WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki nam-ı müsteara dayalı tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulüne, yeni hüküm kurulmasına ilişkin verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından istenilmekle, dosyadaki kağıtlar okundu gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun ... ili, ... ilçesi, ...mahallesi, 5316 ada, 12 parsel, 3.kat, 3 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmazın davalılardan ...'ın davalı ...'yu namı müstear kullanarak ... adına yaptırmış olduğu muvazaalı tescil işlemi ile davalı ...'nun diğer davalı ...'a taşınmazı muvazaalı olarak yaptığı devir işleminin İİK.'nun 277 ve devamı maddelerince iptalini talep ve dava etmiştir....

Taraflar arasında taşınmazların tapusunu verebilecek bir güven ilişkisinin olmasına göre borçlu ve ... ...’ın birbirlerini tanıdıkları ve ... ...’ın içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek kişilerden olduğu sabit olup bu davalı yönünden davanın kabulü ile İİK’nın 283. maddesine göre davanın bedele dönüşüp dönüşmediği değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3.Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19. maddesine göre dava yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklınının alacağına kavuşması sağlanır. İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir....

İcra Müdürlüğünün 2008/3690 sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz üzerinden 09.10.2006 tarihinde tesis edilmiş olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla da icra takibi yapıldığı başka bir anlatımda, davacı tarafından tasarrufun iptali istenilen dava konusu taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ayrı bir takip yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine tesis edilen bir ipotek bulunduğundan ve bu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapıldığından, davacının eldeki tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki menfaati yoktur....

Dava İİK'nun 277 maddesine dayalı olarak açılan nam-ı müstear neliğindeki işlemin iptali istemine ilişkindir. Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19.maddesine göre açılan davalar yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Bu tür işlemlerin İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptali istenilerek davacı alacaklının alacağına kavuşması sağlanır. İşlemin nam-ı müstear olarak gerçekleştiğini ispat külfeti davacıya aittir. Somut olayda, davacının alacağının dayanağı 18.03.2009 tarihinden başlayan kredi sözleşmesine dayanmaktadır. Dava konusu taşınmazlar 29.08.2014 tarihinde, davalı üçüncü kişi ... tarafından ihalede satın almış daha sonra dava dışı şirketlere satmıştır....

Dava BK'nun 19.dayalı muvazaa nedeni nam-ı müstear olarak yapılan satış işleminin iptali istemine ilişkindir. Nam-ı müstear, adını herhangi bir nedenle gizli tutmak isteyen bir kişinin, sözleşmeyi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Tasarrufun iptali veya BK'nun 19.maddesine göre dava yönünden ise alacaklıdan mal kaçırmak isteyen borçlunun kendi adını gizli tutarak hukuki işlemi kendi hesabına, başka bir kişiye yaptırmasıdır. Somut olayda, dava konusu taşınmaz davalı ....nın alacağı nedeni ile cebri icra yolu ile satılmış, alacaklı banka tarafından alacağa mahsuben satın alındıktan sonra iptali istenilen satış ile davalı Kemal'e satılmıştır. Davalı banka bu satışa rağmen henüz borçludan olan alacaklarını tahsil edemediklerini, davacının talebi ile satış iptal edilse bile öncelikle kendi alacaklarının tahsil edileceğinden davacı açısından bedel kalmayacağını bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ileri sürmektedir....

Şti'ne husumet yöneltmediğini bu şirkete husumetin yöneltilmesi gerektiğini, dava şartı yönünden aciz halinin bulunmadığını, esasa yönelik olarak da davanın somut hiçbir delile dayanmadığını nam-ı müstear sebebine dayalı tasarrufun iptali davasının hukuken dinlenilebilir mahiyette olmadığını, davacı yanın muvazaa iaddilarının da haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. Davalı...Çözümler Reklamcılık Ltd. Şti. yetkilisi ...; davanın ticari davalardan olmadığını bildirerek görev itirazında bulunmuş esasa ilişkin olarak da...Çözümler Reklamcılık Ltd. Şti'nin davacının iddiasının aksine ... ve ...'dan devralınmadığını Turhan Toktamış ve Müesser Toktamış isimli daha önceki hissedarlarından devralındığını...Çözümler Reklamcılık Ltd. Şti'nin ...'...

Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 05/11/2013 NUMARASI : 2012/408-2013/690 Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı borçlu Z. M. S.'nun alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı iki taşınmazın icra ihalesine kayınbiraderi davalı A. K.'ın katılımını sağlayarak taşınmazları 14.3.2011 tarihli ihaleden A.K.adına aldığını, A.'ın taşınmazları alacak ekonomik gücü bulunmadığını,taşınmaz kiralarının davalı borçlu tarafından tahsil edildiğini belirterek nam-ı müstear olarak yapılan tasarruf işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı borçlu Z. M....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine takip başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, takipleri sonuçsuz bırakmak için bir kısım taşınmazlarının diğer davalı kızı ... adına alındığnı daha sonra kızından aldığı vekaletname ile diğer davalı yakın akrabalarına devrettiğini bu muvazaalı işlemlerin iptali ile davacıya cebri icra yetkisi verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin mal kaçırma amacında olmadığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır....

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki nam-ı müstear sebebi ile tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın davalı ... ...'den olan alacağının tahsili için girişilen ... . İcra Müdürlüğü'nün 2007/13776 E.sayılı icra takibinin kesinleştiğini, davalının takip dosyasına sunduğu mal beyanı dilekçesinde borcunu ikrar ettiğini, borçlunun kayda değer mal varlığının tespit edilemediğini, davacı müvekkilinin alacak tutarı kadar zarara maruz kaldığını, davalı ...'in 3. şahısları yanıltmak ve alacaklılarından mal kaçırmak gayesi ile eşi davalı ... adına, fakat kendi hesabına işlemler yaptığını, davalı ... namına ... ......

Davanın tasarrufun iptali davası olarak düşünülmesi halinde, İİK.nun 284. maddesinde yazılı 5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf ihalenin muvazaalı olduğunu öne sürmektedir. Yerleşik uygulamaya göre kural olarak cebri icra yoluyla yapılan satışlara karşı tasarrufun iptali istenemez. Çünkü cebri icra yoluyla yapılan satış borçlunun ... iradesi ile gerçekleştirilen bir satış değildir.Cebri icra yoluyla yapılan satışlara karşı ihalenin feshi talebi ile dava açılması hali, İİK.nun 134. maddesinde düzenlenmiştir. Davacı tarafın (İflas İdaresinin) da bu yola başvurduğu, açtığı davanın reddedildiği, derecattan geçerek red kararın kesinleştiği de yukarıda ifade edilmiştir. SONUÇ: Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma gereğinin yerine getirilip davacı ......

UYAP Entegrasyonu