WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

HD’nin 31/01/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre, "Sözleşmenin 47/A maddesinde gecikme halinde ödenmesi kararlaştırılan ceza TBK'nın 179/2. maddesinde ifadesini bulan ifaya ekli ceza niteliğindedir. Yine sözleşmenin 47/B maddesinde kararlaştırılan ceza ise sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi durumuna ilişkin olduğundan bu ceza da TBK'nın 179/1. maddesinde ifadesini bulan seçimlik ceza niteliğindedir. İfaya ekli cezanın istenebilmesi için sözleşmenin feshedilmemiş olması veya fesih halinde dahi bu cezanın istenebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunması gerekmektedir. Yine seçimlik cezada ise bu talepte bulunan tarafın, sözleşmenin ifası ya da bu cezanın tahsilini isteyebilecektir. Bir başka deyişle sözleşmenin ifasını isteyen taraf aksi sözleşmede açıkça yazılı olmadığı sürece cezayı, ceza isteyen ise ifayı isteyemez. Öte yandan ifaya ekli cezada olduğu gibi kural olarak sözleşmenin feshi halinde seçimlik cezanın da istenmesi mümkün değildir." 6098 s....

Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24.09.2003 günlü kararından taşınmaz üzerine inşaat yapılabileceği, ancak sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde 15 daireli bir bina yapılmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Davalı yüklenici davacı arsa sahibinin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı uyarınca daha az daireli bir bina yapılmasını kabul etmediğini savunmuştur. Davacı arsa sahibi de davalı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan şekilde inşaatın yapılacağı konusunda kendisini oyaladığını iddia etmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 24.09.2003 günlü kararı uyarınca sözleşmenin ifası imkânsız hale gelmiştir. Bu imkânsızlık objektif imkânsızlıktır. Daha az daireli inşaat yapılması konusunda da tarafların iradeleri birleşmemiştir. Sözleşmede kararlaştırılan sayıda daire bulunan bir bina yapılamaması davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmadığından, davacı menfi zararının tanzimini isteyemez....

Dairenin 14.03.2019 tarihli ve 2017/5065 E., 2019/2094 K. sayılı ilamıyla; sözleşmede belirlenen cezai şart miktarından indirim yapılarak hüküm kurulması yoluna gidilmiş ise de, kararlaştırılan cezai şartın davalı şirketin mahvına neden olduğu hususunun bilirkişi raporu ile tespit edilmediği, bu durumda, TBK'nın 182/son maddesi gereğince, davalıya ait tüm ticari defter ve kayıtlar ile belgeler getirtilerek ticari defter ve kayıtları, bilançosu ve ekonomik durumunu etkileyen diğer unsurlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, yapılan inceleme sonucunda sözleşmede belirlenen cezai şartın ödenmesinin, davalının ekonomik açıdan mahvına sebebiyet verdiğinin anlaşılması halinde cezai şartın makul bir miktara indirilmesi hususunda hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, ayrıca taraflar tacir olduğuna göre sözleşme ile faiz oranının serbestçe kararlaştırılabileceği ve faizin hesabında TBK'nın 88 ve 120 nci maddelerindeki sınırlamaların...

Davalı vekili, sözleşmenin 26.09.2007 tarihinde feshedildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, davacının sözleşme kapsamında yapması gereken işleri yapmadığını, 29.08.2007 tarihli yazı ile eksikliklerin giderilmesi istendiği ve aksi halde sözleşmenin fesih edileceğinin bildirildirildiği, davacının teklif vermeden önce maden sahasını incelemesi gerektiği, basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı ile yaptığı sözleşmeye göre % 25 toleranslı 2000 ton / ay krom cevheri üretiminin saha şartlarına uygun olmayacağı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir....

Gerekçe: 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır (Tunçomağ, Kenan: Türk Hukukunda Cezai Şart, İstanbul 1963). Cezai şart Borçlar Kanunu'nun 158-161. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunu'nun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir....

Bu durumda mahkemece, 818 sayılı BK’nın 351/1. ve 2. fıkrası hükmü ile yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak somut uyuşmazlık bakımından öncelikle davacının uğradığı fiili zarar ve zarar ihtimali konusunda bir değerlendirme yapılıp sonucuna göre cezai şartın fahiş olup olmadığı ve indirim gerekip gerekmediği konusunda bir değerlendirme yapılması gerekirken, davacının zarar miktarı konusundan bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçelerle cezai şartın aşırı olarak nitelendirilip, cezai şarttan indirim yapılması doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle kararın davacı ve davalı ... yararına bozulması gerekmiştir....

Talimat sayılı dosyasından tedbir kararının 21/09/2017 tarihinde icra edildiğini, müvekkilinin parasını vererek davalı şirketten satın aldığı tüm mobilyaların yediemine kaldırıldığını, tedbir kararının icra edildiği bu tarihte bayilik sözleşmesinin hukuken ve fiilen sona erdiğini, hukuki zorbalıkla ve kötü niyetli olarak gerçekleştirilen feshin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bayilik sözleşmesinin haksız rekabet teşkil eden ve izin alınmadan reklam ve indirim kampanyası yapıldığı gerekçe gösterilerek sözleşmenin 15.maddesi uyarınca feshedildiğinin bildirildiğini, oysa bayilik sözleşmesinde ve 16/12/2015 tarihinde yapılan bayilik toplantısında alınan kararlarda indirim yapmanın sonucunda sözleşmenin feshedileceği yönünde bir hüküm bulunmadığını, sözleşmenin 15.maddesinde indirim yapılması halinin tazminatsız fesih gerekçesi olarak yer almadığını, iskonto oranları ihlal edildiğinde müeyyidenin sözleşmenin feshi değil %30 oranında cezai yaptırım olduğunu, kaldı ki üreticinin bayilik sözleşmesi...

İlk derece mahkemesince; sözleşme serbestisi ilkesine göre cezai şarta ilişkin kira sözleşmesi hükmünün geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, davalının cezai şarttan sorumlu olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre cezai şart bedeli davalının ekonomik mahvına neden olabileceğinden bu bedelden %30 oranında indirim yapılması gerektiğinden bahisle, taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 10.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren sözleşmenin 12. maddesine göre işleyecek bir aylık mevduat için geçerli eurbor'un % 3 fazlası oranında gecikme faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur....

İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz. 6098 sayılı Kanun’un 438/2. maddesine göre işçinin, sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır. İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir....

Ekim, Kasım ve Aralık dönemini kapsayan iade fatura (indirim bedelleri) toplamı 168.332,85 TL olup ......

UYAP Entegrasyonu