Bu ispatın, davanın maddi vakıasını ispat edemediğinden davanın reddine,davacının takipte kötü niyeti ispat edilemediğinden halef olarak ayıplı imalat inancıyla bu davayı açtığı da dikkate alındığında davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmaması nedeniyle reddine, ..." karar verilmiştir. İstinaf incelemesine konu istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin 10/11/2021 tarihli ek kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "davalı ... AŞ vekili Av. ... tarafından 10/11/2021 tarihli dilekçe ile istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de, Mahkememiz tarafından verilen 30/09/2021 tarih 2019/524 Esas 2021/912 sayılı karar Davalı ... AŞ vekili Av. ...'a 23/10/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince 10/11/2021 tarihinde yapılan istinaf başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından başvurunun süre yönünden reddine, ..."karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki “maddi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.03.2011 gün ve 2009/13 E., 2011/145 K. sayılı karar davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 13....
Bu durumda, davalının istinaf talebine konu kabul edilen miktar 722,25 TL olup, miktar itibariyle kesin karar olduğundan, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.Buna göre maddi tazminat talebine ilişkin hükmün, ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarih itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, maddi tazminat yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine, Davacı yönünden yapılan istinaf istemine göre; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; Fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır....
Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.... ” şeklindedir. c. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un, "Ayıplı Mal" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: "...Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar. Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz." d. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un, "Ayıplı Mal" kenar başlıklı 30 uncu maddesi şöyledir: "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır."...
nun 219. maddesine göre; satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile, onlardan sorumludur. Malın ayıplı olması halinde alıcıya tanınan haklar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 227. maddesinde düzenlenmiştir....
Davacı, ayıplı mal teslimi sebebiyle uğradığı zararı, depo masraflarını ve kâr kaybını talep etmektedir. TBK. m. 219'a göre, satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik ve niteliği etkileyen niceliğe aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumludur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur. Şu halde ayıptan sorumluluk; ya zikir ve vaat olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir. Alıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümlerden yararlanabilmesi için kanunun kendine yüklediği külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia olunan ayıpları satıcıya bildirme külfetidir....
Öte yandan, davacı yanca manevi tazminat talebinde de bulunulmuşsa da, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin kötüleme amacı taşımaması, yanıltıcı beyan mahiyetinde olup davacının kişilik haklarını, doğrudan ticari itibarını hedef almaması ve davacı tarafça manevi tazminat istemi somutlaştırılmadığı gibi kişilik haklarının zarar gördüğünün elverişli delillerle de ispat olunamaması nedeniyle manevi tazminat istem koşullarının eldeki uyuşmazlık bakımından oluşmadığı sonucuna ulaşılmış; tüm bu nedenlerle, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Öte yandan, davacı yanca manevi tazminat talebinde de bulunulmuşsa da, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin kötüleme amacı taşımaması, yanıltıcı beyan mahiyetinde olup davacının kişilik haklarını, doğrudan ticari itibarını hedef almaması ve davacı tarafça manevi tazminat istemi somutlaştırılmadığı gibi kişilik haklarının zarar gördüğünün elverişli delillerle de ispat olunamaması nedeniyle manevi tazminat istem koşullarının eldeki uyuşmazlık bakımından oluşmadığı sonucuna ulaşılmış; tüm bu nedenlerle, davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....
Davalı kooperatife yönelik açılan dava yönünden yapılan incelemede; Yapı kooperatifinin ana amacı ortakların akçalı yükümlülüklerini yerine getirmeleri karşılığında anasözleşmeye uygun, konut ya da işyeri teslim etmektir. Konut karşılığı tazminat isteyebilmesi için, kooperatifin inşaatlarının bitirilip konut tahsisi aşamasına gelindiği ve diğer üyelere tahsis ve teslim yapıldığı halde davacıya konut tahsis ve tesliminin yapılmaması gerekir. Bu husus, bu tazminatın istenebilmesinin ön koşuludur. Bu önkoşulun gerçekleşmesinden sonra, davacı için çeşitli nedenlerle konut ya da işyeri tahsisi imkânsızlığı ortaya çıktığında ortağın uygun bir tazminat isteme hakkı bulunmaktadır....
Mahkemece, "Dava, haksız haciz/satış sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 1-Tüm dosya kapsamından; davalı banka tarafından davacı ve diğerleri aleyhine Samsun 5.İcra Dairesinin .... sayılı dosyasından yapılan ilamsız takibin kesinleşmesi üzerine talep edilen satış sonucu davacıya ait Samsun ili .... ilçesi .... mahallesi .... ada .... parselde kayıtlı .... ve .... nolu bağımsız bölümlerin satıldığı, davacının ise takip sebebiyle borçlu olmadığını, yapılan takibin/haczin ve talep edilen satışın haksız olduğunu, maddi manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. 2-Davacı, dava dışı borçlunun, davalı banka ile yaptığı 16/04/2014 tarihli kredi sözleşmesine kefil olmuş, borcun ödenmemesi üzerine davalı bankanın Samsun 5.İcra dairesinin .... sayılı dosyası ile davacı ve diğer borçlular aleyhine ilamsız takip başlatmış, takibin kesinleşmesi sonucu davacıya ait Samsun ili .... İlçesi ......


