WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

Tebligat Kanununun 21/1. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğ tarihi, maddenin son cümlesinde açıkça belirtildiği üzere, iki numaralı fişin, yani ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. Tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesi, tebliğ memurunun yukarıda açıklanan araştırmayı mutlaka yapmasına ve belgelemesine bağlıdır. Bu durumda, somut olayda tebliğ zarfının üzerine, tebligatı çıkaran mercii tarafından Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; tebliğ memurunun tebliğ işlemini TK'nun 21/2. göre yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Öte yandan tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre değerlendirilmesi halinde de; muhatabın tevziat saatlerinden sonra adresine dönüp dönmeyeceği ve bu konuda bilgisine başvurulan kişinin sıfatının ve kimliğinin tebliğ mazbatasında tespit ve tevsik edilmediği belirtilmediğinden ödeme emri tebliğ işlemi usulsüzdür....

Muhatabın tebliğ sırasında orada bulunmadığı saptanmadan Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine göre tebligat yapılamaz. Muhatabın tebliğ yapılacağı sırada ikametgah adresinde bulunmadığı tespit edilip tebligat tutanağına yazılmamış ise muhatap ile birlikte oturan kişiye yapılan tebliğ, usulsüz tebliğdir. Taşınmaz satış ilanı tebliğinin (İİK m. 127) tebliğ anında muhatabın orada bulunup bulunmadığı usulünce tespit edilmeden matbu tebliğ kaşesi basılarak muhatap ile birlikte aynı konutta sürekli oturan kişiye yapılması Tebligat Kanunu’nun 16. maddesine aykırı ve bu nedenle de usulsüz tebliğ hâli söz konusu olacağından ihalenin feshi gerekir (Muşul, Timuçin; Tebligat Hukuku, Ankara 2018, s. 304-306; Albayrak, Hakan: Tebligat Hukuku, Ankara 2022, s. 99). 32. Somut olayda ise şikâyetçi borçlu adına çıkarılan satış ilanı “Aynı konut altında muhatapla birlikte ikamet eden kardeşi ... imzasına tebliğ edilmiştir” şerhi ile 08.07.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir....

İcra Müdürlüğü'nün 2015/4469 sayılı takip dosyasının tarafı olmamasına rağmen icra emrinin müvekkiline tebliğ edildiğini ileri sürerek tebligatın ve takibin müvekkili yönünden iptalini istemiştir. Mahkemece, şikayetçiye tebliğ edilen icra emrinde, tebligat zarfında ve takibe dayanak ilamda şikayetçinin isminin yer almadığı, bu durumda şikayetçinin muhatabı olmadığı tebligatı iade etmesi gerekirken şikayet yoluna başvurmasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş; hüküm, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Somut olayda, icra takibine dayanak yapılan ilamda ve takip talepnamesinde şikayetçi Belediye Başkanlığı'nın ismi yer almadığı halde kendisine icra emri tebliğ edilmişir. Şikayetçinin, takip talepnamesine ve icra emrine aykırı olarak yapılan icra memuru işleminin iptal edilmesini istemesinde hukuki yararı vardır....

Her ne kadar davacı tarafça davalı tasfiye memurunun aynı zamanda icra dosyasında borçlu olup derdest icra takibi varken tasfiye işlemini usulsüz olarak sonlandırdığı, bu nedenle ek tasfiye memuru olarak atanmasının mümkün olmadığı iddia edilmiş ise de; bu konuda bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi maddi gerçeklik, dürüstlük ve iyi niyet kuralları açısından bir engel bulunmamaktadır....

Şikâyetin usulsüz düzenlenen bu belgenin iptaline ilişkin şikâyet niteliğinde olduğu ve belirtilen gerekçelerle bozulması gerektiği kanaatiyle Sayın Çoğunluğun belgenin sıra cetveli olduğu kabulü ve başvurunun bu belgedeki sıraya itiraz davası nitelemesi ile verdiği onama kararına katılamıyoruz....

