Dolayısıyla, İİK.nun 83/a maddesindeki genel kuralın aksine, takibin kesinleşmesinden sonra olmak koşulu ile borçlunun hacizden önceki muvafakatının geçerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu düzenleme usule değil, esasa ilişkin olup, İİK.nun 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayıldığından ve öncelikle tatbik edilmesi gerektiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca hak sahiplerine verilen, gelir, aylık ve ödeneklerin haczi hakkında da uygulanması gerekir. Somut olayda ödeme emri 16.04.2011 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, ödeme emri tebligatı geçersizliğinin ileri sürülmediği, takibin kesinleşmesinden sonra 04.05.2011 tarihli haciz sırasında emekli maaşından başka hacizler olsa dahi her ay 300 TL kesilmesine muvafakat verdiği, bu muvafakat sonrası Sosyal Güvenlik kurumu'ndan alınan emekli maaşına haciz konulduğu, anılan haczin yukarıda belirtilen ilke ve kurallar karşısında geçerli olduğu anlaşılmaktadır.Öte yandan aynı haciz işleminin Konya 4....
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu takibin kesinleşmesinden önceki (takip öncesi) dönemde çeke dayanan alacağın zamanaşımına uğradığına yönelik itiraz olup, başvuru bu hali ile İİK.nun 168/5. maddesi kapsamındadır. 6762 sayılı TTK'nun 726. maddesinde çek için düzenlenen zamanaşımı süresi 6 ay iken 03.02.2012 tarih ve 28193 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunun 7. maddesiyle bu süre üç yıla çıkarılmıştır. Yine 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nun 6273 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 814. maddesinde; hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvuru hakkı, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl olarak düzenlenmiştir. Takip dayanağı çeklerin keşide tarihleri 30.11.2012, 31.12.2012 ve 31.01.2013 olup ibraz sürelerinin bitim tarihi 6273 Sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra olmakla, çekler 3 yıllık zamanaşımı süresine tabidir....
İcra aşamasında zamanaşımına ilişkin def’i iki şekilde ileri sürülmektedir; birincisi takibin kesinleşmesinden önceki devrede gerçekleşen zamanaşımı def’i; diğeri ise, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede gerçekleşen zamanaşımı def’idir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte takibin kesinleşmesinden önceki evrede zamanaşımı def’i İİK'nın 168/5. maddesi uyarınca yasal beş günlük şikâyet süresinde ileri sürülmesi gerekir. Takipten sonraki evrede ise İİK'nın 170/b maddesi yollaması ile aynı Kanunun 71 ve 33/a maddesi uyarınca süresiz olarak ileri sürülebilir. Bilindiği üzere, davanın açıldığı tarihin belirlenmesi harca tabi olup olmamasına göre değişiklik gösterir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.02.1984 gün ve 1983/7E., 1984/3 K. sayılı kararında her iki hal için davanın açıldığı tarihin nasıl belirleneceği ayrı ayrı karara bağlanmıştır....
Takibin kesinleşmesinden sonra 03.10.2007 tarihinde borçlunun İcra Dairesi'ne gelerek maaşında sıra ve haciz gözetilmeksizin her ay 400,00 YTL kesilmesine muvafakat ettiği, alacaklı vekilinin talebi ile sıra ve haciz gözetilmeksizin borçlunun maaşından her ay 400,00 YTLIik kısmının haczi için İcra Müdürlüğü'nce ilgili kuruma 04.10.2007 tarihinde müzekkere yazdığı görülmektedir. İİK 83-a maddesi gereğince borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir....
Bu durumda icra dosyasındaki 12.8.2020 tarihli muvafakat beyanı takibin kesinleşmesinden önce olduğundan, İİK'nun 83/a maddesi hükmüne göre geçersizdir. Diğer taraftan, muvafakatin geçersizliği somut olayın özelliği bakımından haczin kaldırılması için başlı başına bir neden sayılmaz....
Davalı vekili cevabında, kambiyo senetlerinde mücerretlik ilkesinin geçerli olup, mükerrer takibin söz konusu olmadığını, ilk takibin taraflar arasında imzalanan fesih protokolünde belirlenen tazminata ilişkin olduğunu, ikinci takibin ise müvekkilinin davacı kulüp ile aralarındaki profesyonel futbolcu sözleşmesinin geçerli olduğu dönemde kulübün sporcuya ödemesi gereken ücret karşılığı verildiğini, fesih protokolünde belirtilen bedelden tamamen ari olduğunu, her iki takibin farklı alacaklara ilişkin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....
Alacaklı adi belge altındaki imzayı inkar ederse icra hâkimi İİK’nın m. 68/5 hükmünü kıyasen uygulayamaz ve imzanın alacaklıya ait olup olmadığı hakkında bir inceleme yapamaz (veya bilirkişiye yaptıramaz); takibin iptalini reddetmekle yükümlüdür (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, Ankara 2013 s.340). İtfa nedeniyle İİK’nın 71/1 maddesi uyarınca icra takibinin iptal edilmesi için itfanın takibin kesinleşmesinden sonraki bir dönemde olması ve 71/1. maddesinde yazılı belgelerle ispatı gereklidir. Somut olayda ödeme emri 07.05.2010 tarihinde borçlu ...’a, 11.07.2011 tarihinde ise borçlu ...’a tebliğ edilmiştir....
İİK'nun 83/a maddesi gereğince borçlunun hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de "...borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bir malın ne derece haczedilmez olduğunun, borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği" ifade olunmuştur. Bu durumda haciz sırasında yada haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu, haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir....
İcra takibinin kesinleşmesinden önceki dönemde mirasın reddedilmiş olduğu hususu maddi hukuka dayalı bir borca itiraz sebebidir. Nitekim bu husus Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2014 tarihli ve 2013/12-2240 E., 2014/929 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Somut olayda borçlunun takibin kesinleşmesinden önce TMK'nın 606. maddesine göre alınan mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğine ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararını, ödeme emri tebliğinden itibaren yasal yedi günlük sürede icra dairesine bildirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda takibin kesinleşmesinden sonra mirasın reddine ilişkin mahkeme kararı icra dairesine sunularak hacizlerin kaldırılması istenemez. 23. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. IV....
İcra aşamasında zamanaşımına ilişkin defi iki şekilde ileri sürülmektedir; birincisi takibin kesinleşmesinden önceki devrede gerçekleşen zamanaşımı defi; diğeri ise, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede gerçekleşen zamanaşımı defidir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte takibin kesinleşmesinden önceki evrede zamanaşımı def’i İİK'nın 168/5. maddesi uyarınca yasal beş günlük şikâyet süresinde ileri sürülmesi gerekir. Takipten sonraki evrede ise İİK'nın 170/b maddesi yollaması ile aynı Kanunun 71 ve 33/a maddesi uyarınca süresiz olarak ileri sürülebilir. Bilindiği üzere, davanın açıldığı tarihin belirlenmesi harca tabi olup olmamasına göre değişiklik gösterir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.02.1984 gün ve 1983/7E., 1984/3 K. sayılı kararında her iki hal için davanın açıldığı tarihin nasıl belirleneceği ayrı ayrı karara bağlanmıştır. Menfi tespit davasının açılma tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 178....


