Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; satın alınan taşınmazdaki yalıtım ve rutubet sorunları nedeniyle tazminat isteminde bulunan davacının dosya kapsamı uyarınca söz konusu ayıpları bilerek taşınmazı satın aldığının kabul edilip edilemeyeceği, burada varılacak sonuca göre somut olayda davalıların gizli ayıp nedeniyle sorumluluklarına gidilip gidilemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle tüketici hukukunda “ayıp” kavramı üzerinde durulması gereklidir. Ayıplı mal satımı karşısında alıcıyı korumaya yönelik genel nitelikli düzenlemeler zaten mevcut iken [BK, m.194-207 ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 25/3], tüketiciyi daha etkin bir biçimde koruma gayesi ile yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da (TKHK) da bu husus ayrıca düzenleme yeri bulmuştur....
müvekkili tarafından sözleşmeye konu eserin ayıplı bir şekilde meydana getirildiği ve bu nedenle eserin teslim alınmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ayrıca davacının usulüne uygun bir ayıp ihbarı bulunmadığını ve bu nedenle cezai şart talebinin yerinde olmadığını, davacı tarafın, müvekkili tarafından kendisine Eylül 2022 tarihinde usulüne uygun bir şekilde yapılan ifa teklifini reddederek eseri teslim almaktan kaçındığını, bu nedenle davacının, alacaklının temerrüdüne düştüğünü ve müspet 10.000,00 TL bedelin iade edilmesi talebinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili tarafından meydana getirilen eserleri kabul ettiğini ve çeşitli ticari faaliyetlerinde kullandığını, bu nedenle eser iş sahibi tarafından kabul edildiğinden ayıplı ifa iddiasının kabul edilemez olduğunu, meydana getirilen eserde herhangi bir ayıp bulunmadığını, davacının sözleşmeye dayanarak ceza bedeli talebinin de koşulları oluşmadığından dolayı hukuka aykırı olduğunu, yerleşik ... içtihatlarına...
G E R E K Ç E / Dava; Taraflar arasında imzalanan eser sözleşmesi kapsamında ayıplı ifa nedeniyle, ayıp oranında bedelde indirim ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Taraf delilleri toplanmış, ... ... Hukuk Mahkemesi'nin ... Değişik iş dosya uyap kayıtları, tarafların 2021 yılına ait BA-BS formları celp edilmiş, Mahkememizce keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce SMMM bilirkişi ..., Ziraat Mühendisi ..., İnşaat Mühendisi ...'...
edildiğini ve toplamda 362 adet kolinin içindeki torbaların patladığının tespit edildiğini, söz konusu kolilerde hem torbalar patlamış hem ürün zaiyatı yaşandığını, müvekkili tarafından davacı şirkete mail gönderilerek ayıp ihbarında ve davacı tarafından talep edilen fatura bedellerine itirazda bulunulduğunu, ayıplı malın ifa olarak sunulması halinde alıcı satılanın ayıplı olduğunu fark ederse, satılan şeyi ifa olarak kabul etmekten kaçınabileceğini, böyle bir durumda alıcı, ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulanması aşamasına geçilmeden satıcıyı borcun ifa edilmemesine ilişkin genel hükümler uyarınca sorumlu tutulabileceğini, alıcı bu halde alacaklı temerrüdüne düşmeyeceğini, davacı tarafından müvekkili adına düzenlenen ve ayıplı olmayan fatura muhteviyatı eşyalara ilişkin olarak müvekkili tarafından 10.000,00-USD ödeme yapıldığını, ancak davacı kötüniyetli olarak, ödemesi yapılmış olan fatura bedellerini ve ayrıca ayıplı olan ve edimini yerine getirmemiş olduğu fatura muhteviyatı...
Bu kapsamda ayıp ihbarının zorunlu bir şekil şartına bağlanmadığını da görmekteyiz. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde, aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dâhi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2022 Tarih, 2019/(15)6-6 E. ve 2022/775 K. sayılı kararı). Davaya konu malların 12.04.2023 tarihinde teslim edildiği, ancak ayıp ihbarının yapıldığına yönelik dava dosyasında herhangi bir kaydın bulunmadığı, bilirkişi raporunda da mevcut durumun ayıp olarak değerlendirilemeyeceği de açıkça belirtilmiştir. Bu kapsamda ayıp olarak nitelenemeyecek durumun nedeniyle ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekmiştir....
