İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; söz konusu işyerinin ruhsatsız olduğu veya ruhsatının iptal edildiği yönünde dosyaya sunulan herhangi bir belge veya bu yönde bir iddianın bulunmadığı, davalı idare tarafından işletmenin bir başkasına kurumlarının muvafakatı alınmaksızın devredildiği gerekçesiyle anılı kira sözleşmesinin, 8. maddesinin ihlal edildiği ileri sürülerek tek taraflı olarak fesih işleminin gerçekleştirilip, sonrasında fesih işlemi gerekçesiyle işyerinin mühürlenerek faaliyetinin durdurulduğu dava konusu olayda, kira sözleşmesinin sona ermesi halinde uygulanacak usulün 2886 sayılı Yasanın 75. maddesinde açıkça düzenlendiği gözetildiğinde, davalı idare tarafından sözleşmenin feshedilmesi sonrasında taşınmazın boşaltılması için anılan Kanun hükmü uygulanarak işlem tesis edilmesi gerekmekte iken, yetki aşımı suretiyle doğrudan mühürleme işlemi tesis edilerek işyerinin faaliyetinin durdurulması yolunda tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı...
İdare Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararda; davacı şirketin kendisinden kaynaklanan nedenlerle orman izninden vazgeçme veya işletme faaliyetlerinin durdurulmasının sözkonusu olmadığı; aksine davalı idare görevlilerince, çalışma izin süreleri dolduğundan ve yeni izin olurları olmadığından bahisle işletme sahasında 07/02/2014 tarihinde faaliyetlerin durdurulması konusunda sözlü uyarı yapıldığı ve yapılan denetimde işletmenin faaliyetine devam etmediğinin 11/02/2014 tarihinde tutanak ile tespit edildiği, sahanın 16/05/2014 tarihinde düzenlenen tutanakla teslim alındığının görüldüğü, orman izin bedelinin; madencilik faaliyetinin durdurulmasının orman idaresine yazılı olarak bildirildiği durumlarda sahanın geri teslim alındığı tarihten itibaren tahakkuk ettirilmeyeceği, davalı idare tarafından hukuki sorunlar nedeniyle işletme sahasında davacı şirketin madencilik faaliyetinin durdurulduğu ve yapılan denetimlerde bu hususun tespit edildiği ve devamında sahanın teslim tutanağı...
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmünün değerlendirilmesinden, davacının yapmak istediği faaliyetin geçimini temin ettiği "ticari faaliyet" olarak nitelendirilebileceği ve kanun metninden de benzer sonucu doğuran her türlü işlemin temyize tabi olduğu anlaşıldığından, … plakalı ticari aracın sahibi olan davacı tarafından, 10.06.2016 tarihinde Mahkemenin … tarih, E:… , K:… sayılı kararı doğrultusunda söz konusu araca çalışma izni ve güzergah ruhsatı verilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin davacının ticari faaliyetinin (mesleki faaliyetinin) hiç yapamama sonucunu doğurmasıyla icrasını otuz günden uzun süreyle engellenmesine sebebiyet verdiği sonucuna ulaşılmaktadır....
OLAY VE OLGULAR Sanığa ait işletmenin izin eksikliği nedeni ile faaliyetinin izinler alınıncaya kadar durdurulması ve mühürlenmesine yönelik işlemler sırasında gerekli güvenlik önlemleri alınması için jandarma görevlisi katılan ve şikâyetçinin olay mahalline geldiği, sanığın işyerinin mühürlenmesine tepki göstererek işçilerine “İş yerinin kapılarını kapatın, kimse içeriye girmeyecek” şeklinde talimat vermesi nedeni ile işçilerin kapıyı kapattıkları; jandarma görevlilerinin işçilere kapıyı açtırmaları üzerine sanığın “Siz kimsiniz ki içeri girmeye çalışıyorsunuz”,“İçeri gireni ve burayı mühürleyecek olanı vururum, öldürürüm” şeklinde tehditte bulunduğu; şikâyetçi N.Ç.'...
