ın, Hatice'nin eşi olması nedeniyle taşınmazda bulunduğu, anılan her iki kişinin de kötüniyetli zilyet olmadığı, satış bedeli kendisine geri verilmeyen tarafın, parası iade edilinceye kadar ecrimisil ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı, bu nedenle asıl davada davacı-karşı davada davalı kooperatifin asıl davadaki ecrimisil talebinin yerinde olmadığı, kooperatifin asıl davadaki elatmanın önlenmesi talebinin yerinde olduğu, bu nedenle davalıların taşınmaza el atmalarının önlenmesinin gerektiği ancak, satış bedelinin ödenmesine kadar asıl davada davalılar – karşı davada davacıların taşınmazda oturabileceği, taşınmaz üzerinde hapis hakkı bulunduğu, bu nedenle hüküm fıkrasının 1/b maddesinde belirtildiği gibi el atmanın önlenmesi talebinin, satış bedelinin güncellenmesi sonucunda ulaştığı değer olan 21.548,87 TL'nin asıl davada davalı – karşı davada davacı H.. Ö..'...
yükümlülüğü ile bağdaşmadığını, mülkiyeti davalılara ait olan Silivri İstanbul'da kain arsa üzerine yapılacak 240 adet villaların yapımı için arsa malikleri ile davalılardan ... arasında bir inşaat sözleşmesi yapıldığını ancak inşaatların yapılmaması %10 seviyesinde kalması, yüklenicinin inşaat sahasını terk etmesi, arsa maliklerine karşı hiçbir edimini yerine getirmemesi, bilahare iflas etmiş olması karşısında arsa malikleri ile yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesinin karşılıklı mutabakatla feshedildiğini, harici satış sözleşmeleri ile bu inşaatlardan taşınmaz alan kişilerden pek çoğunun yüklenici ile birlikte arsa maliklerine karşı İstanbul Tüketici Mahkemelerinde tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde bedel iadesi davası açtıklarını, bu davaların tamamına yakının sonuçlandığını ve Yargıtay’ın 13....
tarih ve ... sayılı Olur ile uygun bulunarak, davacıya peşinatın ödenmesi için vade farkı uygulanmak suretiyle üç aylık ek süre verilmesi, kendisi ile bu doğrultuda hazırlanan satış sözleşmesinin imzalanması ve verilen süre sonunda peşinatın ödenmemesi hâlinde sözleşmenin feshi yoluna gidilmesi kararlaştırılmıştır. Bunun üzerine, ... tarih ve ... sayılı yazıyla, davacı 22/02/2021-24/02/2021 tarihleri arasında sözleşme imzalamaya davet edilmiştir. Davacı tarafından Bakırköy 34. Noterliği aracılığıyla davalı idareye gönderilen ... tarih ve ... Yevmiye Numaralı ihtarnameyle, taşınmazların imar durumuna ilişkin olarak ihale tarihindeki emsal değerin değiştiğinden bahisle taşınmazların bu şartlarda satın alınmasının mümkün olmadığı belirtilerek idareye ödenen katılım teminatı, ek teminat ve hizmet bedelinin iadesi talep edilmiştir....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın müteveffa eşinin imzasını taşıyan yazılı delil veya delil başlangıcı ile iddialarını kanıtlayamadığı, taşınmazın davalının murisinden geldiği, muris tarafından satın alınma tarihinin 22.11.1988 olup resmi satış senedi incelendiğinde, satışın her türlü muvazaadan ari ve gerçek bir satış olduğu, bedelinin muris tarafından ödendiği, kişinin kendi muvazaasına dayanamayacağı gerekçesiyle; tapu iptali ve tescil ile terditli olarak ileri sürülen bedelin iadesi taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Şti arasında imzalanmış olan 27.03.2015 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine, Yenimahalle Tapu Müdürlüğü 63477 ada, 19 parsel sayılı taşınmaz 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 no.lu bağımsız bölümlere yönelik tapu iptali taleplerinin kabulüne, 10 no.lu davalı ..., 11 no.lu davalı ... Ltd. Şti., 8, 12 ve 13 no.lu davalı ...Ş, 14 no.lu davalı ..., 9 no.lu davalı ... Ltd. Şti., 15 no.lu davalı ..., 16 ve 17 no.lu davalı ... adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile işbu bağımsız bölümlerin davacılar adına eşit paylı olarak tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili, ... ve ... Pres... Ltd. Şti. vekili, davalı ... vekili, ... A.Ş. vekili, ... Ltd. Şti. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
birlikte iadesi gerekmektedir....
