Alacaklı kiralayan, borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden "tahliye" istemeden, yalnız "itirazın kaldırılmasını" isteyebilir. İcra mahkemesinin itirazın kaldırılmasına ilişkin kararından sonra alacaklı kiralayan buna dayanarak kararın kesinleşmesinden itibaren icra mahkemesinden borçlu kiracı hakkında tahliye davası açabilir. Bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. Ancak bu gibi hallerde tahliye davasının hangi tarihten başlayarak ne kadar sürede açılması gerektiği hususu önem kazanmaktadır. Şayet itirazın kaldırılması davası devam etmekte ise tahliye davası yargılama devam ettiği sürece her zaman açılabilir. Eğer itirazın kaldırılması kararı kesinleşmiş ise bu takdirde tahliye davası itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde açılmalıdır. Zira İİK.nun 269/a maddesinde "takibin kesinleşmesi halinde tahliye davasının ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde açılması gerektiği" öngörülmüştür....
Takipte örnek 13 no'lu tahliye istemli ödeme emri davalıya 9.5.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, takipte aylık 10.000 TL'den 2012 yılı 1.2.3.4. ayların kira parası olarak toplam 40.000 TL'nin tahsili istenmiştir. Davalı borçlunun borca itirazı üzerine, 3.7.2012 tarihinde açılan davada; itirazın iptali ve tahliye istenmiştir. Davacı vekili 2.8.2013 havale tarihli dilekçesi ile dosyaya protokol sunmuş ve protokol gereği 5.8.2013 tarihinde taşınmaz tahliye edilirse davadan vazgeçeceğiz diye beyanda bulunmuştur. Davacı vekili 19.9.2013 tarihli karar duruşmasına mazeret dilekçesi sunmuş, taşınmazın tahliye edildiğini belirtmiştir. Protokole göre davalı vekilinin davacı vekiline 39.000.-TL ödeme yaptığı ve kiralananın 05/08/2013 tarihinde tahliye edileceği ve bu dava ile ilgili olarak tarafların birbirini ibra edeceğinin taahhüt edildiği görülmektedir....
Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tahliyeye karar verilmesi doğru olmadığından hükmün tahliye yönünden bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle temyiz dilekçesinin reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün tahliye yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Uyuşmazlık, süre bitimi nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkiline ait taşınmazın taş üretim atölyesi olarak kullanılmak üzere davalıya 01.06.2007 başlangıç tarihli ve 12 ay süreli olarak kiraya verildiğini, ihtara rağmen tahliye edilmediğini, tahliye taahhüdü bulunduğunu ileri sürerek kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir....
Somut olayda; davalı vekili temyiz aşamasında, dava konusu taşınmazın davacı tarafından satıldığını, yeni malikin tarafından ihtarname gönderildiğini, kiralananın tahliye edildiğini beyan etmiştir. Bu durumda Mahkemece öncelikle, kiralanan taşınmazın tahliye edildiği savunulmakla, davalı kiracının taşınmazı tahliye edip etmediği, tahliye talebinin konusuz kalıp kalmadığı üzerinde durularak, kiralananın tahliye edildiğinin anlaşılması karşısında, dava konusu kalmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca dava konusu taşınmazın satılıp satılmadığı araştırılarak, ihtiyaç nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyaç iddiasının hüküm kesinleşinceye kadar devam etmesinin gerektiği, satış yapılması halinde davacının ihtiyaç iddiasının samimi olmadığı hususu nazara alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir....
ın olduğunun görülmesi ve kendisine tahliye için verilen süre içinde bu kişi tarafından adi nitelikte devir sözleşmesi sunulması üzerine, icra müdürlüğünce İİK'nun 276.maddesi uyarınca tahliye konusunda bir karar verilmek üzere dosya icra mahkemesine gönderilmiş, mahkemece, alacaklının 7 gün içerisinde tahliye için mahkemeye müracaatına, bu müddet içerisinde müracaat edilmemesi halinde iddiasından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verildiği görülmektedir. İİK.nun 276. maddesinin 1.fıkrası; “Tahliyesi istenen yerde kiracıdan başka bir şahıs bulunur ve işgalde haklı olduğuna dair resmi bir vesika gösteremezse derhal tahliye olunur” hükmünü içermektedir. Somut olayda, alacaklı tarafından, kiracı ... hakkında başlatılan takipte, tahliye için gidilen adreste, 3. kişi ...'ın bulunduğu ve adı geçenin, bu yeri alacaklının verdiği yetki ile ...'...
nun 272. maddesi gereğince icra dairesinden tahliye isteyebileceği gibi dilerse mahkemeden de tahliye isteminde bulunabilir. 6570 Sayılı Yasa hükümlerine tabi taşınmazlarda ise tahliye davası açılabilecek haller sınırlı sayıda olup, bu tür yerlerde kural olarak kiralayana süre bitimi nedeniyle tahliyeyi isteme hakkı tanınmamıştır. Davaya dayanak yapılan ve hükme esas alınan 15.3.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinde kiralanan aile çay bahçesi olup Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir yerdir. Davacı tarafından 13.02.2013 keşide 25.02.2013 tebliğ tarihli ihtarname ile yeni dönem kira sözleşmesinin yenilenmeyeceği ve kiralananın 15.03.2012 tarihi itibarı ile tahliye edilmesi hususu kiracıya ihtar edilmiştir....
Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince; davacının halen kirada oturmakta olduğu hususu dosya kapsamı ile sabit olup, esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Mahkemece her ne kadar davacının tahliye tehdidinin ispatına yönelik delil bildirilmediğinden ve tahliye tehdidini ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, konut ihtiyacına dayalı davalarda ihtiyaçlının kirada oturması ihtiyacın varlığı açısından yeterli olup, ayrıca tahliye tehdidi altında bulunması gerekmemektedir....
Bu durumda İcra Mahkemelerinde davalı kiracı ancak tahliye tarihine kadar kira parası ödemesi ile sorumlu tutulabilir. Tahliye tarihinden sonraki alacak tazminat hukukunu ilgilendirdiğinden ve alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden, dar yetkili icra mahkemesinde tahliye sonrasına ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece 04/03/2014 tahliye tarihine kadar doğan kira alacağı yönünden istemin kabulüne, tahliye sonrası takibe konu kira alacağı yönünden ise istemin reddine karar verilmesi gerekirken, takibe konu tüm kira paraları yönünden itirazın kaldırılmasına karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 16/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı ve davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı alacaklı vekili tarafından, davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine, davacı alacaklı vekili icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve tahliye isteminde bulunmuştur....


