fıkrasına uygun olarak adres kayıt sistemindeki adresine tebligat yapılması gerektiği gözetilmeden, gerekçeli kararın yokluğunda hüküm tesis edilen katılan ...’ün duruşmada bildirdiği adresi yerine MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edilmesi ve tebliğ evrakında bilgisine başvurulan ve haber verilen komşunun imzadan imtina hakkı bulunmakta ise de isimden imtina hakkı bulunmadığı gözetilmeden isimden imtina ettiğinin belirtilmesi nedenleriyle usulsüz olduğu, katılan ...’a yapılan gerekçeli karar tebliğinin ise Tebligat Kanununun 18. maddesine uygun yapılmaması nedeniyle usulsüz olduğu ve temyiz iradelerinin belirlenmesi bakımından gerekçeli kararın yöntemince tebliğ olunması gerektiği, Anlaşıldığından, sanıklar ... ve ...’un temyiz davası istekleri hakkında şimdilik bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA ve dosyanın, katılanlar ... ve ...’a gerekçeli kararın usulüne göre tebliğ işlemleri gerçekleştirildikten sonra ve temyiz dilekçesi verildiği takdirde EK TEBLİĞNAME...
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın yokluğunda verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 09/09/2014 tarihli kararın, MERNİS adresinde 24/09/2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre ve aynı adreste 28/11/2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği ancak ilk tebliğe ilişkin evrakta sanığın askerde olduğunun tespit edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesinin 1. fıkrası ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 22. maddesi hükümleri uyarınca tebligatın kıta komutanı ve kurum amiri gibi en yakın üste, usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi gerekirken Tebligat Kanunu'nun 21/2. ve 21/1. maddesine göre yapılan tebliğlerin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın da usulsüz olarak kesinleştirildiği dolayısıyla bu kararın kesinleşmediği, buna bağlı olarak da sanığa verilen 02/12/2015 tarihli mahkûmiyet kararının hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, sanığın temyiz dilekçesinin, 09/09/2014 tarihli hükmün açıklanmasının...
Güroymak/BİTLİS" adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tebliğ edilmesi, tebligatın bila-tebliğ iade olması halinde ise 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca MERNİS adresine tebligat yapılması gerekirken, bu hususa uyulmadan yapılan tebligatın usulsüz olduğu, hükmü temyiz etmeyen sanık ...'ın "... Yıldırım/Bursa" adresine çıkartılan tebliğe ilişkin tebligat parçası incelendiğinde ise, tebligatı aynı konutta oturduğunu beyan eden ...'ın teslim aldığı, ancak bu kişinin tebligat tarihinde sanıkla yakınlık derecesinin ve sanığın adreste bulunmama sebebinin belirtilmediği anlaşıldığından, yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğu cihetle, Gerekçeli kararın sanık ...'...
Temyiz Sebepleri Borçlu vekili temyiz dilekçesinde; istinaf incelemesinde her ne kadar ''muhatabın ... yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı'', bu sebeple usulsüz tebligatın söz konusu olduğu öne sürülmüşse de bu değerlendirmenin son derece hatalı olduğunu, tebligat esnasında gerekli hususların sorulduğunu, tebligat esnasındaki mevcut durumun tebliğ mazbatasının üzerine yazıldığını,davacı vekilinin davacı şirket bünyesinde sürekli olarak bulunmak kaydıyla maaşlı olarak çalıştığını, şirket bünyesinde, şirket adresinde ve şirkete bağlı olarak, sürekli ve bağımlı bir şekilde çalışan vekile tebligatın da Tebligat Kanunu 17. madde ve Yönetmelik 26. maddesine göre yapılabileceğini, tebliğin usule uygun olduğunu iddia etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usulsüz tebliğ şikayetine ilişkindir. 2....
Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben yazdığı “Yargılamanın yenilenmesi” dilekçesinde, müvekkilinin 11920 parselde hissedar olduğunu, kendisine yargılama boyunca usulüne uygun tebligat yapılmadığını, dava dilekçesinin “Yengesi” imzasına usulsüz tebliğ edildiğini ve sonraki tebligatların da yine aynı adrese TK m 35’e göre usulsüz tebliğ edildiğini, halbuki davalının Türkiye’de yaşamadığını, tebligatlar usulsüz olduğundan kesinleşme şerhi kaldırılarak yargılamanın yeniden yapılmasını istemiştir. Davacı vekili ise, ...’a dava dilekçesinin tebliğ edildiği adreste yengesine, satış dosyasında ise yine aynı adrese yapılan tebligatın bizzat davalı ...’a yapıldığını, davalının iddiasının süreci uzatmaya yönelik olduğunu, davacının hissesi olan 11920 parsel dışındaki diğer taşınmazların ihalesinin yapıldığını belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinin reddini savunmuştur. Mahkemece verilen 04.03.2016 tarihli Ek Kararda; İzmir 3....
tamamının 03.08.2006 tarihinde “oğlu ... ...” imzasına yapılmış bulunması karşısında bu tebligatların usulsüz olduğu görülmüştür....
Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir Dosyanın incelenmesinde; satış kararı tarihinden önce borçlular vekili olarak sunulmuş bir vekaletname bulunmadığı görüldüğünden satış ilanı tebligatlarının borçlu asillere çıkarılmasında bir usulsüzlük yoktur. Ancak borçlu ...'a satış ilanının 06.10.2015 tarihinde “alıcı o anda şehir dışında olup daimi işçisi ... imzasına tebliğ edildi” şerhi ile tebliğ edildiği, tebliğ işleminin ...'ın takibin borçlu olması sebebi ile 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 39. maddesi kapsamında hasma tebligat niteliğinde ve usulsüz olduğu, alacaklı vekilinin icra müdürlüğüne başvurarak satış ilanı tebliğ işlemi usulüne uygun olmadığından, yeniden tebligat çıkarılmasını talep ettiği, borçlu ...'...
ya 22.7.2015 tarihinde tebliğ edilerek 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldı” şerhiyle tebliğ edildiği, ancak tebligatta Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesinde öngörülen; tebligat çıkarılan adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda tebligatın TK'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılmasına dair meşruhat bulunmadığı, bu haliyle satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. İİK'nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya tebliğ edilmelidir. Şikayet eden borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi başlı başına ihalenin feshi sebebidir. O halde mahkemece, belirtilen nedenle ihalenin feshine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
a çıkarılan gerekçeli kararın tebliğine ilişkin evrakın ,Tebligat Kanunu 21 maddesine ve tüzüğün 28. maddesine aykırı olarak komşu adı ve imzasını içermediği bu haliyle usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. Davalılar ..., ..., ... ve vasi ...'ya çıkarılan hükmün tebliğine ilişkin tebliğ belgesinin ... Kasabasında aynı konutta yeğeni denilerek ...'ya tebliğ edildiği bu haliyle usulsüz olduğu da anlaşılmaktadır. Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve vasi ...'ya kararın usulünce tebliğ edilip temyiz süreleri beklenerek tebligat evrakının dosyaya eklenmesi ve bundan sonra temyiz incelemesine gönderilmesi için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 23.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
ın yargılamada bildirdikleri son adreslerine çıkartılacak olan tebligatlar bila tebliğ iade edilmesinin ardından kayıtlarda görünen mernis adreslerine bu hususta şerh düşülerek gönderilip, mahallinde yapılacak araştırmada muhatapların adresten geçici olarak ayrıldığının tespiti veya tebellüğden imtina etmeleri halinde Tebligat Kanununun 21/1, muhatapların adreste hiç oturmadıklarının veya adresten sürekli olarak ayrıldıklarının belirlenmesi halinde ise anılan Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği gerekirken, katılanlar ..., ... ve...'in beyan ettikleri adresler yerine doğrudan mernis adreslerine çıkartılan tebligatların Tebligat Kanunun 21. maddesine istinaden yapılan tebliğlerinin usulsüz olduğu, yine katılan ...'...