ya verdiği vekâleti davacıya satış yapmadan önce iptal ettiğini, davacıya yapılan satışın geçerli bir satış olduğunu ve teknenin davacının murisine teslim edildiğini, teknenin çalınmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2014/1137 E., 2015/527 K. sayılı kararı ile; davalı ve ... aleyhine açılan ceza davasının beraat ile sonuçlandığı, davalı tarafından tekne karşılığında verilen taşınmaz hakkında açılan tapu iptali ve tescil davasının kabul edilerek mülkiyeti davacıya geçen tekne karşılığında tapunun davalı adına tesciline karar verildiği, bu durumda davacıya yapılan tekne satışının geçerli olduğu, davalının vekillikten azlettiği ... tarafından yetkisi olmaksızın ...'...
E. sayılı dosyasına konu ettiği 1.330.000 TL’lik 1 adet çek kesmiş, müvekkilinin mahkememize sunmuş olduğu “sözleşme asıllarını davalı şirkete verdiğini, alacaklı vekili tarafından çek alacağının somutlaştırılmış olup beyanları ise gerçek dışı olduğunu, müvekkil şirketin işbu çekten davalı yana her hangi bir borcu olmadığını, alacaklı vekili tarafından da bu durumun dile getirildiğini ve söz konusu alacağın aslında kardeşinin alacağı olduğunun ikrar edildiğini, müvekkil şirket ile davalı arasında ki ilişkinin mahiyeti taşınmaz satış sözleşmelerinden kaynaklanan bir ticari ilişki olup taşınmaz satış vaadi karşılığında bedel ödenmesi şeklinde olduğunu, dolayısı ile davalının, davacı şirketten alacaklı olmasının ancak sözleşmenin feshi sonrası ödediği bedelin iadesi şeklinde olabileceğini, davalı ile yapılan sözleşmeler incelendiğinde bir kısmının tamamen yerine getirildiği bir kısmının ise ödemelerinin yapılmadığı ve karşılıklı olarak fesih edildiği gerek tapu kayıtlarının celbi gerekse...
Gerekçe ve Sonuç 1....
Aksinin kabulü halinde borç veren borç alanın darda kalmasından yararlanarak daima inanç sözleşmelerine böyle bir hüküm koymak suretiyle söz konusu madde hükümlerinden kurtulma ve borç verdiği kişinin malını veya hakkını çok az bir bedel ile eline geçirme , onu istismar etme olanağını elde etmiş olur ki, bu husus sözleşme hukukunun genel prensiplerine, ahlaka, kanun koyucunun amacına ters bir sonuç doğurur ve tefeciliği teşvik eder. Nitekim böyle sözleşmelerin batıl olduğu B.K.nun 19. ve 20. maddelerinde hükme bağlanmıştır. İnanç sözleşmelerinin tarafları arasında, onların gerçek iradelerini ve akitten amaçladıklarını yansıtması bakımından geçerli olduğu; taraflarına Borçlar Kanunu çerçevesinde nispi haklarını talep etme olanağını verdiği tartışmasızdır. Burada üzerinde durulması gereken husus, taşınmaz mallar ya da şekle bağlı akitlerde inanç sözleşmelerinin ne gibi hukuki sonuç doğuracağıdır....


