Bu dava bittiğinde ... ve kardeşleri ile ... ve oğullarını tutuklatınca ve ceza aldırınca, tazminat alacağını ve o tazminat ile bana ev alacağını söyledi. Benim ...'ın elinde açık senedimin olup olmadığını hatırlamıyorum. Ancak işe giren herkesten açık senet aldığını biliyorum. Hatta ... ve ...'dan da açık senet aldığını ve onları da benim gibi tehdit ettiğini biliyorum. ...'ın şikâyetindeki hiçbir iddia doğru değildir. Ben kimseyi dolandırmadım. Benim şirkette birini dolandıracak pozisyonum yoktur. Beni iftiraya zorlayan ve elindeki senet ile beni tehdit eden, hürriyetimi tehdit eden, hakkımda iftirada bulunan ...'dan davacı ve şikâyetçiyim.", Mahkemede; "Üzerime atılan suçlamayı kabul etmem. İddia edildiği gibi müştekiye karşı herhangi bir eylemim olmadı. Yaklaşık 10 yıla yakındır müştekinin yanında çalışıyorum. İşe girdikten bir iki yıl sonra açık senet aldılar, bunu tahsile koyacaklarını ileri sürerek baskı kuruyorlar. İddia edildiği gibi kantarda fazla yazım yapmış değilim....
Karşı davada, eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı imalat nedeniyle oluşan zararın tazmini talep edilmektedir....
(Sulhi Dönmezer, Kişilere ve Mala Karşı Cürümler 2004, s. 453), "Hile, oyun, aldatma, düzen demektir. Objektif olarak hataya düşürücü ve başkasının tasavvuru üzerinde etki doğurucu her davranış hiledir." (Nur Centel/Hamide Zafer/Özlem Çakmut, Kişilere Karşı Suçlar, İstanbul 2011, Beta Yayınevi, 2. Baskı, Cilt I, s. 456) biçiminde tanımlara yer verilmiştir. Yerleşmiş uygulamalar ve öğretideki baskın görüşlere göre ortaya konulan ilkeler göz önünde bulundurulduğunda; hile, maddi olmayan yollarla karşısındakini aldatan, hataya düşüren, düzen, dolap, oyun, entrika ve bunun gibi her türlü eylem olarak kabul edilebilir. Bu eylemler bir gösteriş biçiminde olabileceği gibi, gizli davranışlar olarak da ortaya çıkabilir. Gösterişte, fail sahip bulunmadığı imkânlara ve sıfata sahip olduğunu bildirmekte, gizli davranışta ise kendi durum veya sıfatını gizlemektedir. Ancak sadece yalan söylemek, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir....
A.Ş: elektronik ortamda bilgilendirildiğini, onun onayı doğrultusunda sigorta ilişkisinin sona erdirildiğini, sigortalının, önceki poliçeleri var ise vade dolumu nedeniyle yasal mevzuata uygun olarak kendiliğinden ortadan kalktığını, bu nedenle yürürlükte olan geçerli bir poliçe olmadığından davanın reddini talep ettiklerini savunmuştur. Davacı tanığı ... beyanında özetle; "abimle ben diğer kardeşimiz ...'e kefil olduk ancak müteveffanın alkol problemi olduğu için ödemeleri yapıp yapmayacağından emin olamadığımızdan kendimizi garantiye almak için prim ödemelerini abimle ben yaptık. Daha sonra kardeşim trafik kazasında vefat etti. Banka hayat sigortasından karşılamayıp parayı bizden istedi. Önce biz ödeme yapmayı reddettik. Ancak haciz ve takip korkusu kredi notu endişesi sebebi ile ödemeyi yaptık. Daha doğrusu banka abimi mirasçılar yerine doğrudan parayı bizden istemiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur....
