"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Miras ortaklığına temsilci atanması ... ile ... ve ... aralarındaki Miras ortaklığına temsilcisi atanması davasının kabulüne dair ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden verilen 25.04.2013 gün ve 102/35 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Davacı vekili, vekil edeni ...'ün babası ... 'ün 14.12.2003 tarihinde öldüğünü, davacı tarafından murisin mirasçıları aleyhine ... 2. AHM 2009/302 E sayılı dosyasında tapu iptali ve tescil davası açılmış olup açılan davada murisin mirasçılarının tamamının davada taraf olmaması nedeniyle terekeye temsilci atanması için taraflarına süre verildiğini belirterek ......
Terekeye dahil bir taşınmazda mirasçılar arasında zilyetlik hükümleri işlemeyeceğinden, mirasçılardan bir kısmının tek başına, 3. kişiye karşı adına tescil istemiyle dava açması mümkün değildir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, haklarının terekenin tamamını kapsadığı, TMK'nın 702. maddesine göre topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerektiği açıktır. Mirasçılardan bir kısmının kendi adına açtığı dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, davanın, diğer mirasçılarının muvafakatlerinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle sürdürülmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır....
Bu halde, diğer mirasçıların da davaya katılımlarının sağlanması, muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsil tayin ettirilmesi gerekir. Ancak, bir ya da bir kısım mirasçının terekeye ait bir mal, hak veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için terekeye göre üçüncü kişi konumunda olan birisi aleyhine dava açması halinde, mirasçıların elbirliği (iştirak) halindeki payları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmadığından, davanın usulden reddi gerekir. Böyle bir davanın, dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından davaya diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) veya terekeye temsilci atanması suretiyle devam ettirilerek sonuçlandırılmasına da olanak yoktur....
Elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin 4721 sayılı Yasa'nın 640. ve 702. maddeleri uyarınca tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması zorunlu olup tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Bir mirasçının özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için bütün mirasçılar adına yalnız başına dava açması mümkün ise de, bu şekilde açılan bir dava tüm mirasçıların katılımı sağlanmadan yürütülemez. Bu halde, diğer mirasçıların davaya katılımının sağlanması, muvafakatlerinin alınması ya da terekeye temsilci atanması gerekir. Nüfus kayıtlarından muris...’ın davacı dışında mirasçılarının bulunduğu ve davalı ...'nin terekeye göre 3. kişi durumunda olduğu anlaşılmaktadır....
Mahkemece, davacılara verilen kesin süre içerisinde terekeye temsilci atanmadığı ve davacıların diğer mirasçıların davaya muvafakatlerini sağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 640. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, terekeye ait olduğu iddia edilen bir taşınmazın mirasçılar dışında üçüncü bir kişi adına tescil edilmiş olması durumunda taşınmazın terekeye döndürülmesi amacıyla tüm mirasçılar adına tescil istemiyle dava açılması halinde, dava açan mirasçıların dışında diğer mirasçıların muvafakati, olmadığı takdirde terekeye temsilci atanması suretiyle davaya devam edilmesi gerekir. Ancak bu kuralın mirasçılar arasında paya yönelik davalarda uygulanması, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların birbirlerine karşı miras paylarına yönelik dava açmalarını engelleyen yasal bir düzenleme bulunmaması nedeniyle mümkün değildir....
Mahkemece, Hazinenin terekeye karşı 3. kişi olması nedeniyle davacı tarafa, murisi...'in mirasçılarının davaya muvafakatını sağlama veya vekaletnamelerini alması ya da terekeye temsilci atanması için süre verildiği, verilen süre içerisinde ara karar gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın belirtilen taşınmaz yönünden usulden reddine karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemenin bu gerekçe ile usulden red kararı verebilmesi için verilen sürenin usule uygun olması, bir başka ifadeyle, yapılacak işlemlerin niteliği de göz önünde bulundurularak ilgiliye kesin ve makul bir sürenin tanınması gerekmektedir. Somut olayda, 06.01.2015 tarihli celsede davacıya murisin tüm mirasçılarını davaya dahil etmesi ve muvafakatlerini alması ya da terekeye temsilci atanması için "gelecek celseye kadar" süre verilmiş ise de, verilen süre kesin olmadığı gibi, sürenin sonucu da açıkça ihtar edilmemiştir....
Diğer taraftan; davacı ..., kadastro sırasında yol olarak gösterilen taşınmazın, 106 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olduğu iddiasıyla dava açmış olup, dosyadaki mevcut kadastro tutanağı ve tapu kaydına göre de, 106 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davacının babası muris ... adına tespit ve tescil edildiği, dosya içerisinde bulunan nüfus kaydından murisin davacı dışında da mirasçılarının olduğu ve terekenin taksimine ilişkin herhangi bir bilgi veya beyan bulunmadığı görülmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640 ve 702. maddeleri uyarınca, iştirak halinde mülkiyet hükümlerinde terekeye ilişkin tüm tasarruf işlemlerinin, tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılmasının zorunlu olduğu, tasarrufi işlem niteliğindeki davanın da tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması ya da terekeye temsilci atanması gerektiği göz önüne alındığında diğer mirasçıların da davaya katılımlarının sağlanması, ya da muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi gerekir....
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. Somut olayda, yerel mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar tereke temsilcisi ...'a tebliğ edilmesine karşın, tereke temsilcisi kararı temyiz etmemiş, ancak karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ne var ki, davacı mirasçıların davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle kararı temyiz etme hakkı da bulunmamaktadır....
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Bir başka söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve buna bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer. Somut olayda, yerel mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar tereke temsilcisi l'a tebliğ edilmesine karşın, tereke temsilcisi kararı temyiz etmemiş, ancak karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Ne var ki, davacı mirasçıların davada takip yetkisinin kalmaması nedeniyle kararı temyiz etme hakkı da bulunmamaktadır....
Hal böyle olunca, davacıların tek başlarına genel mahkemede tapu iptali ve tesçil davası açıp bu davayı sürdürme yetkileri bulunmadığından, davacı tarafa diğer mirasçıların davaya dahil edilmesi suretiyle veya muvafakatlarının alınması ya da terekeye temsilci atanması yoluyla temsilciden açılan davaya karşı diyeceklerinin sorulması hususunda mehil verilmeli, davaya muvafakat sağlandığı taktirde bundan sonra davanın esasına girilerek inceleme yapılmalıdır. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek dava şartı yerine getirilmeden davaya devam edilerek esasa ilişkin hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı ...'nın temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....


