Mahkemece hizmet tespiti davasında tüm mirasçılar yönünden kabul kararı verilmiştir. Dairenin oy çokluğu ile aldığı onama kararına aşağıdaki sebeplerle katılmıyorum: Hizmet tespiti davalarında verilecek kararlar; hem hizmet süresinin tespitine hem de işverenin bildirilmeyen hizmet sürelerine ait prim borcunu ödemesine ilişkin sonuçlar doğurur. Bu nedenle hizmet tespiti davalarında husumetin, aleyhine hüküm teşkil etmesi istenen (SGK ile birlikte) bildirimde bulunmayan ve asıl prim borçlusu olan işveren aleyhine de yöneltilmesi gereklidir. İşverenin vefatı halinde ise işveren yerine geçen ve prim borçlusu olan mirasçılarına karşı husumetin yöneltileceği ve davanın görüleceği tartışmasızdır. 4721 sayılı T.M.K. m.605 ve devamı maddelerine göre, mirasın reddi beyanı, bozucu yenilik doğuran beyandır ve geriye doğru hüküm doğurur. Mirası reddedenlerin, ölüm gününden başlayarak mirasçılık sıfatları kalkar ve tereke borçlarından sorumlulukları kalmaz....
Mahkemece dosyada bulunan deliller doğrultusunda hizmet tespiti yönünden istem gibi karar vermiştir. Davacının davalı işyerinde çalıştığına ilişkin kabulü isabetli ise de, 14.05.2014 - 19.05.2014 tarihlerini de içerir şekilde kabul kararı verilmesi isabetsizdir. Şöyle ki davacının hizmet cetveline göre talep konusu dönem içerisinde yer alan 14.05.2014 -19.05.2014 tarihleri arasında dava dışı işyerinden bildirim bulunduğu ve mahkemece , bu sürenin dışlanarak davacının 05.05.2014 - 13.06.2014 tarihleri arasında hizmet akdiyle çalıştığına karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, istemin hizmet tespiti yönünden aynen hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....
K A R A R Dava,hizmet tespiti ile işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın hizmet tespiti talebi yönünden reddine işçilik alacakları yönünden ise kısmen kabulüne karar verildiği, Hükmün Dairemizce 6.9.2012 gün ve 2012/15218 Esas ve 2012/13681 Karar sayılı ilamı ile hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin davaların tefriki için bozulduğu,Mahkemece davaların tefrikine ilişkin Dairemiz bozma ilamına karşı direnilerek davanın yeniden hizmet tespiti yönünden reddine işçilik alacaklarına ilişkin talepler yönünden ise kısmen kabulüne karar verildiği verilen kararın davalı Kurum ve davalı işveren tarafından temyiz edilmeksizin yalnızca davacı tarafından temyiz edildiği dolayısıyla temyiz incelemesinin hizmet tespitine ilişkin yapılarak ve 05/07/2012 gün ve 6352 sayılı Yasa ile 5521 sayılı Yasaya eklenen geçici 2.maddesi gözetilmek suretiyle mahkemenin hizmet tespitine ilişkin direnme hükmünde dayandığı gerekçeye göre Dairemize ait anılan bozma ilamının...
Gerekçe: Davacının hizmet süresi taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacının, sigortalı hizmet süresinin tespiti için ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/690 esas sayılı dosyası ile hizmet tespiti davası açtığı, mahkemece verilen kararın davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu ve ... Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 14.04.2016 tarihli, 2016/2344 esas ve 2016/5576 karar sayılı ilamı ile bozulduğu ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Davacının davalı işyerinde çalıştığı süre ihtilaflı olduğuna göre, hizmet tespiti davası bu dava için bekletici mesele yapılmalı, hizmet tespiti davasının sonucuna göre davacının hizmet süresi belirlenmeli ve ardından işin esasına girilerek sonuca gidilmelidir. Bu yön gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemenin bu maddi ve hukuki olguları gözetmeksizin, birbirinden tamamen farklı iki davayı bir arada görmesi ayrıca hizmet tespiti davası bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir....
Komutanlığı emrinde 13.06.1989-22.07.1999 tarihleri arasında geçici köy korucusu, 10.04.2001 tarihinden itibaren de gönüllü köy korucusu olarak hizmet etmesine rağmen sigortalı bildiriminin yapılmadığını ve işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek hizmet tespiti ile işçilik alacaklarının ödenmesini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosyada bulunan belgelere göre davacının 13.06.1989-22.07.1999 tarihleri arasında geçici köy korucusu, 10.04.2001 tarihinden itibaren gönüllü köy korucusu olarak görev yaptığı, atama ve göreve son verme işlemlerinin ...Valiliği'nin onayı ile gerçekleştiği, dinlenen tanıkların tamamının davacının çalışma ilişkisinin güvenliğe yönelik olduğunu ifade ettikleri ve davacının hizmet tespitine konu olabilecek sigortalı çalışmasının bulunmadığı anlaşılmakla hizmet tespiti isteminin reddine karar verilmesi yerindedir. Ne var ki hizmet tespiti ve işçilik alacaklarına ilişkin davaların birlikte görülmesi doğru değildir....
