aksini kanıtlamaya elverişli delilleri sunamadığı, faturaların gerçekliğinin araştırılması için istenen ticari kayıtların bulunmadığının bildirildiği, davacı şirketin hâkim ortağının borçlu ve diğer ortağının da borçlunun eşi olduğu“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir. Dava konusu haciz, takip borçlusu hakkında başlatılan ilamsız icra takibinin, 24.04.2010 tarihli borca itiraz başvurusundan ve icra takibinin durmasından sonra 28.04.2010’da yapılmıştır. İstihkak davalarında geçerli bir haczin bulunması dava şartıdır....
İcra Müdürlüğü'nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından 21.01.2013 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, tüm satış bedelinin işbu dosyaya aktarıldığı, ancak haczin kesinleşmediğini, borçlunun takibe itiraz ettiğini, sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibariyle ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmediğini, bu dosyadan konulan ihtiyati haciz tarihinin 08.12.2012 olduğunu, kendilerinin ilk ihtiyati haciz tarihinin 09.12.2012 olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir. Şikayet olunan vekili; İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün 2011/13120 esas sayılı dosyasından yapılan haczin hem tarih hem de ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle ilk haciz olduğunu, İİK'nın 69. maddesi gereğince borca itirazın satıştan başka hiçbir icra işlemini durdurmayacağını savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikayete konu sıra cetvelinin İstanbul 22....
Buna göre mahkemece ihtiyati hacze vaki itiraz, ancak kanunda gösterilen ve itiraz eden tarafından ileri sürülen itiraz sebepleriyle sınırlı olarak incelenebilir. İİK'nın 258. maddesinde ihtiyati hacze 50. maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verileceği belirtilmiş, aynı yasanın 50. maddesiyle "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir."...
Borçlu vekili, terekenin borca batık olduğunu, alacak yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini bildirerek, ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, duruşma açılarak, İİK.’nun 265. maddesinde sayılan hallere girmeyen ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı borçlu vekilince temyiz edilmiştir. Dava, alınan ihtiyati haciz kararına yapılan itiraza ilişkindir. İİK.’nun 265. maddesi hükmü uyarınca, borçlu, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. İİK.'nun ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257/1. maddesinde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir....
Borçlu vekili, terekenin borca batık olduğunu, alacak yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini bildirerek, ihtiyati haczin kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece, duruşma açılarak, İİK.’nun 265. maddesinde sayılan hallere girmeyen ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı borçlu vekilince temyiz edilmiştir. Dava, alınan ihtiyati haciz kararına yapılan itiraza ilişkindir. İİK.’nun 265. maddesi hükmü uyarınca, borçlu, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. İİK.'nun ihtiyati haciz şartlarını düzenleyen 257/1. maddesinde, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir....


