İlyaslı Köyü Arsenir mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tespit harici bırakılan ve tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir....
Şöyle ki; davacı tarafın MK. 713. maddesine dayalı olarak tescil davası açıldığı halde, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca gazete ve taşınmazın bulunduğu yerde ilân edilmemiş, dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları, hava fotoğrafları, ortofoto haritaları ve 2000'li yıllara ait uydu görüntüleri incelenmemiştir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. O halde, mahkemece, MK.'...
; Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir....
Ayrıca, iştirak halinde mülkiyette iştirakçılar taşınmazın tamamına birlikte ... olduklarından ve bir iştiraka diğerine nazaran başka bir kimse sayılamayacağından, bu maddenin uygulanması da mümkün değildir. Kaldı ki; 3402 Sayılı Yasanın uygulanacağı diğer haller başlıklı 33. maddesinde muhdesatla ilgili 19. maddeye de yer verilmemiştir. İleride taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açılması ve evin kim tarafından yapıldığı konusunda çekişme çıkması halinde, bu konunun değerlendirilmesi gerekir. Bu durumda; 12 nolu taşınmaz üzerindeki ev ve ahır müştemilatının davacı ...'na ait olduğunun tapunun beyanlar hanesinde şerh edilmesine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı oludğundan temyiz itirazları yerindedir. 3) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; dava Medeni Yasanın 713. maddesine göre açılan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davadır....
Dava, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça İzin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandıncı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik karan verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın temamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir. Dava konusu taşınmaz öncesi itibariyle tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir....
Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu koşulların davacı yararına gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkündür. 14.05.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık dava konusu taşınmazın davacı tarafından 1977 yılında taşlardan temizlenmeye başladığını ve 3 yıl boyunca bedenen ve makine gücü ile taşlardan temizlenerek tarım arazisi haline getirildiğini açıklamış ise de 25.10.2010 tarihli keşifte dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi taşınmazın sığ toprak derinliği, taşlık ve eğim derecesine göre arazi kullanma kabiliyetine göre 5.sınıf tarım arazisi vasfında olduğunu bildirmiş olup, bu belirlemeler ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları ve ilk keşifte elde edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi, sadece 1984 tarihli hava fotoğrafı ile sonuca ulaşmak olanaklı değildir....
Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu koşulların davacı yararına gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkündür. 14.05.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık dava konusu taşınmazın davacı tarafından 1977 yılında taşlardan temizlenmeye başladığını ve 3 yıl boyunca bedenen ve makine gücü ile taşlardan temizlenerek tarım arazisi haline getirildiğini açıklamış ise de 25.10.2010 tarihli keşifte dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi taşınmazın sığ toprak derinliği, taşlık ve eğim derecesine göre arazi kullanma kabiliyetine göre 5.sınıf tarım arazisi vasfında olduğunu bildirmiş olup, bu belirlemeler ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları ve ilk keşifte elde edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi, sadece 1984 tarihli hava fotoğrafı ile sonuca ulaşmak olanaklı değildir....
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17.maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kızıltepe Kadastro Müdürlüğünün 28.06.2010 gün ve 397 sayılı cevabi yazısına göre taşınmaz 1962 yılında başlayan ve 1967 yılında sona eren tapulama çalışmalarında taşlık vasfı ile tescil harici bırakılmıştır. Kural olarak taşlık niteliği ile tapulama harici bırakılan yerlerin imar ve ihyaya muhtaç olduklarının kabulü gerekir....
Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17.maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu koşulların davacı yararına gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkündür. 14.05.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacı tarafından 1977 yılında taşlardan temizlenmeye başladığını ve 3 yıl boyunca bedenen ve makine gücü ile taşlardan temizlenerek tarım arazisi haline getirildiğini açıklamış ise de 25.10.2010 tarihli keşifte dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi taşınmazın sığ toprak derinliği, taşlık ve eğim derecesine göre arazi kullanma kabiliyetine göre 5.sınıf tarım arazisi vasfında olduğunu bildirmiş olup, bu belirlemeler, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile keşifte elde edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi, sadece 1984 tarihli hava fotoğrafı ile sonuca ulaşmak olanaklı değildir....
Bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu koşulların davacı yararına gerçekleşmesi halinde böyle bir yerin kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar-ihya yoluyla edinilmesi mümkündür. 14.05.2010 tarihli keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın davacı tarafından 1977 yılında taşlardan temizlenmeye başlandığını ve 3 yıl boyunca bedenen ve makine gücü ile taşlardan temizlenerek tarım arazisi haline getirildiğini açıklamış ise de, 25.10.2010 tarihli keşifte dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi taşınmazın sığ toprak derinliği, taşlık ve eğim derecesine göre arazi kullanma kabiliyetine göre 5.sınıf tarım arazisi vasfında olduğunu bildirmiş olup, bu belirlemeler, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile ilk keşifte elde edilen ziraat mühendisi bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmediği gibi, sadece 1984 tarihli hava fotoğrafı ile sonuca ulaşmak olanaklı değildir....


