Mahallesi 536 sokak No:3500" adresine tebligat çıkarıldığı, suça sürüklenen çocuğa yapılan tebligat işleminin usulsüz olduğunun anlaşılması karşısında, usulsüz tebligat işlemine dayanılarak ve uzlaşmanın gerçekleşmediği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 17.05.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Adres kayıt sisteminde bulunan adresin bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi için bilinen en son adrese tebligat yapılamamış olması veya bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mümkündür. Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar (Teb. K. m. 10/2). Bu bakımdan mahkeme kararı ve temyiz dilekçesinin tebligat zarfında mernis adresi olduğu belirtilmeksizin davalının bilinen adresine tebliğ için gönderilmesi, şayet tebligatın yapılamaması halinde Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesi uyarınca sistemdeki adresin bilinen son adres olduğu kabul edilerek buna göre mernis adresi olduğu belirtilerek tebligatın çıkarılması gerekmekte olduğundan, bu haliyle davalıya yönelik tebligat geçersizdir....
a tebliğ edilmiş, bu tebligat usulsüz kabul edilmiş yeniden aynı adrese çıkarılan tebligat 15.08.2012 tarihinde birlikte gelini ...'a tebliğ edilmiş bu tebligatta usulsüz kabul edilerek PTT görevlisine “Daha önce yapılan iki tebligatta, tebligatın başka şahıslara yapılmasına rağmen, birlikte sakin olup olmadıkları, reşit olup olmadıkları bildirilmemiş bu nedenle üçüncü kez tebligat yapılmaktadır. Bu kez de aynı hataların bulunması halinde hakkında suç duyurusunda bulunulacağı” ihtar edilmiş aynı adrese 3. kez çıkarılan tebligat, Tebligat Kanununun 21. maddesine göre 13.11.2012'de tebliğ edilmiş, bu tebligatta geçersiz kabul edilerek davacının Giresun'daki mernis adresine Tebligat Kanununun 21. maddesine göre 17.12.2012 tarihinde tebligat yapılmış, davacı 28.12.2012 tarihli dilekçesi ile tebligatın dava dilekçesindeki adresi olan ... Mah. ......
Adres kayıt sisteminde bulunan adresin bilinen en son adres olarak kabul edilebilmesi için bilinen en son adrese tebligat yapılamamış olması veya bu adresin tebliğe elverişli olmaması halinde mümkündür. Bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adreste tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar (Teb. K. m. 10/2). Bu bakımdan, mahkemenin gerekçeli kararının ve davacının temyiz dilekçesinin davalının bilinen en son adresine tebliğe çıkarılması gerekirken; bilinen en son adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan veya bu adrese tebligat yapılamadığı görülmeden doğrudan mernis adresinde tebligatın yapılması; yapılan tebligatı usulsüz kılar....
Borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesi ise başlı başına ihalenin feshi sebebidir. 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda borçlu şirketin, 01/12/2017 tarihinde tasfiye haline girdiği ve borçlu şirkete, diğer borçlu ...'nun tasfiye memuru olarak atandığı görülmüştür. Borçlu şirket adına tasfiye memuru sıfatı ile diğer borçlu ...'ya 17.08.2018 tarihinde yapılan satış ilanı tebliği usulsüz olup mahkeme kararı bu yönüyle yerinde ise de; dosyada mevcut tasfiye memuru ...'...
Şu hale göre, vekil ile takip edilen işlerde vekile tebligat zorunlu olduğundan, asile yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmaması da sonuca etkili değildir. Kaldı ki somut olayda, vekili bulunmasaydı dahi, borçlu asile 27.11.2014 günü yapılan satış ilanını içeren tebligat, muhatabın adreste olup olmadığı tespit edilmeden doğrudan aynı konutta yaşayan sıfatı ile iş arkadaşına yapılmış olup, anılan tebligat 7201 sayılı Kanun'un 16. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği'nin 25. maddesine (adres, iş adresi sayıldığı takdirde aynı Kanunun 17. maddesine ve Yönetmeliğin 26. maddesine) göre de usulsüz sayılacaktır. İİK.nun 127. maddesi gereğince taşınmaz satışlarında, satış ilanının bir örneği borçluya (varsa vekiline) tebliğ edilmelidir....
Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddelerine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Bu durumda muhatabın o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmelidir. Şerh gereğinin yerine getirilmemesi ise tebligatı usulsüz kılar. Somut olayda satış ilanı, borçlu şirket vekili Av. V.. K.. adına 25.03.2015 tarihinde “Tebliğ evrakı işyerinde almaya ehil ve yetkili işçisi/memuru/amiri imzasına tebliğ edilmiştir.” şerhi ile G.. Ö.. imzasına tebliğ edilmiş ise de, muhatabın iş yerinde bulunup bulunmadığına dair bir açıklamanın tebliğ evrakında yer almadığı görülmekle, borçlu vekilinin adreste bulunmadığının tespiti yapılmadan çalışana yapılan tebligat usulsüzdür....
Ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunun ileri sürülmesi "şikayet" niteliğinde olup, İİK'nun 16/l. maddesi gereğince şikayetin, işlemi öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılması zorunludur. Somut olayda; borçluya örnek 7 ödeme emrinin 08.12.2015 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 16.12.2015 tarihinde takip dosyasına vekalet sunduğu, aynı tarihte de icra müdürlüğüne sunulan itiraz dilekçesi ile takipten 14.12.2015 tarihinde haberdar olunduğunun bildirildiği, ancak icra mahkemesine başvurunun 21.07.2016 tarihinde yapıldığı görülmektedir. Bu durumda, usulsüz tebligat şikayetinin İİK'nun 16/l. maddesi gereğince öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece; şikayetin süre aşımından reddi gerekirken, istemin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir....
DAVA Davacı borçlu icra mahkemesine başvurusunda: aleyhine yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve elektronik olarak çıkartıldığı, halbuki Tebligat Yönetmeliğinin 5. maddesinde sayılan ve elektronik tebligat yapılması zorunlu olan kişilerden olmadığı ayrıca takibe konu bonolarda borçlunun keşideci değil bonoların alacaklısı-lehtarı olduğu, takibe konu bonolar nedeniyle alacaklı tarafından keşideciye ödememe protestosunun gönderilmediği buna ilişkin belgelerin icra dosyasına sunulmadığı, bu nedenle alacaklının lehtar ciranta konumunda olan borçlu aleyhine takip hakkının bulunmadığı şikayetiyle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II....
Bu haliyle yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmaktadır. c) Hal böyle olunca; a ve b bentlerinde anılan nedenlerle, Mahkemece adı geçen kişilere gerekçeli karat ve temyiz dilekçelerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilerek temyiz süresinin beklenilmesi, bundan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 04.04.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....