Dosyada bulunan belgelerden davacının 28.5.2015 tarihinde sendikaya üye olmak için başvurduğu, 5.6.2015 tarihinde başvurusunun kabul edilerek sendikaya üye olduğu, dosyada bulunan sendika üyesi işçilerin listesinde davalı işyerinde 3 işçinin sendikaya üyeliğinin devam ettiği, 5 üye işçinin istifa ettiği ve bu işçilerin temmuzda üye olup temmuz, ağustos ve eylül aylarında istifa ettiğinin görüldüğü, yargılama sırasında dinlenen davacı tanığı ...’ın çalışma koşullarının yetersizliği, gibi sıkıntılarla davalı şirket çalışanları olarak 2015 yılı Mayıs ayında sendika ile irtibata geçtiklerini, Mayıs ve Haziran ayında grup halinde 2 ayrı görüşme yapıp, daha fazla üye yapılmasında mutabakata vardıklarını, üyeliklerin Mayıs ayı itibari ile başladığını, tek tek görüşmeler yapıldığını, işverenin sendikalı olduklarını öğrendiğini, vardiya amirinin serviste '' sendika üyesi olanlar bu sene zam beklemesin dediğini, davacının sendika üyeliği işten çıkartılmasına neden olduğunu beyan ettiği, tarafların...
Mahkemece, 2822 sayılı kanun 17. maddesi gereğince davalı sendika tarafından yetki belgesi ve toplu iş sözleşmesi taslağının davacı iş verene usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği araştırılmaksızın karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.”gerekçesiyle bozulmuştur....
İşyerinde çalışmakta olan Hüseyin Egeli isimli işçi iş müfettişine verdiği ifadesinde “...üyelik tarihinden 10 gün sonra istifa ettiğini, sendika üyesi olması durumunda işverenliğin zor duruma düşeceği işyerinin kapatılacağı işsiz kalabileceklere, sendika üyeliğinden ayrılması durumunda işlerin eskisi gibi süreceği şeklinde baskı yapılması nedeniyle sendika üyeliğinden istifa ettiğini” belirtmiştir....
Davalı sendika vekili cevap dilekçesinde, işyerlerinin işletme oluşturup oluşturmadıklarının işyerine yürütülen işin amacına göre değerlendirilmesi gerektiğini, bir işverenin idaresi altında bulunan fakat ayrı ayrı yerlerde yapılan işler ekonomik yönden bir bütün oluşturacak nitelikte birbirinin mütemmimi ve eki iseler hepsinin birlikte bir işyeri olarak kabul edilmesinin gerekeceğini, yani yapılan işin niteliği ve yapılma şekli gereği, işyerlerinin birbirine sıkı surette bağlı ve tabi olması, birinin faaliyetinin durması halinde diğerinin de çalışmaması ve bağımsız olarak ... yapmaması gerektiğini, davacının iddialarını destekler somut veri bulunmadığını, e-devlet sistemi uyarınca işçilerin aynı anda birden çok sendikaya üye olmalarının mümkün olmadığını, sendikanın işkolunda % 1 çoğunluğu sağladığının 31.01.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Tebliğ uyarınca sabit olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir....
Buna göre, 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesi ile davalı Kuruma, ağır kusur hâlinde, faaliyetin geçici olarak durdurulması yaptırımından daha ağır nitelikte bulunan yetkilendirmeyi iptal etme yaptırımını uygulama yetkisi verildiği görüldüğünden, elektronik haberleşme sektörünün teknolojideki hızlı gelişmelerden kaynaklı dinamik yapısı da gözetildiğinde, hangi ihlallerin ağır kusur teşkil ettiğinin ve hangi ihlallerin işletmecinin faaliyetinin geçici olarak durdurulması, hangi ihlallerin işletmecinin yetkilendirmesinin feshini gerektireceğinin önceden sayma suretiyle düzenlenmesinin hukuken olanaklı olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 32. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin ikinci cümlesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlal ettiği gerekçesiyle iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet görülmemiştir....
İptali istenen delege seçiminin sendika şubesi genel kuruluna hazırlık olarak yapılan, genel kurul dışındaki delege seçimi olması ve 6356 sayılı Yasada mahkemece kesin olarak karar verileceğinin açıklanması karşısında, hüküm kesin nitelik taşıdığından ve temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekir....


