Taraflar arasındaki torunla kişisel ilişki kurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı anne vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı anne vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı babaanne vekili dava dilekçesinde; oğlunun vefat ettiğini ve davalı annenin torunları ... ile müvekkilini görüştürmediğini iddia ederek davacı babaanne ile torunu arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II....
Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını Türk Medeni Kanununun 324. maddesinin (1.) fıkrasında gösterilen yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, kişisel ilişki hakkı kendilerinden alınabilir (TMK m. 324/2). Tarafların müşterek çocuğu 2004 doğumludur. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden annenin Hollanda'da babanın ise Türkiye'de yaşadığı anlaşılmaktadır. Mevcut kişisel ilişki düzenlemesine göre baba ile çocuk yalnızca her yıl Temmuz ayında 15 gün süreyle yatılı kişisel ilişki kurabilmektedir. Kendisine kişisel ilişki hakkı tanınan davalının, bu hakkını amacına aykırı olarak kullandığını kabule yeterli delil mevcut olmadığı gibi, kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzurunun ciddi olarak tehlikede olduğuna ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Kişisel ilişki ile ilgili temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davalı Malatya merkezde, velayet hakları kendisine verilen davacı anne Doğanşehir ilçesinde oturmaktadır. Günümüz ulaşım imkanları ve iki yerleşim yeri arasındaki mesafe dikkate alındığında kişisel ilişki düzenlenirken aynı yer veya farklı yer ayrımı yapılmaksızın kişisel ilişki kurulmalıdır. Bu yön nazara alınmadan yazılı şekilde kişisel ilişki kurulması doğru olmamıştır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki "boşanma" ve "kişisel ilişki kurulması" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kusur belirlemesi, nafakaların miktarı, tazminatlar ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Velayeti anneye bırakılan 23.7.2009 doğumlu Emir Sinan ile baba arasında 1 Temmuz 31 Temmuz tarihleri arasında kurulan kişisel ilişki küçüğün yaşı, anne bakım ve şefkatine muhtaç bulunması nedeniyle süre olarak fazla olmuştur. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir (HUMK.md.438/7)....
Velayet düzenlemesinde olduğu gibi kişisel ilişki tesisinde de asıl olan çocuğun yararıdır ve bu düzenlemede ana ve babanın yararı ile çocuğun yararı çatıştığı takdirde, çocuğun yararına üstünlük tanınması gerekir. Bu durumda mahkemece müşterek çocuk ile davalı anne arasında yatılı kalmayacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kişisel ilişki kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, hükmün velayete ilişkin bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.04.2015 (Salı)...
Çocuklar ile velayet sorumluluğuna sahip olan anne arasında çıkar çatışmasının bulunduğu nazara alınarak çocukları davada temsil etmek üzere kayyım atanması için (TMK m. 426/2) yetkili vesayet makamına ihbarda bulunulması, atanacak kayyımın duruşmaya çağrılması, göstermeleri halinde tarafların ve kayyımın delillerinin toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.05.2017 (Çrş.)...
Diğer bir ifade ile davacı, çocuğun babasıdır. Çocuğun, davalılar Fatih ve Ayşe tarafından evlat edinilmiş olması, davacının çocuğuyla irs ilişkisini kesmez (TMK.md.314/5). Ana ve babasından veya bunlardan birinden ayrı yaşayan çocuk ile ana ve babası birbirleriyle düzenli şekilde kişisel ilişki kurmak ve sürdürmek hakkına sahiptirler. Bu hak, sadece çocuğun yüksek yararları gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir (Çocuk Hakları Sözleşmesi md.9/3, Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi md.4/b). Kişisel ilişki kurma ve sürdürme hakkı, çocuğun kişiliğinin tam ve uyumlu gelişimi için tanınmıştır. Dosyada davacının, çocukla kişisel ilişki kurma hakkını amacına aykırı kullanacağına ilişkin veya babanın bu haktan yoksun kılınmasını gerektirir delil ve ciddi bir olgu yoktur....
Mahkemece, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilşkinin yeniden düzenlenmesi konusunda düzenlettirilen 02.02.2016 tarihli raporda; pedagog bilirkişi, tarafların ortak gocuğu İsmail Yiğit'e otizm tanısı konduğunu ve %80 engelli olduğunu belirtmiş, çocuğun yüksek menfaati gereği velayet hakkının anne de kalması, ancak kişisel ilişki yönünden ise alanında uzman bir hekimden görüş alınması tavsiyesinde bulunmuştur. Gerekçeli karardan anlaşıldığı üzere, uzman hekim telefon ile aranarak hastalık, hastalığın tedavi süreci ve kişisel ilişki konusunda bilgi alındığı belirtilmiş ise de, buna ilişkin her hangi bir rapor düzenlettirilerek, dosya arasına alınmamıştır. O halde, mahkemece dava konusu ortak çocuğun alanında uzman bir hekime sevki sağlanarak kişisel ilişki yönünden rapor düzenlettirilip, diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra sonucu itibariyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir....
Ortak çocuk ile baba arasında 1 Temmuz-31 Temmuz tarihleri arasında yatılı kurulan kişisel ilişki uzun olduğu gibi; ortak çocuğun baba ile hafta sonu kurulan kişisel ilişki günleri de infazda zorluk ve tereddüt oluşturacak nitelikte olup çocuğun bedeni ve fikri gelişmesine engel olacaktır. Küçüğün yaşı ilerlediğinde yeniden kişisel ilişkinin düzenlenmesi de mümkün olduğu gözetildiğinde daha uygun süreli kişisel ilişki kurmak gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan sair yönlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 26.02.2020 (Çrş.)...
Günü saat 17:00’ ye kadar müşterek çocuğun anne ... Koşum’dan alınarak baba ...'a verilmesine" karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı baba tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden annenin ... İli ... İlçesi, babanın ise ... İli ... İlçesi'nde yaşadığı anlaşılmaktadır. Kişisel ilişki düzenlemesinde esas olan çocuğun üstün yararıdır. Çocukla ana baba arasında düzenli kişisel ilişki kurulması ve bu ilişkinin sürdürülmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de bir haktır. Kişisel ilişki tesisinden beklenen amaç çocukla ebeveynleri arasında aile bağlarını geliştirmek ve bu suretle çocuğun sağlıklı gelişimini sağlamaktır. Bu sebeple kişisel ilişki analık ve babalık duygusunu tatmin edecek nitelikte olmalıdır. Kişisel ilişkiye dair ilamlar maddi anlamda kesin hüküm niteliğinde olmayıp koşulların değişmesi halinde yeniden düzenlenmesi her zaman istenebilir....


