Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2012 Tarihli ve 2012/664 Esas, 2012/618 Karar Sayılı Kararı Somut olayda dava konusu edilen 356 ada 48 parsel sayılı taşınmazın ... adına tescilli olup ...’nın kullanımında olduğunun beyanlar hanesine yazıldığı, davacı bu yerin 200 m2 lik bölümünün zilyedi olduğu iddiasında olup zilyetliğinin korunması amacıyla zilyetliğe ilişkin beyanlar hanesinin düzeltilmesi için dava açtığı, davacı taşınmazda malik olduğu iddiasında olmadığı, taşınmazda kendisinin zilyet olduğu iddiasıyla tapu kaydının beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhinin düzeltilmesini ve kendisinin zilyet olarak yazılmasını talep ettiği, davacının açtığı davanın zilyetliğin korunması hükümlerine göre açılmış dava olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. B....3....
-YTL’yi geçen görülmekte olan davada taşınmazlardan birinin davacı adına kayıtlı olduğu ve davanın bir hakka dayalı olup, H.Y.U.Y.’nın 8/II-3. maddesi anlamında zilyetliğin korunması olarak düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevlidir. SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; H.Y.U.Y.’nın 25. ve 26. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 26/09/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi....
a karşı TMK'nun 981. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetliğin tespiti ve korunması ile elatmanın önlenmesi davası olarak devam etmek istediklerini açıklamışlar, bu tür davalara sulh hukuk mahkemesince bakılması gerektiğinden dava dosyasının görevsizlik kararı verilerek sulh hukuk mahkemesine aktarılmasını istemişlerdir. Mahkeme tarafından 29/02/2012 tarihli oturumda bu talep hakkında olumlu- olumsuz bir karar verilmeden, keşifte belirlenen değer üzerinden alınması gerekli 777,7.-TL harçtan peşin alınan 135.-TL harcın mahsubu ile kalan 642,7.-TL nisbî harcın davacı tarafından yatırılması için süre verilmiştir. 07/05/2012 tarihli oturumda davacı vekili ıslah dilekçesini tekrarla fazla yatırılan harcın kendilerine iadesi talebinde bulunmuştur. Aynı celse mahkemece ıslah talebinin reddine, 492 sayılı Harçlar Kanununun 32. maddesi gereğince dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir....
Mahkemece yapılacak iş, yerel bilirkişi ve tanıklar HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılmalı uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle mümkün olduğunca keşif yerinde dinlenilmeli, dava konusu taşınmazın tescil harici bırakıldığı tarihten önce ve sonra kimin zilyetliğinde bulunduğu, zilyetliğin dava tarihine kadar kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü, ortak muristen kalmış olması halinde taksim yapılıp yapılmadığı, taksim yapılmamışsa intifadan men koşulunun bulunup bulunmadığı tanıklar ve yerel bilirkişilerden sorularak açıklığa kavuşturulmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle giderilmesine çalışılmalı ve toplanacak delillere göre bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir....
Köyü, 600 parsel sayılı taşınmazın 6831 Sayılı Kanunun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu ve hükmen hazine adına 17.04.2014 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı, dava konusu taşınmazın zilyedi olan ...'ın 5/10 hissesini ... Noterliğinin 28.02.1997 tarih 425 yevmiye nolu satış vadi sözleşmesi ile satın aldıklarını ileri sürerek, kullanıcı şerhinin iptali ile çekişmeli taşınmazın zilyedi olarak adının beyanlar hanesine şerh verilmesi istemiyle dava açmıştır. Davanın 26.02.2013 tarihinde açılmasına ve 3402 sayılı Kadastro Yasasının 11. maddesinde Öngörülen 30 günlük askı ilanı süresinin geçmiş olduğunun anlaşılmasına göre, salt zilyetliğin korunması ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK.'nun 21. ve 22. maddeleri gereğince ... 5....
Yargıtay bozma ilamlarında özetle; "Mahkemece, çekişmeli 118 ada 209 parsel sayılı taşınmaz ile ilgili olarak davacı ... tarafından açılan 2006/25 Esas sayılı dava dosyasının yargılama sırasında aynı parsel hakkında davacı ... tarafından açılan 2005/28 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmiş ise de 08.04.2010 tarihli celsede davaların yeniden ayrıldığı aynı taşınmaz hakkında birbirinden farklı hükümler kurulması halinde infazda şüphe ve tereddüt oluşacağı belirtilerek; aynı taşınmaza ilişkin bulunan davaların HUMK'nun 45 ve devamı maddeleri ile HMK'nun 166 ve devamı maddeleri gereğince birleştirilmesine karar verilmesi'' gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ...'nın davasının kısmen kabulüne, davacı ...'...
nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılan taşınmazdaki zilyetliğin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine şerhine karar verilmesine ilişkin olduğu, davacının davasının TMK.981 ve devamı maddelerinde düzenlenen zilyetlikten başka bir hakkı bulunmayan ve 6100 S.Y.'...
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Zilyetliğin Tesbiti ve Korunması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı, kendi adına kayıtlı bulunan 298 parsel sayılı taşınmaz ile davalı ... adına kayıtlı 582 parsel sayılı taşınmazı 1976 yılından bu yana zilyetliğinde bulundurduğu halde, 582 parsel sayılı taşınmazın diğer davalı ...'ın zilyetliğinde gösterildiğini ileri sürerek dava konusu 582 parsel sayılı taşınmazda zilyetliğinin tespiti ve korunmasına karar verilmesini istemiştir....
Mahkemece, imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişilerin 28.4.2009 tarihli rapor ve krokilerinde sarı renkle gösterilen 19325,28 m2 taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısına göre dava konusu taşınmaz 1962 yılında yapılan kadastro çalışmalarında köy boşluğu olarak tespit dışı bırakılmıştır. Dava, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Davacı yan uyuşmazlık konusu taşınmazın zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak tescili isteğinde bulunmuştur....
nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/01/2023 Katip ... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza...


