Mahkemece, davalının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen 20 yıllık zilyetlik süresini tamamladığı, dava konusu 393 ada 31 parsel nolu taşınmazın davalı adına tespit ve tesciline engel bir durumun bulunmadığı, davacının iddialarının aksine tüm dosya kapsamından da devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olduğuna dair başkaca bir durumun bulunmadığı, ayrıca mahkemenin benzer nitelikte 2011/344 Esas, 2011/430 Karar sayılı ilamının Yargıtayca onandığı da belirtilerek ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Hazine tarafından devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazlardan olduğu iddiası ile açılan tapu iptal ve tescil davasıdır....
SULH HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/12/2013 NUMARASI : 2010/286-2013/1078 Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraflarca yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; -KARAR- Dava, elatmanın önlenmesi, yıkım ve savunma yoluyla temliken tescil isteklerine ilişkindir. Davacı, kayden maliki olduğu 911 parsel sayılı taşınmaza davalının taşkın yapılaşmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesini istemiştir. Davalı, iyiniyetli olduğunu belirtip savunma yoluyla temliken tescil isteğinde bulunmuş ve yargılama sırasında tapu iptal ve tescil istekli açtığı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini savunmuştur....
-KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle eldeki davanın elatmanın önlenmesi davası olduğu,davalı yanın 10.09.1980 tarih,120 sıra nolu tapu kaydının hükmen tescil yoluyla oluştuğu gözetilerek davanın reddine karar verildiğine göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 25.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
-KARAR- Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle eldeki davanın elatmanın önlenmesi davası olduğu,davalı yanın 10.09.1980 tarih,120 sıra nolu tapu kaydının hükmen tescil yoluyla oluştuğu gözetilerek davanın reddine karar verildiğine göre; davacının temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 25.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Asıl dava elatmanın önlenmesi ve kâl, birleştirilen dava taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğine ilişkindir. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 21/06/2021 tarihli bozma ilamında da açıkça belirtildiği üzere, davacının 396 ada 36 parsel sayılı taşınmazına 25/03/2015 tarihli fen bilirkişileri raporunda gösterildiği gibi kırmızı renkli ve 4,01 m²'lik bölümde elatıldığı belirlendiği halde davacının elatmanın önlenmesi isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-birleştirilen davada davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/09/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi....
Davacı ve davalı ... vekillerinin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine.Diğer temyiz itirazlarına gelince; Somut olayda; dava idari işlemin iptaline dayalı yolsuz tescil nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, mahkemece davalı ...’in dava konusu taşınmazı 20.07.2016 tarihinde davalı . İnşaat Temizlik San ve Tic.Ltd.Şti’den temlik aldığı ve davalıların el ve işbirliği içerisinde hareket ettiği, dolayısıyla Salim’in iyiniyetli olmadığının sabit olduğu ancak tapu iptal ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılabileceği gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı . İnşaat yönünden husumetten reddine karar verilmiş ise de; muvazaalı işlemin tarafı olan davalı şirketin yargılama giderlerinden müşterek ve müteselsilen sorumluluğu olup,bu yön nedeniyle hakkında husumetten reddine karar verilmesi doğru değildir....
Öte yandan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda yapılan değerlendirmede ise; her ne kadar keşifte taşınmazların ezelden beri tarla olduğu, 15-20 yıl kadar önce taşkın koruma seddelerinin yapıldığı, bu zamandan beri nehrin taşmadığı ancak bu kez de setler nedeniyle dağdan gelen suyun taşınmazları bastığı ve 3-4 yıldır bu sel nedeniyle ekilmediği beyan edilmiş ve jeolog bilirkişi raporunda da, taşınmazların Aras Nehrinin eski taşkın sahasında kaldığı, taşkın koruma seddesinin yapıldığı, fezeyan sırasında suyun taşkın seviyelerini aşıp eski taşkın sınırına ulaşmayacağını ve dava konusu taşınmazların taşkına maruz kalmayacağının beklendiği bildirilmiş ise de, mahkeme gözleminde taşınmazların sazlık niteliğinde olduğu ve ekili bulunmadığı tutanağa geçirilmiş olup, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu raporunda da mahkeme gözlemini doğrular nitelikte taşınmazların Aras Nehri yatağı olduğu, taşkınlar nedeniyle verimli toprak tabakasının...
Mahkemece; davacının tapu iptali ve tescil talebi yönünden şartları oluşmadığından davanın reddine, davalılara ait 581 ada 2 parselin 115,67 m2'lik kısmında davacı lehine irtifak hakkı tesisine karar verilmiştir....
Uygulama ve doktrinde "durum ve koşulların haklı kılması" şeklinde ifade edilen bu şarttan, inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı kaybın mukayese edilmesi anlaşılmaktadır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Davalı ve birleşen davanın davacısının maliki olduğu 13 parsel üzerindeki binanın davacı ve davalının malik olduğu 14 parsele taşkın yapıldığı keşif ve bilirkişi raporlarıyla sabittir. Diğer taraftan bilirkişiler, 30.01.2008 tarihli raporlarında davalı ve davacı Mehmet Ö/nün kendi evinin içerisinde tekrardan bitişik yapı boyunca önce kazı yapması, hafriyatı dışarı atarak yeni bir duvar altı temeli için demirli beton döktürmesi ile üzerinde yeni bir duvar meydana getirebileceğini, bu işlemlerin sonunda dava konusu ortak duvarın yıkılması ve tecavüzlü olan beton kesiminin kırılmasının mümkün olacağını, aksi halde mülkiyet hakkı sahibi Mehmet G.'...
Şti’nin inşaatı ve davacı arsa sahiplerine ait bağımsız bölümleri sözleşmede kararlaştırılan sürede tamamlayıp teslim etmediğinden arsa sahibi davacı tarafından davalı yüklenici aleyhine ... 2. Asliye Hukuk mahkemesi’nin 2008/201 esas sayılı dosyası ile açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda, yüklenici adına olan tapunun iptali ile arsa sahibi adına tescile karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin onama kararında tapu iptal ve tescil isteminin feshi de içermesi nedeniyle mahkemece taraflar arasındaki 05.12.2007 tarihli arsa payı devir karşılığı inşaat sözleşmesinin de feshine karar verildiğinin belirtildiği anlaşılmakla, fesihte yüklenicinin kusurlu bulunduğu ve feshin geriye etkili sonuç doğuracak nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Geriye dönük feshin sonucunda taraflar aldıklarını geri vermekle yükümlüdür....


