Davanın kabul edilmesi halinde, borçlu tarafından yapılan itiraz iptal edildiğinden, itiraz üzerine duran takibe (haciz) devam edilebilir. İtirazın iptali davası devam ettiği sürece, bir yıllık haciz talebi süresi işlemez. İspat yükünün -kural olarak- davacıda olduğu itirazın iptali davasında, alacaklı (normal bir alacak davasında olduğu gibi) alacağının varlığını usul muhakemesinde caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Davanın reddi halinde, itiraz ile duran takip iptal edilmiş sayılır ve ilam kesin hüküm teşkil ettiğinden takip alacaklısı tarafından konusu aynı olan bir dava tekrar ikame edilemez. Ayrıca borçlunun talep etmesi halinde, mahkeme, alacaklının kötüniyetle icra takibinde bulunduğu kanısına varırsa alacaklıyı yüze yirmiden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum eder (67/II). Kötüniyet olgusunu ispat yükü, tazminat talep eden davalı borçludadır. Tazminatın, asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekir....
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/622 Esas KARAR NO : 2024/324 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 03/12/2020 KARAR TARİHİ : 30/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... tarihinde ...'in kullandığı ...'nun maliki olduğu ... plakalı Tır'ın yüksek hızla, refüjü atlayıp karşı şeride geçmesi ile ... plakalı otomobili ve içindekileri ezip sürüklemesi sonucu ...’in vefatı nedeniyle ... için ... TL, ... için ... TL, ... için ... TL maddi tazminat, ... için ... TL destekten yoksun kalma tazminatı, ... için ... TL ... için ... ... için ... TL ... için ......
Yalan beyanın doğrudan hukuki sonuç doğurmadığı, delil aracı oluşturmadığı hâllerde ya da kamu görevlisinin görevi gereği bu beyanın gerçeğe uygunluğunu araştırıp, doğruluğuna kanaat getirdiği takdirde resmî belgeyi düzenlemesi, aksi durumda beyanı reddetmesi gerekiyorsa anılan suç oluşmayacaktır. TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu aynı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ayıran en önemli özellik, 268. maddede sanık bir suçtan kurtulmak amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini vererek gerçek kişi hakkında iftira sonucunu doğuran eylemiyle soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olabilmekteyken, 206. maddede sanık, kamu görevlisine kimliği hakkında yalan beyanda bulunmakla bir başkası hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olmamaktadır....
için elinden geleni yaptığını, lakin buna rağmen davacının yüksek hızlı olması nedeniyle kazayı önlemenin mümkün olmadığını, sadece sigorta şirketine yönelik maddi tazminat talepleri iletilmesi gerekirken maddi tazminat bedelleri açısından müvekkilinin davada taraf sıfatı bulunmadığı halde müvekkiline de davanın yöneltilmesinin husumet itirazını gerektirdiğini, bu nedenle davacının müvekkiline yönelik tazminat taleplerine karşı husumet itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının haksız ve hukuka aykırı tüm taleplerin reddine, usule ve esasa yönelik itirazlarının kabulüne, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için tazminat hakları olduğu düşünüldüğünde dahi fahiş miktardaki tazminat bedellerinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir....
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu üzerinde durulması gerekmektedir. Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümündeki 206. maddesinde; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde; “Madde, doktrinde 'fikrî sahtecilik' olarak adlandırılan bir suç tipini düzenlemektedir. Kişi, kendi beyanıyla, sahte bir resmî belgenin düzenlenmesine neden olmak hakkına sahip değildir. Kişinin açıklamaları üzerine düzenlenen resmî belgenin bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması suçun oluşması için gereklidir....
Kararı, asıl davada davalı-birleşen 2009/742 E.sayılı davada davacı vekili temyiz edilmiştir. 1-Asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Asıl dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin feshi nedeniyle cezai şart ve tazminat istemine ilişkindir....
Davalı asıl ----- günlü duruşmada yeminli beyanında --------- bedelli, keşidecisi davacı, lehtarı ben olan nakden düzenlenmiş senet nedeniyle davacıdan alacaklıyım. ---- alacaklıyım. Senedin düzenlenme nedeni davacının oturduğu binanın bulunduğu yeri arsa vasıflı olarak bana satacağını söylemesidir. ----- alacağım olduğuna dair yemin ediyorum."şeklinde beyanda bulunmuş, davacının davasının kesin deliller ile ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine, ihtiyati tedbir yolu ile icra takibi durdurulmadığından davalının alacağına kavuşması yönünden bir gecikme söz konusu olmadığından tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur....
Esas sayılı takip dosyası nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin .. sayılı.....maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış menfi tespit davasıdır. ....... Karar sayılı ilamı ile davaya konu edilen kambiyo senedinin malen düzenlenmiş olması, bononun teminat amacıyla düzenlendiğinin davacı tarafça ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine, verilen tedbir kararının infaz edilmemiş olması nedeniyle İİK'nın 72/4 maddesindeki kötü niyet tazminat şartlarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur....
Şirketi nezdindeki hisselerin mirasen paylaşımı ile ilgili olup, bu mahkemeye TTK'nın 1352/1-t hükmü çerçevesinde ihtiyati haciz kararı verme hak ve yetkisi kesinlikle vermediğini, zira taraflar arasındaki uyuşmazlık neticesinde iddia edilen alacağın deniz alacağı olarak kabulünün mümkün olmadığını, zira İstanbul BAM, 12. HD., E. 2018/1672 K. 2018/1348 T. 1.11.2018 emsal kararının da bire bir bu konu ile ilgili olduğunu, Ayrıca ihtiyati haciz talep edenin talep dilekçesinde tek mirasçı olduğu şeklinde gerçek dışı beyanlarının mevcut olduğunu, ihtiyati haciz talep eden yalan beyanda bulunarak mahkemeyi yanılttığını, ihtiyati haciz talep eden tek mirasçı olmayıp müteveffa ...'nun bir eşi ve 2 başka çocuğu bulunduğunu, ilk derece mahkemesi dosyasında diğer tüm mirasçıların Doğu Karayipler Sent Vinsent Grenadinler Mahkemesinde verdikleri yeminli ifadelerin mevcut olduğunu, (Ek-1: Diğer Mirasçıların yeminli ifadeleri ve Türkçe Tercümeleri)....
a teslim edildiği hususunun yazılı belge ile sabit olduğunu, belge başlıklı belge için ATK'dan da rapor aldırıldığını, davacı borçlu hakkında yalan beyanda bulunma, iftira ve ilgili suçlardan suç duyurusunda bulunacağını, İİK'nın 72.madde hükmünün HMK'nın 209.maddesine göre daha özel bir düzenlenme olduğunu, bu konuda sayısız Yargıtay içtihatları bulunduğunu, takibin tedbiren teminatsız durdurulması ile müvekkilinin çok büyük maddi kayıplar yaşadığını ve ağır bir hak kaybına uğradığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: İstinafa konu ara karar, 13/05/2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kaldırılması talebinin reddine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır....


