"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜM : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak; TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; somut olayda daha önce işlediği suç nedeniyle hakkında yakalama kararı verilmiş bulunan sanığın hakkında işlem yapılmasını engellemek amacıyla mağdurun kimlik bilgileriyle kendini tanıtmaktan ibaret eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan...
Ceza Dairesi'nin 13.05.2016 günlü ilamı ile, suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği, kabul ve uygulamaya göre ise, gerekçeli karar başlığındaki suç adının “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma” yerine “iftira” olarak belirtilmesi ve suça sürüklenen çocuğun, mağdur hakkında soruşturma başlamadan önce etkin pişmanlık göstermesi nedeniyle TCK'nın 269/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verildiği, mahkemece bu bozmaya uyulduğu halde bozma gereği yerine getirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, suça sürüklenen çocuk ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmak Gereği görüşülüp düşünüldü: İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği somut olayda; sanığın, 04.07.2014 tarihinde meydana gelen hırsızlık olayı nedeniyle kendi kimlik bilgileriyle arandığı, yakalanmamak amacıyla kendisini akrabası olan ...’nın kimlik bilgileriyle tanıtması şeklindeki eyleminin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları...
Kimlik numarasını söylemesi şeklindeki eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 16.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Yalan Tanıklık, Resmi Belge Düzenlenmesinde Yalan Beyanda Bulunma HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1-Sanık ... hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz siteminin incelenmesinde, Yalan tanıklık suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi hazinenin kamu davasına katılma hakkı bulunmaması nedeniyle mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE, 2-Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde, 5271 Sayılı CMK'nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına" ilişkin karara karşı aynı kanunun 231...
Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık,resmi evrak tanzimi sırasında yalan beyanda bulunma HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I- Sanık hakkında resmi evrak tanzimi sırasında yalan beyanda bulunmak eylemi nedeniyle kurulan hükme yönelik temyiz itirazının incelenmesinde: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Dosyada mevcut 19.09.2007 tarihli adli sicil kaydında gözüken ... 3....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; Yargıtay 13.Ceza Dairesinin 22/11/2011 tarihli görevsizlik kararı ile Dairemize gönderilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: I-Sanık ... hakkında yalan beyanda bulunma suçu nedeniyle verilen hükme yönelik yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nın 343/1. maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasanın 102/4, 104/2. maddeleri ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nın aynı suça uyan 267/1, 66/1-e, 67/4. maddelerinin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması sonucu, anılan Yasanın 7/2, 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri ışığında, zamanaşımı bakımından 765 sayılı Yasa hükümlerinin sanık yararına olması ve aynı Yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen...
suretiyle çocuğun soybağının değiştirilmesi nedeniyle hem TCK'nin 231/1. maddesinde düzenlenen çocuğun soybağının değiştirilmesi, hem de 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinden yalan beyan ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanun‘nun 67/1. maddesinde hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarının oluştuğundan söz etmek mümkün ise de; TCK'nin 206. maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu‘nun 67/1. maddesinde bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın, TCK'nin 231/1. maddesinde ise sadece çocuğun soy bağı konusundaki yalan beyanın yaptırım altına alındığı nazara alındığında, TCK'nin 231/1. maddesinin her iki düzenlemeye göre de "özel norm" niteliğinde olup "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca eylemin yalnızca TCK'nin 231. maddesindeki "çocuğun soybağını değiştirmek" suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre; 2-5271 sayılı CMK'nin 231/8. maddesine...
ün hakkındaki yakalama kararından kurtulmak amacıyla kimlik belgesinin yanında olmadığını ve kimliğinin de Cengiz Çakıroğlu olduğunu beyan ettiği, kolluk personeli tarafından Dikili İlçe Emniyet Müdürlüğü görevlileri ile bağlantıya geçilmesi sonucu sanığın gerçek kimliğine ulaşıldığı ve tutanağın bu isim üzerinden düzenlendiği eylem nedeniyle, sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında; sanığın beyan ettiği kişi olup olmadığını denetleme görevinin kolluk memurlarının görevi olduğu, sanığın verdiği kimlik bilgisinin doğru olup olmadığı hususunun basit bir incelemeyle tespit edilebileceği, zira görevliler tarafından yapılan kontrolde durumun kolaylıkla farkına varıldığı, bu nedenle sanığın kolluk görevlilerini aldatabilecek, hile oluşturabilecek nitelikte bir davranışı bulunmadığı anlaşıldığından yalan beyanda bulunma suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenen kabahati...


