Ayıp, maddi, hukuki ya da ekonomik eksiklik şeklinde ortaya çıkabilir. Bunlardan yola çıkılarak; satıcı ve dolayısıyla teselsül ilişkisi nedeniyle ithalatçıyı maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları, ortada ayıp sayılan bir eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması, olarak sayılabilir. Borçlar Kanunu'nda tanımını bulan ayıba karşı tekeffül, satılan şeyin satıcının zikrettiği vasıfları taşımamasından veya bu şeyin değerini sözleşme gereğince ondan beklenen yararları azaltan veya kaldıran eksiklikler bulunmasından satıcının sorumlu olmasıdır.Diğer bir anlatımla ayıp, satılanın normal niteliklerinden ayrılmasıdır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Aynı zamanda satıcının bu borcu kanuni bir borç mahiyetindedir (YAVUZ, Nihat: Ayıplı İfa, Ankara 2010, 2....
DAVA : Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali; birleşen dava eser sözleşmesindeki ayıplı ifadan kaynaklı tazminat istemleri HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İSTİNAF EDEN : Asıl dava davalısı birleşen dava davacısı vekili Taraflar arasındaki asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali; birleşen dava eser sözleşmesindeki ayıplı ifadan kaynaklı tazminat istemleri davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir....
İNCELEME ve GEREKÇE : Dava, taşeron ile yüklenici arasında eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, asıl davada taşeron bakiye iş bedelini, birleşen davada yüklenici eksik ve ayıplı işler sebebiyle maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Asıl davada davacı ----- parselde yapılan inşaatlar nedeniyle sözleşme kapsamında yapılan işlerden bakiye kalan alacakları ile geç ödemeler nedeniyle uğradığı maddi zararı talep ettiği anlaşılmaktadır....
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satış sözleşmesine bağlı ayıp nedeniyle tazminat davasıdır....
Buna göre, açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen başka bir anlatımla kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili düzenlemeleri uygulanacaktır. Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir....
Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; dava konusu araçta var olduğu iddia edilen ayıbın ağır kusur ya da hile ile gizlenmediğini, bu nedenle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, araçta herhangi ir arıza veya ayıp bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte misli ile değişim yönünde karar verilmesi şeklindeki bozma gerekçesinin hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek bozma kararının düzeltilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, satın alınan araçtaki ayıp iddiasına dayalı ayıpsız misli ile değişim istemine ilişkindir. 2....
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasıdır.Davacı vekili dava dilekçesi ile birleştirilmesine talep ettiği mahkememizin ----- esas sayılı dosyası mahkememiz dosyası içine alınarak incelenmiştir.HMK 166. Maddesi davaların birleştirilmesi hususunu düzenlemektedir....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine dayalı ayıplı ifa nedeniyle genel hükümlere göre açılan rücuen tazminat davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." -------- dosyası incelendiğinde; davacısının ---- olduğu, davalılarının eldeki davanın tarafları olduğu, Mahkemece ---- havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; satışa konu kazanın durumu itibariyle gizli ayıplı olduğu, söz konusu ihalede kazanın fiyatının---- -- olduğu,---- olduğu, kazanda meydana gelen hasarın kullanım kaynaklı olmadığı ve------ bu olayda kusursuz olduğu, kazanda meydana gelen hasarın imalata dayalı meydana geldiği ve davalıların tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır....
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, satım sözleşmesine dayalı ayıplı ifa nedeniyle genel hükümlere göre açılan rücuen tazminat davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." -------- dosyası incelendiğinde; davacısının ---- olduğu, davalılarının eldeki davanın tarafları olduğu, Mahkemece ---- havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; satışa konu kazanın durumu itibariyle gizli ayıplı olduğu, söz konusu ihalede kazanın fiyatının---- -- olduğu,---- olduğu, kazanda meydana gelen hasarın kullanım kaynaklı olmadığı ve------ bu olayda kusursuz olduğu, kazanda meydana gelen hasarın imalata dayalı meydana geldiği ve davalıların tam kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır....
Fıkra kapsamında genel hükümlere göre tazminat talebi olduğu anlaşılmaktadır. Araçta imalattan kaynaklanan ve satış tarihinden yaklaşık 4 yıl sonra ortaya çıkan boyadaki ayıp gizli ayıp niteliğindedir. Satıcı aracın ayıplı olarak satılmasında ağır kusurlu olmamasına göre davacının aracın ayıpsız misli ile değişim ve bedel iadesine taleplerine yönelik dava TBK 231 maddesi kapsamında zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığından mahkemece bu talepler yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davalı ... İmal Ve Satış Anonim Şirketi'nin aracın satıcısı olmadığı, garanti kapsamında sorumluluğunun da bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın husumet bulunmadığından reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının terditli olarak değer kaybına ilişkin son talebinin 6098 sayılı TBK 227/2 fıkra gereği genel hükümlere göre tazminat istemine yönelik olduğu, genel hükümlere göre zamanaşımı süresinin satım akdinde TBK 146....


