Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda Mahkemece, terekeye temsilci atanması yönündeki davacı talebi kabul edilerek, bu konuda davacıya süre verilmesi, terekeye temsilci atanması halinde yargılamaya tereke temsilcisinin katılımı sağlanarak devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir. Anılan bu hususlar, davacılar vekilinin karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'un 440. maddesi uyarınca kabulü ile 02.06.2015 tarihli, 2015/7440 Esas - 2015/8078 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir. 3....
Hâl böyle olunca; yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda Mahkemece, terekeye temsilci atanması yönündeki davacı talebi kabul edilerek, bu konuda davacıya süre verilmesi, terekeye temsilci atanması halinde yargılamaya tereke temsilcisinin katılımı sağlanarak devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Kabule göre de, 4721 sayılı TMK’nın 28. maddesi hükmü uyarınca ölümle kişilik son bulduğu halde ölü kişi adına tescil kararı verilmiş olması da isabetsizdir. Anılan bu hususlar, davacılar vekilinin karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK'un 440. maddesi uyarınca kabulü ile 02.06.2015 tarihli, 2015/7440 Esas - 2015/8078 Karar sayılı bozma kararının ortadan kaldırılmasına” karar verilmiştir. 3....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından 24.03.2015 gününde verilen dilekçe ile terekeye temsilci atanması ve terekenin resmi tasfiyesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 27.03.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, muris Mustafa Sarmış'ın davacı bankaya borcunun bulunduğunu, murisin tüm yasal mirasçıları tarafından mirasın reddi talebinde bulunulduğunu ileri sürerek terekeye temsilci atanmasına ve murisin terekesinin resmi tasfiyesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir....
Taraflar arasındaki terekeye temsilci atanması isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince talebin kabulüne karar verilmiştir. Kararın dahili davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince 25.01.2024 tarihli ek karar ile "...dahili davalının istinaf başvurusunun reddine dair kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362-(1)-ç maddesi gereğince kesin olarak karar verildiği..." gerekçesiyle "....temyiz dilekçesinin reddine..." karar verilmiştir....
Mahkemece, bütün mirasçıların davacı sıfatıyla davada yer almadıkları, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olup mirasbırakanın dava dışı mirasçıları için birleştirme talepli yeni dava açılması ya da terekeye temsilci atanması için davacı tarafa kesin süre verildiği, ancak kesin süreye rağmen birleştirme talepli dava açılmadığı gibi terekeye temsilci de atanmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla,Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü....
Hemen belirtilmelidir ki, el birliği mülkiyetinin geçerli olduğu terekeye iade istekli davalarda terekeye temsilci atanması durumunda, mirasçıların davadaki sıfatlarının sona ereceği ve davayı takip etme yetkisinin tereke temsilcisine ait olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda, dava dışı mirasçı ...'in davaya muvafakat vermemesi nedeniyle mirasbırakanın terekesine atanan temsilcinin 23.09.2013 günlü duruşmaya katıldığı, sonraki duruşmalara katılmadığı gibi mazeret de bildirmediği, ayrıca davayı takip eden avukata tereke temsilcisi sıfatıyla vekaletname de vermediği; temsilcinin katılmadığı duruşmalara gelen davalı vekilinin de 6100 sayılı HMK'nın 150/2. maddesi çerçevesinde, duruşmaya gelmeyen tarafın yokluğunda davaya devam edilmesi yönünde bir talepte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, 6100 sayılı HMK'nın 150. maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken işin esası bakımından yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir....
Mahkemece; 30.09.2014 tarihli celsede murisin veraset ilamında davada taraf olmayan mirasçılarının bulunduğu, bir sonraki duruşma gününe kadar diğer mirasçıların davaya muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci atanması için davacı vekiline yetki ve süre verildiği ancak davacı vekilince ara kararının yerine getirilmediği, davada taraf teşkilinin sağlanamaması nedeniyle davanın reddine dair karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir. Mirasta denkleştirme mirasçıların murisin sağlığında muristen karşılıksız olarak aldığı mal ve kıymetlerin geri alınarak miras taksiminde tereke içerisinde yer almasıdır. TMK’nın 669. maddesi gereğince “Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davadan dolayı mahal mahkemesinden verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, TMK'nın 640/3. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulü ile ...'ın terekesine ...'nın temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalılar tarafından terekenin tespitine ve temsilcinin şahsına yönelik olarak temyiz edilmiştir. 1-Yapılan yargılamaya toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davalıların tereke temsilcisi ...'nın şahsına yönelik temyiz itirazının incelenmesine gelince; miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir. TMK'nın 431. maddesi uyarınca vasi tayinindeki usul kayyım (mümessil) için de uygulanır....
Öyle ise mahkemece, bu ilkeler uyarınca, davada mirasçılar (davacılar) arasında mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu kabul edilip, mirasçılardan bir kısmının feragatinin etkili olmayacağı gözetilerek, aynı zamanda da tereke menfaatinin korunması amacıyla terekeye temsilci atanması, davanın temsilci vasıtasıyla görülerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Temyiz Sebepleri "1.Terekeye temsilci atanması davasında tüm mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekirken İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesinin terekeye temsilci atanması davasını hasımsız olarak görmüş olup nihayetinde verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, hukuka aykırı olarak verilen İstanbul 19. Sulh Hukuk Mahkemesi kararına dayanarak davanın reddine ilişkin karar verilmesinin yasa ve hukuka aykırı olduğunu, 2. Mirasçıların zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, dava konusu taşınmazların zaten davalı tarafa geçtiğinden, terekede olmayan taşınmazlardan kaynaklı tapu iptali ve tescili davasında mecburi dava arkadaşlığının olmayacağını, dolayısıyla ...'...