İlki, icra kefili olan şikâyetçinin, 02.04.2008 tarihli haciz sırasında kabul ettiği kefaletin, haciz tehdidi altında verildiğinden geçersizliği nedeniyle takibin iptali; ikincisi ise icra kefili şikayetçiye tebliğ olunan icra emrinin, icra müdürlüğünün mührü, imzası, kaşesi ve düzenlendiği tarihi taşımaması nedeniyle, kanuna aykırı olduğundan iptalidir. Şikayet dilekçesinde ayrıca icra emrinin usulsüz tebliğ edildiği şikayete konu edilmişse de yargılama aşamasında vekili imzalı beyanı ile tebligatın usulsüzlüğü yönünden şikayetleri olmadığını bildirmiştir. Karşı taraf/alacaklı banka, şikayetin yerinde olmadığını, icra emrinin yasal unsurları taşıdığını, icra kefaletinin de geçerli olduğunu ifadeyle şikayetin reddini savunmuştur. Mahkemece, icra kefili/şikayetçinin borçlulardan A..... yönünden kefil olduğu, bu borçlunun hakkındaki takip kesinleşmediğinden 02.04.2008 tarihli kefaletin geçerli olamayacağı, gerekçesiyle şikayeti kabulüne, icra emrinin iptaline karar verilmiştir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usulsüz tebligat şikayetinin reddine karar verilmiştir. Gerekçede özetle; somut olayda, her ne kadar davacı tarafça itiraz eden borçlu vekilinin ...'ne ait vekaletname sunmadığından bahisle bu borçlu yönünden verilen 09.02.2021 tarihli icra müdürlük kararının iptali ile bu şirket yönünden takibin kesinleştirilmesi talep edilmiş ise de itiraz eden tarafça ...'ne ait 31.12.2021 tarihine kadar geçerli olmak üzere vekaletnamenin icra dosyasına ibraz edilmiş olduğunun anlaşıldığı ifade olunmuştur. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....

a yapılan temlikin geçersizliğinin tespiti ve 14.03.2016 tarihli kapak hesabının iptali mahkememizden talep olunmuş ise de; alacağın esasına yönelik bir tartışma ve ihtilafın dosyaya yansımadığı, uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklandığı, icra müdürlüğünün 14.03.2016 tarihli muhtırası ile borçlu olunmadığının tespiti yolundaki talep açısından icra memurluğunun işlemini şikayet yoluna gidilmesi gerekeceği, her ne kadar davacı vekilince davalı ...tarafından diğer davalı ...'a yapılan temlikin geçersizliğinin tespiti de talep olunmuş ise de; anılan talebin esasen 13.01.2010 tarihli icra müdürlüğü yazısı ve kararına dayandığı, bu yazıda temlik edilen 1.000.000 TL' lik alacak kısmının temlik alacaklısı ...'a veya icra dairesine ödenmesinin bildirildiği, icra müdürlüğünün bu yazısına karşı da şikayet yoluna gidilmesi gerekeceği, nitekim benzer uyuşmazlığın Beyoğlu ......

A.Ş. icra mahkemesine başvurusunda, 2. haciz ihbarnamesinin usulsüz tebliğ edildiğini ileri sürerek tebliğ tarihinin düzeltilmesini istediği, mahkemece şikâyetin kabulüne karar verildiği görülmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Haciz ihbarında bulunulan 3. kişinin kendisine gönderilen haciz ihbarı tebliğ işleminin usulsüz olduğunu ileri sürmesi İİK'nın 16. maddesi anlamında bir "şikâyet" olup, aynı Yasanın 16/l. maddesi gereğince bu şikâyetini işlemi öğrenme tarihinden itibaren 7 günlük sürede icra mahkemesine yapması gerekir....

Noterliği'nin 05.05.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle müvekkil şirket tarafından tek taraflı olarak haklı nedenle feshedildiğini, fesih bildiriminin davacının müvekkil şirkete bildirmiş olduğunu ve temsilcilik sözleşmesinde yazan adresine tebliğe çıkarıldığını ancak davacının müvekkil şirkete verdiği adres bilgisinin eksik olması nedeniyle ilk etapta tebliğ edilemediğini, akabinde davacının mernis adresine 05.07.2021 tarihinde tebliğ edildiğini, müvekkil şirketin yetkili bir ödeme kuruluşu olması nedeniyle 01.01.2020 tarihinden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun, bu tarihten sonra ise Merkez Bankası tarafından düzenli olarak denetlendiğini, buna ek olarak müvekkil şirket adına ödeme hizmetleri kapsamında gerçekleştirilen işlemlerin Mali Suçları Araştırma Kurulu'nun düzenli denetimine tabi olduğunu, bu sebeple müvekkil şirket açısından temsilcilerin yasal mevzuata uygun olarak ödeme hizmeti işlemlerini gerçekleştirmesinin elzem olduğunu, davacının yazılı uyarı...

UYAP Entegrasyonu