Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kooperatif anasözleşmesinin 10. maddesi gereği iradi olarak taşınmazı 3. kişiye satış işlemi ile devir ve temlik eden davacıların taşınmazı sattıkları andan itibaren tüm hak ve alacakları 3 kişiye kendiliğinden intikal ettiğinden üye sıfatına dayalı olarak hiçbir hak ve alacak taleplerinde bulunamayacakları gerekçesiyle, aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar vermiştir Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir. 1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2)Dava, genel kurul kararının iptaline ilişkindir. Davacıların kooperatif üyeliğinden istifa ettikleri davalı kooperatifin de kabulünde bulunduğundan, istifa eden ortakların kooperatiften talep edebilecekleri miktarı çıkma payı alacağıdır....
Asliye Hukuk Mahkemesi ise dava sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayalı olarak açılan bir alacak davasıdır. Davanın bu niteliğine göre talebin vakfiye konusu taşınmazın aynı ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu sebeple davanın taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılmasını gerektiren kesin yetki kuralının uygulanması sözkonusu değildir. Davanın niteliğine göre davada yetkili mahkeme genel hükümlere göre belirlenecektir. "Alacak" davasında davalının ikametgahı mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Bu sebeple davaya bakmakta yetkili mahkeme davanın açıldığı ...4. Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik yönünde hüküm kurmuştur. Somut olayda; vakıf evladı olduğu belirtilen davalıya galle fazlası olarak yapılan yersiz ödemelerin toplamı olan 3.419,73.-TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsili istenilmektedir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının üyelikten ayrılma tarihinin 14.07.2020 olup davacının 2020 yılının genel kurulunun olacağı 2021 içinde yapılacak genel kuruldan 1 ay sonra alacağının muaccel olacağı, alacak muaccel olmaksızın 17.08.2020 tarihinde dava açıldığından dava tarihinde alacağın muaccel olmadığından talepte bulunulamayacağı, davacının ayrılma tarihine göre ayrılma payının Kooparatifler Kanunu Madde 17 ve davalı Kooperatifin ana sözleşmesi madde 15/1 hükmü gereğince 2020 yılının görüşüleceği 2021 yılında yapılacak genel kuruldan bir ay sonra muaccel hale geleceğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
e tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, davalı kooperatif kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılarak, davacının kooperatif üyeliğinden ayrılması nedeni ile kooperatiften üyelikten doğan alacağı olup olmadığı, var ise alacak miktarını gösterir, dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli rapor alınmasına karar verildiği, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen 23/03/2022 tarihli raporda özetle; taraflar arasındaki ortaklık ilişkisinin, ...’ın istifasıyla 2015 yılında sona erdiğini, ...’ın, usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ödeme miktarının 75.000,00-TL olduğunu, bunun 25.000,00-TL’sinin, devir nedeniyle ...’ün hesabına aktarıldığını, bu durumun taraflarca kabul edildiğini ve bu konuda uyuşmazlık bulunmadığını, kooperatif yetkililerinin beyanına göre kalan 50.000,00-TL'nin, ...'...
Genel Müdürlüğü kanundan dolayı mazbut vakfın yönetimin kanuni temsil suretiyle yürütmekte olup, hak ve borçlar tüzel kişiliği olan mazbut vakıf adına doğacaktır. Dolayısı ile aslı vakıf olan taşınmazın satılması nedeni ile doğan alacağın vakfı adına ödenmesi gerekirken kanuni temsilci davacıya ödenmesine karar verilmesi doğru değil ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün üçüncü fıkrasının HUMK'un 438/7 (HMK 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir....
Taraflar arasındaki ihtilafın; Davacının haklı nedenlerle davalı şirketten çıkma şartlarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise pay akçesi ve kar payı alıp alamayacağı, alacak ise miktarı noktasında toplanmıştır. Mahkememizce, banka kayıtları, vergi dairesi kayıtları ile Ankara ... İcra Müdürlüğnün ... sayılı icra takip dosyası aslı ilgili yerlerden getirtilerek dosya arasına alınmıştır....
Davalı vekili, müvekkilinin üst birlik olması nedeni ile tüm üyelerinin kooperatifler olduğunu şahıs üyesi bulunmadığını, üyelerden toplanan aidatların tamamının üyelerin hizmetlerinde kullanıldığını, anasözleşmenin 18. maddesi uyarınca davacının ancak sermaye ve diğer alacaklarını isteyebileceğini, malların bu madde kapsamına girmeyeceğini, müvekkilinin tasfiye sürecinde olmadığından davacının malvarlığından pay isteme hakkının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacı kooperatifin, davalı üstbirliğin üyesi olup, davacının davalı üst birliğe ödediği aidatlardan davacının hissesine düşen yönetim giderlerinin düşülmesi sureti ile davacının alacağının belirlenmesi gerektiği nedeni ile taleple bağlı kalmak sureti ile davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 18.04.2012 tarih 2012/34 Esas 2012/2951 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur....
Hukuk Dairesi, Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarında hareketle 2013 yılında, Vakıf Üniversitesi ile öğretim elemanı arasındaki uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğuna karar vermiştir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 09.12.2013 gün ve 2013/34603 E, 2013/28476 K). Somut uyuşmazlıkta, Vakıf Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışan davacının Devlet Üniversitelerinde olduğu gibi idari sözleşme ile çalıştığı, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu anlaşıldığından, 6100 sayılı HMK.un 114 ve 115. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeni ile davanın usulden reddi yerine esastan karar verilmesi hatalıdır. F) SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, 12.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu davacının 2008 yılında kooperatif üyeliğinden ayrıldığı, 2008 yılı bilançosunun görüşüldüğü, 05.04.2009 tarihli genel kurulda ayrılan ortakların aidat ödemesinin ertelenmesine dair bir karar alınmadığı, dolayısıyla davacı alacağının 06.05.2009 tarihinde muaccel olduğu, 1163 sayılı Kanunun 17. maddesi ve kooperatif anasözleşmesinin 15. maddesi gereğince giderler mahsup edildikten sonra kalan aidat alacağının tahsili isteminin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile 202.400,00 TL'nin 06.05.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir....
, bu sebeple 25.03.2022 tarihinde ıslah talebinde bulunularak harcı da yatırılmak sureti ile müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı 3.494.507,00 TL taviz bedelinin işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İdareden tahsilinin talep edildiğini, Mahkemece ıslah taleplerinin hiç bir şekilde dikkate alınmadığını, vakıf şerhinin terkini talebi ile açılan davada davanın devamında taviz bedeli ödenmiş ise konusu kalmayan dava ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilemeyeceğini, davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından vakıf türünün belirlenerek, belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalmadığını, taviz bedeli ödenmeksizin vakıf şerhinin terkini gerektiğini, ödenmiş olması halinde ise iadesinin gerektiği saptandığı halde dosya içeriğine tamamen aykırı karar verildiğini, Yargıtay uygulamaları gereği vakıf şerhinin terkini istemine ilişkin davalarda harç ve avukatlık ücretinin dava değerine bakılmaksızın...


