İİK’nun 71. maddesine göre süresiz olarak ileri sürülebilecek olan zamanaşımı şikayeti ise, takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi hali içindir. Somut olayda, takip dosyasında, borçlu adına gönderilen ödeme emrinin tebliğine ilişkin tebligat mazbatasının 15/02/2016 tebliğ tarihli olduğu, yenileme emrinin 24/11/2015 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine ödeme emrinin tebliğe çıkartıldığı, daha önceden tebliğ edilmiş bir ödeme emrinin icra dosyasında bulunmadığı, dolayısıyla muteriz borçlu hakkındaki takibin kesinleşmediği, borçluya yenileme emri tebliğinden sonra ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı görülmektedir....
İcra aşamasında zamanaşımına ilişkin def’i iki şekilde ileri sürülmektedir; birincisi takibin kesinleşmesinden önceki devrede gerçekleşen zamanaşımı defi, diğeri ise, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede gerçekleşen zamanaşımı defidir. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte; takibin kesinleşmesinden önceki devrede zamanaşımı definin İİK'nun 168/5. maddesi uyarınca yasal 5 günlük şikâyet süresinde ileri sürülmesi gerekir. Takipten sonraki devrede ise İİK'nun 170/b maddesi yollaması ile aynı Kanunun 71. ve 33/a maddesi uyarınca süresiz olarak ileri sürebilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 71/2. maddesi gereğince borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33a. maddesi hükmü kıyasen uygulanır....
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ile borçlunun temyiz istemi, İİK’nın 363/1. maddesi gereğince kararın kesin nitelikli olduğu gerekçesi ile reddedilmiş ise de; şikayet, takibin kesinleşmesinden sonraki zaman aşımı iddiasına ilişkin olmakla temyize konu uyuşmazlık değerinin belirlenmesinde, takip çıkış miktarının değil, takibin geldiği aşama itibariyle ulaştığı borç miktarının nazara alınması gerekir. Somut uyuşmazlıkta; takip dosyasında yapılan ödemeden önceki son dosya hesabı olan 18.08.2023 tarihli hesaba göre bakiye alacağın 302.088,77 TL olması nedeniyle, temyiz konusu uyuşmazlık değerinin kesinlik sınırını aştığı anlaşılmış olup, mahkemenin esasa ilişkin kararının İİK'nın 363. maddesi gereğince temyizi kabil olduğu görülmüştür. O halde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20....
İcra takibine konu alacak hangi zamanaşımı süresine tabi ise icra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde de aynı zamanaşımı süresi uygulanır. Bu durumda, kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belge bono niteliğinde olmayıp, adi havale hükmünde olduğundan mücerret borç ikrarı taşımayan bu belge Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde düzenlenen on yıllık zamanaşımına tabidir. Takipte bu sürenin dolmadığı ve dolayısıyla zamanaşımının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, bono vasfı bulunmayan dayanak belge yönünden genel zamanaşımı kuralının uygulanması gerektiği hususu göz ardı edilerek zamanaşımı şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir....
İİK 83-a maddesi gereğince borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de "...borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira, bir malın ne derece haczedilmez olduğunun, borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği" ifade olunmuştur. Bu durumda takibin kesinleşmiş olması koşulu ile haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir (HGK 31.03.2004 tarih ve 2004/12-2002)....
nun 83/a maddesindeki genel kuralın aksine, takibin kesinleşmesinden sonra olmak koşulu ile borçlunun haciz tarihinden önceki muvafakatinin geçerli olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu düzenleme usule değil, esasa ilişkin olup, İİK.'nun 83/a maddesi karşısında özel hüküm sayılır ve öncelikle tatbik edilmesi gerektiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu'nca hak sahiplerine verilen, gelir, aylık ve ödeneklerin haczi hakkında uygulanması zorunludur. Ancak, 5510 sayılı Yasanın 93. maddesine 5838 sayılı Yasanın 32. maddesi ile eklenen ibarenin de yürürlük tarihi 28.02.2009 olup, haciz ve muvafakat tarihinden sonra olduğundan olayda uygulama imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle muvafakat hakkında İİK.'nun 83/a maddesinin uygulanması zorunludur. 6.3.1965 günlü resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 538 Sayılı Yasa ile İİK.'...
O halde mahkemece, takibin kesinleşmesinden sonraki ve ancak menfi tespit davasından önceki dönemde 07.08.2008 ile 24.04.2009 tarihleri arasında çek zamanaşımının dolması nedeniyle icranın geri bırakılmasına karar verilmesi yerine alacaklının menfi tespit davasında itirazlarını def'i yoluyla ileri sürdüğü gerekçesiyle şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi doğru değildir. SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
DAVA Borçlu şikayet dilekçesinde; alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, takibe konu bononun kambiyo vasfını haiz olması sebebiyle 3 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, davalı alacaklı tarafından takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde takibin devamını sağlayıcı nitelikte taleplerde bulunulmadığından takibin zaman aşımına uğradığını ileri sürerek icranın geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II....
Takip konusu alacağın takibin kesinleşmesinden sonra zamanaşımına uğramış olması halinde borçlu, İİK'nın 71, 33-a ve 33. maddeleri uyarınca zamanaşımını ileri sürebilir. ------ Somut olayda; davacı borçlunun takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığı yönünde ödeme emrine usulüne uygun bir itirazda bulunmaması nedeniyle takibin kesinleşmesine yol açtığı, alacağın takipten evvel zamanaşımına uğradığı iddiasıyla menfi tespit davası açılamayacağı anlaşıldığından, aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir....
İİK'nun 83/a maddesi gereğince; borçlunun hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de "...borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bir malın ne derece haczedilmez olduğunun, borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği" ifadesine yer verilmiştir. Bu durumda haciz sırasında yada haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu, haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir....