A.Ş: elektronik ortamda bilgilendirildiğini, onun onayı doğrultusunda sigorta ilişkisinin sona erdirildiğini, sigortalının, önceki poliçeleri var ise vade dolumu nedeniyle yasal mevzuata uygun olarak kendiliğinden ortadan kalktığını, bu nedenle yürürlükte olan geçerli bir poliçe olmadığından davanın reddini talep ettiklerini savunmuştur. Davacı tanığı ... beyanında özetle; "abimle ben diğer kardeşimiz ...'e kefil olduk ancak müteveffanın alkol problemi olduğu için ödemeleri yapıp yapmayacağından emin olamadığımızdan kendimizi garantiye almak için prim ödemelerini abimle ben yaptık. Daha sonra kardeşim trafik kazasında vefat etti. Banka hayat sigortasından karşılamayıp parayı bizden istedi. Önce biz ödeme yapmayı reddettik. Ancak haciz ve takip korkusu kredi notu endişesi sebebi ile ödemeyi yaptık. Daha doğrusu banka abimi mirasçılar yerine doğrudan parayı bizden istemiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur....
getirdiği, bu nedenle bakiye tutarın talep edilemeyeceğini bildirildiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 24.07.2018 tarihli ve taraflar arasında imzalanan Borulama ve Ekipman Montaj Sözleşmesi ve Bitkisel Atık Parçalama Ünitesi sözleşmesi ile yapıldığı anlaşılan eser sözleşmesi uyarınca, davacı tarafından yapılan işler nedeniyle davacının, davalıdan asıl ve birleşen dosyalar dayanağı takip dosyası uyarınca alacaklı olup olmadığı, davacı tarafından yapılan işlerin ayıplı olup olmadığı, süresinde yapılıp yapılmadığı, itirazın iptali davasının yasal şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, eser sözleşmelerinde açık ayıp halinde ihbar şartının arandığı, davalı yanca ayıp ihbarına veya nama ifaya ilişkin dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmadığı, mahkemece birleşen dosyaya konu makina üzerinde yapılan keşif ve asıl ve birleşen dosyada alınan bilirkişi raporları ile tüm deliller incelenmek suretiyle, dosyaya sunulan makina mühendisi ..., elektrik mühendisi ..., hesap...
ve sonuçları yeniden ele alınmış, 141. maddesinde hangi durumlarda tazminat talep edilebileceği, 142. maddesinde tazminat isteminin şartları, 143. maddesinde tazminatın geri alınması, 144. maddesinde de tazminat isteyemeyecek kişiler düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın “Tazminat isteminin koşulları” başlıklı 142. maddesinin birinci fıkrası; “Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her halde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.” şeklinde düzenlenmiştir....
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu uyarınca davacı delillerini davalıya tebliğ etmekle yükümlü olduğunu, buna rağmen hâlihazırdaki davada davacıya ait delillerin tamamının müvekkili şirkete tebliğ edilmemiş olup bu durum HMK'nın açık hükmüne aykırılık teşkil ettiğini, davacı tarafından dosyaya sunulacak delillere karşı delil sunma ve beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili şirket ile davalı arasında herhangi bir hizmet alım ilişkisinin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin sadece, davalının davadışı ... firmasına hizmet vermesi konusunda, taraflar arasındaki sözleşme imzalanana kadar aracılık etmiş konumda olduğunu, hal böyleyken, müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili Şirketin 2006 yılından bu yana ulusal ve uluslararası markalara hizmet veren, sağlık iletişimi konusunda uzmanlaşmış yaratıcı, prestijli ve faaliyet gösterdiği alanda Türkiye’nin en büyükleri arasında...
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS'in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim AİHM'e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70)....
Davalı vekilinin 05/03/2018 havale tarihli ıslah dilekçesine karşı itiraz dilekçesini özetle; Islah dilekçesini kabul etmediklerini, müvekkili şirkete yöneltilen iddiaları kabul etmemekle birlikte, ...'nin herhangi bir zararı söz konusu olmadığnı,davacının ayıplı olduğunu iddia ettiği taşınmazları devrettiği kişilerden, davacıya yöneltilmiş herhangi bir tazminat, bedel indirimi, onarım bedeli talebi bulunmadığını, buna dair herhangi bir bilgi ve belge de sunamadığını, bu sebeple de davacının bu denli yüksek bir meblağ talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bütün bu bilgiler ve beyanlar ışığında, davaya karşı detaylı beyanda bulunma haklarını saklı kalmak kaydıyla, öncelikle davacı tarafından sunulan ıslah dilekçesine itiraz ettiklerini, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii edilmesini ve nihai olarak davanın reddi ile tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı yana bırakılmasını talep etmiştir....