Hizmet tespiti davaları sigortalı veya sigortalının yaşamını yitirmesi durumunda hak sahipleri tarafından açılabilmekte olup, özellikle, sigortalının yaşamını yitirdiği gün veya hak sahiplerince ölüm aylığı tahsis başvurusunda bulunulduğu tarih itibarıyla aylık bağlanması için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısının bulunmadığı durumlarda, bildirim dışı kaldığı ileri sürülen çalışma sürelerinin saptanıp hüküm altına alınmasına ilişkin hak sahiplerince açılan bu tür hizmet tespiti davaları ayrı önem arz etmektedir. Geçmişte var olmasına karşın kayıtlara girmemiş hizmetlerin belirlenmesinin istenildiği, yapılacak yargılama sonunda çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden doğan ve gerçekte var olan hizmet akdi ilişkisinin varlığının tespitine karar verildiği, gerçekte var olan hukuksal durumun ortaya çıkarıldığı bu tür hizmet tespiti davaları, “olumlu tespit” niteliği taşımakta olup, yeni bir hukuksal durum oluşmadığından yenilik doğurucu (inşai) değildirler....
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davacı, ücretleri ödenmediği için işten ayrıldığını iddia ederek, kıdem tazminatı ile yıllık izin ve ücret alacaklarının tahsili ile beraber hizmet tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı, davacının istifa ederek işi bıraktığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, hizmet tespitine ilişkin dava bu davadan tefrik edilmiş ve bu davada kıdem tazminatının reddine, yıllık izin ve ücret alacaklarının kabulüne karar verilmiştir. Hizmet tespitine ilişkin dava tefrik edilerek bu davadan ayrıldığına göre, hizmet tespiti davasında davalı olan ... Başkanlığı artık alacak davasında taraf değildir. Bu davada taraf olmayan ... Başkanlığı vekilinin bu kararı temyiz etme hakkı olmadığından temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmelidir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle, hizmet tespiti davası bu davadan ayrılmış olduğundan ......
Mahkemece, davacının kendisine verilen süreye rağmen hizmet tespiti davası açmadığı, bu nedenle çalışmasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında hizmet ilişkisinin bulunup bulunmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Somut olayda, mahkemece, davacı tarafa hizmet tespiti davası açması konusunda süre verilmiş, bu süre içinde hizmet tespiti davası açılmaması gerekçe gösterilerek hizmet ilişkisinin ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Oysa, yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK 24.maddesi hükümleri gereği kanunda açıkça belirtilmedikçe, hiç kimse kendi lehine olan davayı açmaya veya hakkını talep etmeye zorlanamaz. Dosyada dinlenen davacı tanıkları davacının işe giriş tarihi, ücreti ve çalışma düzeni hakkında beyanda bulunmuşlardır. Mahkemece yapılacak iş, dosya içeriğine ve toplanan delillere göre talepler hakkında bir karar vermektir....
Dosya içeriğine göre somut olayda, davacı vekili tarafından ilk olarak İş Mahkemesi’nde (2012/368 E) hizmet tespit davası açıldığı, davacı vekilinin bu davanın yargılaması sırasında mahkemeye dilekçe vererek aynı tarihte (19.10.2012) katibi aracılığıyla hem hizmet tespiti davası hem de işe iade davasının dilekçeleri ve ekleri hazırlanarak adliyeye gönderildiğini, ancak vezne ve tevzii bürosunda her iki dilekçenin başlığı, tarafları ve taraf vekillerinin aynı olması nedeniyle sanki işe iade davası dilekçesi hizmet tespiti davası dilekçesinin suretiymiş gibi sadece hizmet tespiti davası için harç alınıp tevzinin de bu şekilde yapıldığını, bilahare bürosunda yapılan kontrol sırasında 2 ayrı dava açılması gerekirken tek dava açıldığının anlaşılması üzerine mahkemeye müracaat ederek, dilekçelerin üst üste hizmet tespiti dava dosyası içerisinde olduğu, her 2 davanın tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesini ve harcı yatan davanın işe iade davası olarak kabulünü istediği, Mahkeme hakimince de, dilekçeye...


