Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır." şeklindeki düzenlemeler karşısında, dosyada mevcut uzlaştırma raporuna göre, sanık ...'...
Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli ve 2019/500 esas, 2019/1225 sayılı kararının "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Mahkeme tarafından uzlaştırma" başlıklı 254. maddesinde yer alan; "(1) Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/12/2010 gününde verilen dilekçe ile idari yargı kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 21/09/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 15/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bakılan davada, davacı karar düzeltme kararının davalı idareye tebliğinden sonra 26.5.1987 tarihinde imar durumu istemiyle idareye müracaat etmiş, 22.6.1987 tarihinde verilen imar durumu üzerine 21.10.1987 tarihinde kati inşaat ruhsatı verilmesi için yapılan müracaata, ruhsat verilmesi işleminin bir müddet durdurulduğunun bildirilmesi üzerine 30.12.1987 tarihinde bu dava açılmış ise de, tazminat isteminin dayanağını iptal kararının yerine getirilmemesi oluşturduğundan, davada süre aşımı bulunmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesince tazminat isteminin 2577 sayılı Yasanın 28.maddesi uyarınca iptal kararının davalı idareye tebliğ tarihi olan 18.3.1986 gününden itibaren 60 günlük sürenin bitim tarihi olan 18.5.1986 gününden itibaren davacıya ruhsatın verildiği 3.1.1989 tarihine kadar geçen süre içindeki gecikmeden dolayı uğranılan zararın tazmin edilmesine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 08/12/2014 tarihli Yargıtay kararı gereği yerine getirilmeden bila ikmal dosyanın gönderildiği görülmektedir. Yargıtay kararı gereğinin layıkı veçhile yerine getirilmemesi halinde HUMK'nun 434/4. maddesi gereğince temyiz isteminden sarfınazar edilmiş sayılacağı hususunun bilinmesine, gereği için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 24/02/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Ancak; İcra ve İflas Yasası’nın 30.maddesinde bir işin yapılmasına (yerine getirilmesine) ilişkin ilamların ne şekilde infaz edileceği açıkça hükme bağlanmış olup; somut olayda mahkemece, dava konusu edilen ortak yere davalının müdahalesinin önlenmesi ile kendisine tanınan 1 aylık süre içinde bu yeri projesine uygun (eski) hale getirmesine hükmedilmesiyle yetinilmesi gerekirken, hükümde “Verilen süre içerisinde kararın yerine getirilmemesi halinde 1.950 YTL’nin 06.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” denilmesi doğru değil ise de, bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, mahkeme kararının hüküm fıkrasının 5 nolu bendindeki “Verilen süre içerisinde kararın yerine getirilmemesi halinde 1.950 YTL’nin 06.06.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” tümcesinin metinden çıkartılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, aşağıda...
Davacı 18.10.1996 gününde açtığı bu davada, yargı kararının gereğinin yerine getirilmemiş olması nedeniyle duyduğu elem ve ızdırabın karşılığı olarak 1.000.000.000.lira manevi tazminat istemiş, İdare mahkemesi kararında ise takdiren 250.000.000.lira manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ve bu miktara faiz de yürütülmemiştir. Doktrinde de kabul edildiği üzere, manevi tazminatın manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat idarenin olaydaki kusurunun niteliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde ve tazminat olarak istenilen meblağın da gözönünde bulundurulması suretiyle saptanması zorunludur. Bu durumda, halen yargı kararının gereğinin yerine getirilmediği de dikkate alındığında 1.000.000.000.-lira manevi tazminat isteminin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır....
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır.” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, uzlaşmanın gereklerini yerine getirilmemesi halinde mahkeme tarafından sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasında, anılan Kanun’un 231/11. maddesindeki şartların aranmayacağı, bununla birlikte 231/11. maddesinin 2. cümlesinde yer alan, “Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenlemenin mahkemesince gözetilmesi gerektiği, bu nedenle mahkemenin duruşma açarak sanığın hukuki durumunu...
Gerçekten, sözleşme eki olan özel şartnamenin 4.maddesi aynen “Kiracının taahhüdünü sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde kira sözleşmesi fesh edilerek kesin teminatı irat kaydedilecek ve son bir yıl kira bedeli tazminat olarak tahsil edilecektir” şeklindedir. Sözleşmenin anılan hükmünün bir ceza anlaşması olduğunda kuşku yoktur. Hukuk Genel Kurulunun 17.02.1971 tarihli ve 1505-85 sayılı kararındaki tanıma göre cezai şart “geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda borçlunun ödemesi gereken ve malca değeri olup bir hukuk işlemiyle belli edilen götürü bir edim” dir. Borçlar Kanununun 158.maddesinde üç ayrı cezai şart türü düzenlenmiştir. Bunlar; seçimlik ceza, ifaya eklenen ceza ve dönme cezasıdır....
Ancak; İcra ve İflas Kanununun 30.maddesinde bir işin yapılmasına ilişkin mahkeme kararının ne şekilde yerine getirileceği açıkça belirtilmiş olup, mahkemece buna göre dava konusu edilen yerlerin davalı tarafça eski hale getirilmesine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken, kendisine tanınan süre içerisinde hükmün gereğinin yerine getirilmemesi durumunda yapılacak masrafların davalıdan tahsiline hükmedilmiş olması ve maktu harç yerine nisbi harca hükmedilmesi doğru değil ise de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendinin 3. paragrafının ikinci satırındaki "bu sürenin bitiminde sığınağın davalı tarafça projeye uygun hale getirilmemesi halinde 18.000 TL eski hale getirme bedelinin davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine" ibaresinin metinden çıkartılması, kararın harca ilişkin 2. paragrafının metinden çıkartılarak onun yerine "alınması gereken 18,40 TL harcın peşin alınan harçtan mahsubu ile bakiye harcın iadesine...


