Davacı zararın haksız fiili ile gerçekleştiğinin diğer söylemle zarar ile haksız fiil arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. Açıklanan yasal mevzuat ışığında somut olayımıza bakıldığında; davacı tarafça plakası belirsiz bir aracın kendisine çarptığı, çarpma nedeniyle yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği ve kaza sebebiyle malul kaldığı, davalı ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tazminat Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tazminat davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, haksız fiil nedeni ile tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında, kiralananın davacının annesi tarafından davalıya kiralandığı, davalının kiralananı boşalttığı, daha sonra davalının kiralananın kapısını kırarak tekrar taşınmazın içerisine girdiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı vekili davalının taşınmaza kapıyı kırarak girdiğini, duvarları boyadığını, taşınmaza zarar verildiğini zararın yapılan delil tespiti sonucunda alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiğini belirterek 4.000,00....
Suç niteliğindeki haksız fiilden doğan alacak hakkının uzatılmış zamanaşımına tabi olması, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı süresi öngörülen hallerde tazminat talebinin daha önce zamanaşımına uğramasının hukuk mantığına aykırı olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Zira, hukuk mantığı fail yönünden daha hafif bir müeyyide niteliğindeki, tazminat yükümlülüğünün daha ağır sonuçları olan ceza müeyyidesinden önce zamanaşımına uğramamasını gerektirir. Bir fiil ancak suç niteliğini haiz ise cezalandırılabilir. Dolayısıyla borçlunun sorumluluğunu gerektiren fiil Ceza Kanunu ve özel yasalarda yer alan ceza hükümlerine göre suç niteliğinde olmalıdır. Fiilin, suçun objektif ve subjektif unsurlarını ihtiva etmesi gerekli ve yeterlidir. Ancak bu fiil nedeni ile ceza soruşturması yapılması, ceza davası açılması veya borçlunun cezaya mahkum edilmesi şart değildir....
Suç niteliğindeki haksız fiilden doğan alacak hakkının uzatılmış zamanaşımına tabi olması, ceza kanunlarında daha uzun zamanaşımı süresi öngörülen hallerde tazminat talebinin daha önce zamanaşımına uğramasının hukuk mantığına aykırı olduğu düşüncesine dayanmaktadır. Zira, hukuk mantığı fail yönünden daha hafif bir müeyyide niteliğindeki, tazminat yükümlülüğünün daha ağır sonuçları olan ceza müeyyidesinden önce zamanaşımına uğramamasını gerektirir. Bir fiil ancak suç niteliğini haiz ise cezalandırılabilir. Dolayısıyla borçlunun sorumluluğunu gerektiren fiil Ceza Kanunu ve özel yasalarda yer alan ceza hükümlerine göre suç niteliğinde olmalıdır. Fiilin, suçun objektif ve subjektif unsurlarını ihtiva etmesi gerekli ve yeterlidir. Ancak bu fiil nedeni ile ceza soruşturması yapılması, ceza davası açılması veya borçlunun cezaya mahkum edilmesi şart değildir....
Öncelikle eldeki davada sorumluluğun kaynağını oluşturan haksız fiil ile ilgili yasal düzenlemelerin ve ilkelerin irdelenmesinde yarar vardır. Haksız fiilden doğan borçlar; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41–60., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49–76. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) “Mesuliyet şeraiti” başlıklı 41. maddesinde; “Gerek kasten gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir surette diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, o zararın tazminine mecburdur. Ahlaka mugayir bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet veren şahıs, kezalik o zararı tazmine mecburdur.” hükmü yer almaktadır. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir....
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı .... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/11/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14/10/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı; davalı kurumun ......
"İçtihat Metni" Davacı .... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/11/2009 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14/10/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava haksız eylem nedeni ile uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
Mahkemece, bilirkişi raporu benimsenerek maddi tazminat isteminin kabulüne, eylemin ağır tahrik altında gerçekleştiği, meydana gelen yaralanmanın ilk bakışta görülebilecek bir iz olmayıp vahamet arz etmediği, davalının eyleminin ahlaki kötülük derecesinin manevi tazminata yol açacak dereceye ulaşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamından; davacının dava konusu olay nedeni ile geçici iş göremezlik derecesinde yaralandığı hususu sabittir. Şu halde mahkemece, sübut bulan davalının eylemi karşısında davacı yararına, 818 sayılı BK'nın 47. maddesi (6098 sayılı TBK' nın 56. maddesi) uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken istemin tümden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hukukumuzda gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil nedeniyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlusundan isteyebilir....
c)Davacı ...---- manevi tazminat davası yönünden; Her ne kadar davacı vekili dava dilekçesinde davasını haksız fiil nedeniyle tazminat davası olarak nitelendirmiş ise de dava haksız rekabet hükümlerine aykırılık nedeniyle manevi tazminat davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54. Maddesi uyarınca "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56....
I-Yerel mahkemenin, Özel Daire'nin bozma kararının “maddi tazminata” ilişkin kısmı yönünden verdiği direnme kararının incelenmesinde; Uyuşmazlığın çözümü açısından haksız fiil sorumluluğunun ve bu kapsamda nedensellik (illiyet) bağı kavramının değerlendirilmesi gerekmektedir. Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. 818 sayılı BK’nın 41. (6098 sayılı TBK’nın 49.) maddesinde belirtildiği üzere bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir. Haksız fiilden söz edilebilmesi için 818 sayılı BK'nın 41. maddesine göre şu dört unsurun birlikte bulunması zorunludur: Öncelikle hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, bu fiili işleyen kusurlu olmalı, kusurlu şekilde işlenen ve hukuka aykırı olan bu fiil nedeniyle bir zarar doğmalı ve sonuçta doğan zarar ile hukuka aykırı fiil arasında nedensellik bağı bulunmalıdır....


