Bu genel açıklamalara göre somut olaya bakıldığında; benimsenen bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda açıklandığı üzere, davalı şirket genel kurul toplantısında kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir karar alınmaksızın YK Başkanına ücret adı altında yapılan ödemelerin (ücret artışı ve prim) eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğu; YK Başkanı ücretine yapılan artışın ve prim ödemesinin diğer paydaşlarla arasında eşitsizlik oluşturduğu; çoğunluğu elinde bulunduran yönetim kurulunun, kendilerine yapılan ücret ödemelerine ilişkin kararlar alabilirken kar payı dağıtılmamasından etkilenmedikleri, bu durumda zaten günün koşullarına göre yüksek ücret aldığı anlaşılan YK Başkanına yapılan ücret artışı ve prim ödemesi kararının dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği kanaatine varıldığından, yönetim kurulu başkanına ödenen ücretin artırılmasına ve prim ödenmesine ilişkin kararın iptaline karar vermek gerekmiştir....
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. ......
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava; taraflar arasındaki 31/03/2017 tarihli yönetim sözleşmesinin 2.10 maddesine dayalı, sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle cezai şartın tahsili ve sözleşmenin 2.11 maddesine dayalı olarak sözleşmenin devamı süresince ödenmeyen prim alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece cezai şart talebinin takdiri indirim uygulanarak kısmen kabulüne, prim alacağına ilişkin talebin ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiştir....
Davalı taraf, temlike konu alacak dayanağı sözleşmenin eksik ve ayıplı olarak ifa edildiğini, yapılan işlerin bedelinin de fazlasıyla ödendiğini belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. Kural olarak borçlu, şahsi def'iler hariç temlik eden alacaklısına karşı sözleşmeden kaynaklanan tüm itirazlarını temlik alana karşı da ileri sürebilir. O halde, diğer şartlarının yanında temlik konusu alacak tutarına hükmedilebilmesi için dava dışı temlik eden ...'nun söz konusu mobilya işi nedeniyle iş sahibi davalılardan olan iş bedeli alacağının eser sözleşmesi ilkeleri kapsamında belirlenmesi gerekir....
Muvazaa tespiti sadece tespitin yapıldığı döneme ilişkin hizmet alım sözleşmesi bakımından bağlayıcıdır. Tespit tarihinden sonraki döneme ilişkin hizmet alım sözleşmeleri bakımından, muvazaa tespitinin ileriye etkisinden söz edilemez. Hal böyle olunca, davacının tüm çalışma süresi boyunca aynı hizmet alım sözleşmesi kapsamında aynı alt işverenlerin işçisi olarak çalışıp çalışmadığı netleştirilmeli, muvazaa tespitinin sadece muvazaalı olduğu belirlenen döneme ilişkin hizmet alım sözleşmesi yönünden etkili olduğu ve her bir hizmet alım sözleşmesi bakımından ayrı ayrı muvazaa incelemesi yapılması gerektiği gözden kaçırılmamalı, muvazaa tespitine ilişkin dosya eldeki dosya içine alınıp, belirtilen eksiklikler konusunda yeniden değerlendirme yapılmalı, oluşacak sonuca göre işin esasına yönelik hüküm kurulmalıdır....
Ancak ödemenin maaş adı altında yapılması, davacının gerçek anlamda bir işçi olduğunu yapılan ödemelerin de işçilik alacağı olduğunu göstermemektedir. Birleşen dosyalar bakımından---------- göreve ilişkin bozma kararlarının gerekçesinde taraflar arasındaki ilişkinin hizmet değil vekalet ilişkisi olduğu belirtilmiştir. 6762 sayılı TTK kapsamında şirketle yönetim kurulu üyeleri ve denetçiler arasındaki ilişki bir iş veya hizmet sözleşmesi değil bir vekalet sözleşmesi ilişkisidir. Davacı vekalet ilişkisi kapsamında şirkete emek ve mesai harcayarak bu çalışması karşılığında aylık olarak huzur hakkı almaktadır. Bu kapsamda aynı çalışması için ayrıca işçilik ücreti talep etmesi mümkün bulunmamaktadır. Belirtilen sebeplerle, davacıya maaş adı altında yapılan söz konusu ödemelerin, aylık olarak ödenmesi gereken huzur hakkı ödemeleri olduğu değerlendirilmiştir. Davacı 31.10.2009 tarihine kadar denetçi ve yönetim kurulu üyeliği görevlerini sürdürmüştür....
ihale alıcılarının değişmesine rağmen devam ettiğini, bu durumun dahi işçilik alacaklarından ihale alıcılarının sorumlu olmadığını gösterdiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre de bu şekilde ihale yoluyla alınan işlerde, ihaleyi alan işveren bünyesinde çalışılmış gibi gözükseler dahi, prim ödemeleri ihaleyi alan şirketlerce yapılmış olsa dahi ihale alıcılarının işveren ve işveren vekili sayılarak sorumlu tutulmalarının uygun görülmediğini, asıl işverenin sorumluluğu cihetine gidildiğini, Müvekkili Şirketin işçilere emir talimat verme yetkisi bulunmadığı gibi, iş akdinin feshine ilişkin irade beyanında bulunmasının da söz konusu olmadığını, işçilerin çıkışının diğer davalı Kurum tarafından yapıldığını, onun takdiri ile iş ilişkisine son verildiğini, ancak kurumla yapılan ihale sözleşmesi gereğince her ne kadar işçilerin aylık ücret ödemeleri ve prim ödemeleri müvekkili Şirket tarafından yapılıyor gözükse de, kurum bünyesinde çalışacak işçilerin nitelikleri, sayısı, görev yerleri,...
şirket bünyesinde bırakılmış olduğunu ve örneğin, davacı şirket tarafından, Pay Alım /Satım Sözleşmesinde belirlenen kapanış tarihinden sonraki dönemde işten ayrılan bir işçiye ödenen tutar üzerinden, ......
ilişkin talebin kabulü faiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir....


