WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

Köyünde adına kayıtlı 609 parsel sayılı taşınmaza bitişik Işıklar mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini talep etmiş, yargılama aşamasında dava konusu taşınmaza 1412 parsel numarası verilerek ihdasen orman niteliği ile hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur Davacı, 15.01.2014 tarihli dilekçesi ile; davalı Orman Yönetiminin dava konusu taşınmazın maliki olduklarından bahisle zilyetliğine ve taşınmazın bakımını yapmasına engel olduğunu bu nedenle dava sonuçlanıncaya kadar taşınmazda zilyetliğinin devamı yolunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının 6100 sayılı Kanunun 389. vd maddeleri gereğince yasal koşulları bulunmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir....

Şöyle ki; çekişmeli taşınmaz eski tarihli memleket haritalarında açık alanda, amenajman haritasında ziraat arazisi rumuzlu alanda kalmakta olup öncesi itibariyle orman sayılamayan yerlerden olduğu, 6831 sayılı Yasanın 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde bulunmadığı, orman olarak tescil harici bırakılmasının da söz konusu olmadığından orman kadastrosundan önceki zilyedliğe de değer verilmesi gerektiği, bozma kararından önce alınan ziraat bilirkişi raporuna göre 144 ada 5 ve 6 nolu parseller ile toprak karakterleri aynı özellikte ve bütünlük oluşturdukları, kültür bitkileri yetiştirilen tarım arazisi vasfında olduğu anlaşıldığından, 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri gereğince zilyedlik yoluyla kazanım şartlarının davacı yararına oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tereke tespiti ... ve ... ile ... aralarındaki terekeden el çektirilmesine dair... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 24.06.2010 gün ve 52/26 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, TMK 589. ve devamı maddeleri gereğince açılan muris ...nın terekesinin tespiti, korunması tereke defterinin tutulması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, müteveffa ... 'nın terekesini temsilen yapılacak işlemler bakımından ...'ün tereke temsilcisi olarak atanmasına, ek karar ile müteveffanın mevcut terekesi tespit edildiğinden mahkemece yapılacak başka bir işlem kalmadığından terekeden el çekilmesine karar verilmiş, terekeden el çekilmesine ilişkin ek karar davalı mirasçı ... tarafından temyiz edilmiştir....

KARAR Davacı, 2007 model sıfır km. aracı davalılardan ...’e sattığını ve onun adına tescil edildiğini, ancak aracı satış bedeli ödenmediğinden davalıya teslim edilmediğini, davalı ...’in araç bedeli için diğer davalı ... AŞ.’den tüketici kredisi kullandığını, ancak kredi geri ödemeleri yapılmayınca davalı bankanın usulsüz olarak yapılmış rehin sözleşmesine dayanarak aracı haczettirdiğini, böylelikle araç üzerindeki zilyetliğinin rızası hilafına elinden çıktığını, ileri sürerek araç üzerindeki hapis hakkının korunmasına ve TMK’nun 982. ve 989. maddeleri gereğince zilyetliğin iadesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir....

Hâl böyle olunca; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince, görev dava şartlarından olup mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerektiğinden, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğundan bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, işin esasına yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

devri ve hükmen teslim yolu ile aracın mülkiyetini kazanamayacağı, zaten zilyetliği devredenin de malik olmadığı, davalının bu savunmasının yerinde olmadığı, dava konusu aracın davacı çocuğa tesliminin 4721 sayılı Kanun gereğince çocuk mallarının korunması kapsamında iadesinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu ... plakalı aracın zilyetliğinin davalıdan alınarak ortak çocuk ...'...

Yapılan bu saptamalar karşısında davanın TMK. nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası olmayıp ayni hakka (muhtesata) ilişkin TMK. nun 683. maddesi uyarınca çözümlenmesi gereken müdahalenin önlenmesi, A1 den B1’e açılan kapının kapatılması ve eski hale getirilmesi ile ilgilidir. TMK. nun 6. maddesi uyarınca herkes iddia ve savunmasını kanıtlamakla yükümlüdür. Davalı ... tapusuz durumda bulunan B1’i tapulu yerle birlikte satın aldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı gibi bu hususu tanık beyanlarıyla da kanıtlamamıştır. Dinlenen tanıkların ağırlıklı beyanları ise davacı tarafından tapusuz yerin satılmadığı yöndedir. O halde, davalının tapuda satın aldığı hak 2/60 arsa paylı 15 nolu meskenin çap miktarıyla geçerlidir (TMK m.719). Şu halde, toplanan tüm deliller karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması doğru değildir....

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2010 tarihli ve 2021/121 Esas, 2021/585 Karar sayılı kararıyla; ihalesi yapılan 5138 Ada, 3 Parsel A Blok. Kat:1 No:2 sayılı taşınmaz ile 981 Ada, 9 Parsel Kat:1 No:3 sayılı taşınmazlar için açılan ihalenin feshi talebinin feragat nedeniyle reddine, davalı ...'e ihale edilen ... İli, ... İlçesi, Tablakaya Mahallesi, 981 Ada, 9 Parsel Kat:10 No:56 no'lu bağımsız bölümün ihalesinin feshi bakımından incelemede; satış bedelinin, muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalede zarar unsuru gerçekleşmeyeceğinden, davaya konu taşınmazın muhammen bedelinin üzerinde satıldığı anlaşılmakla, bu taşınmaz yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili 981 ada, 9 parsel kat:10 no:56 no'lu bağımsız bölüm yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....

kapsamında kalacak biçimde ayni hakka dayalı müdahalenin önlenmesi davası mı olduğu, yoksa konutların ve uyuşmazlık konusu duvarın üzerine yapıldığı zeminin Hazineye ait arazi olması nedeniyle TMK’nun 981 ve devamı maddelerinde yer alan zilyetliğin korunması davası mı, olduğunun belirlenmesi, buna göre değerlendirmenin yapılması, iki taşınmazın arasında bulunan duvarın hangi tarihten itibaren var olduğunun yerel bilirikişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması, aynı biçimde davacının konutu üzerinden davalı tarafından geçirilen elektrik tellerinin yine hangi tarihten itibaren çekildiğinin ve kullanıldığının tespit edilmesi, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, hiçbir delil toplanmadan ve yetersiz bir gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır....

Sözleşme gereği edimini yerine getiren yüklenici, kendisine düşen bağımsız bölümleri yazılı olmak koşulu ile BK’nun 162 ve devamı maddelerine göre üçüncü kişilere devir ve temlik edebilmektedir. Oturmak amacı ile konut satın alan kişi ile yüklenici arasında düzenlenen sözleşme, BK.’nun 162. maddesi hükmüne göre alacağın temliki mahiyetinde olup, bu tür sözleşmelerin resmi biçimde yapılması zorunlu değildir. Somut olayda, düzenlenen adi yazılı sözleşmenin bu nitelikte olup, eser sözleşmesi mahiyetinde olmadığı ve konut satışının da 4077 Sayılı Yasa kapsamında bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığına göre, uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 Sayılı HMK.’nun 21. ve 22.(1086 sayılı HUMK.’nun 25. ve 26.) maddeleri gereğince .......

UYAP Entegrasyonu