Maddesine göre; “Safıcı alıcıya karşı herhangi hir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” Ayıp nedeniyle satış bedelinden indirilecek miktarın tespitinde; "mutlak metod", "nisbi metod" ve "tazminat metodu" adıyla bilinen değişik görüşler mevcutsa da, Yargıtay tarafından öteden beri uygulanan "nispi metod" olarak adlandırılan hesaplama yöntemi benimsenmektedir. Bu metoda göre; satış tarihi itibariyle satılanın, ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın, satış bedeline yansıma miktarı belirlenmektedir....
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan ve ayıplı ifa nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi tazminat istemine ilişkin olup, davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Somut olayda, taraflar arasında, davacı yanca davalı yana teslimi yapılan pantolon kumaşı ve aksesuarlarının dikilip, pantolon olarak teslim edilmesine ilişkin sözlü eser sözleşmesi akdedilmiştir. Somut olaydaki hukuki ihtilaf ise; davalı yanca verilen dikim hizmetinin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı ve ayıbın davalıdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile davacının davalı yandan uğradığını iddia ettiği zararın tazminini talep edip edemeyeceği, edebilecek ise miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır....
sonradan ortaya çıktığını, bu yönüyle olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamadığını, zamanla ortaya çıkmış işbu ayıp şüphesiz gizli ayıp niteliğinde olduğunu, davacı müvekkili tarafından temin edilen parkeler taşımaları gereken özellikleri taşımamakla birlikte kullanım amacı bakımından değer ve beklenen fayda da önemli ölçüde azaldığını, kabarma, çatlama gibi deformasyonları bulunan parkelerin mevcut haliyle konut içerisinde kullanımı mümkün olmadığını, işbu sebeple müvekkili şirket tarafından söz konusu ayıplı parkelerin değiştirilmesi gerekmiş ve yeni parkelerin döşenmesi ile zemin kullanıma hazır hale getirildiğini, bu işlem öncesi davacı müvekkili şirket tarafından uğranılan zararların tazmini ve davalı/üstlenici şirkete karşı dava yoluyla tazminat talep etme hususunda hukuki yollara başvurulabilmesi adına 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 400 uyarınca Büyükçekmece .......
Taraflar arasında; edimin ayıplı ifa edildiği, davacı tarafından sözleşmeden dönüldüğü ve davalının edimin bedelini davacıya iade ettiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki temel ihtilaf; edimin ayıplı ifası nedeniyle davacının menfi zarara uğrayıp uğramadığı ve uğramış ise zarar miktarının ne olduğu hususlarındadır. TBK'nın 112. Maddesinde; "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. " düzenlemesine yer verilmiştir. Sözleşmeden dönme hakkının kullanılması durumunda alıcının TBK'nın 229 Maddesi gereği genel hükümlere göre isteyebileceği tazminat TBK'nın 112. Maddesinde düzenlenen menfi zararın tazminidir. Menfi zarar, sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi yani ayıplı ifa edilmesi nedeniyle alıcının uğradığı zarardır....
İddialar davalı tarafından ileri sürülmekle bu iddialar ayıp iddiasını içermektedir.Daha sonra bu eksik ve ayıplı işlerin kendileri tarafından yapıldığı iddiasının davalı tarafından ileri sürülmesi de ayıplı ve eksik işlerin kim tarafından giderildiği hususunu içermektedir.Bu iddianın incelenebilmesi için öncelikle davalı tarafın eseri ayıplı olarak aldığını ispatlaması gerekmektedir.Ancak Eserin ayıplı ve eksik olarak alındığı hususunun ispatlanması sonrasında bu eksik iş ve ayıpların kim tarafından giderildiği hususu irdelenebilecektir.Davacının eseri teslim ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Dolayısıyla eserin teslim edildiği açık olup,davalının iddiası ayıplı ve eksik işler mevcut halde eserin teslim edildiği ve bu eksikliklerin kendileri tarafından giderildiğidir.Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında bu hususta ispat yükü davalı üzerindedir.Eserin ayıplı olduğu veya eksik işlerin bulunduğuna ilişkin davalı tarafından yaptırılmış herhangi bir delil tespiti mevcut değildir.Davalı...


