Davalı ... vekili tarafından hile hukuksal sebebine dayalı olarak zamanamını definde bulunulmuş ise de zamanaşımı definin sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenini de kapsadığının düşünülmesi durumunda, 818 sayılı BK'nun 61.maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için davacının sebepsiz zenginleşmeye konu ödediği parayı geri alma hakkı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı, söz konusu şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7.maddesine göre 09/10/2015 tarihinde resen terkin edildiği, davanın ise bu tarihten önce açıldığı anlaşılmakla sebepsiz zenginleşme açısında da zamanaşımı dolmadan dava açıldığı kanaatine varılmıştır....
Mahkemece, davanın kısmen kabülü ile; 67.360,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-)Yerleşik uygulama, kiracının kiralanana yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların vekâletsiz işgörme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalı kiraya verenden isteme hakkı olduğu yönündedir. Kural olarak bu gibi zorunlu ve faydalı masrafların kira sözleşmesinin başlangıcında yapılmış olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle kiracı kiralananda kalan ve kiraya veren tarafından benimsenen imalat için sebepsiz zenginleşilen oranında ve yapıldıkları tarih itibarıyla rayiç bedeller üzerinden bedelin tazminini talep edebilir....
Mahkemece dosya kapsamına göre, davacının takip hukuku çerçevesinde istihkak prosedürüne başvurması ya da paranın alacaklıya ödenmesi halinde sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak dava açması gerektiği gibi eda davası açılabilecek yer de, tespit davası açılamayacağı gerekçesiyle davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı için davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Eski 818 sayılı Borçlar Kanunu 62. maddesi (yeni 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu md. 78) “Borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez.” mürüru zamana uğramış olan bir borcu eda, yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey geri alınamaz.” hükmünü içermektedir. Somut olayda, davacı borçlu olduğu dava dışı ... .... Anonim Şirketine borcunu ödemek kastıyla hataen, davalı ...Ş'nin yaptığı takip dosyasına ödemede bulunmuş, bu husus, davalı ... Bilgisayar San. ve Tic. Ltd....
Yasanın aradığı şekil şartlarına uyularak resmi merciler önünde yapılmış bir satış sözleşmesi olmadığından yapılan taşınmaz satış işlemi TMK. nun 706, BK.nun 213, Tapu Kanunun 26. maddesi hükmüne göre geçersizdir. Bu nedenle taraflar ancak verdiklerini isteyebilir. Bu durumda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kurallarına uygun çözümlenmesi ve tasfiye edilmesi gerekir. Hukuken geçersiz sözleşmeden kaynaklanan bu nitelikteki bir uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme kurallarına göre çözümlenip tasfiye edilebilmesi için öncelikle sebepsiz zenginleşmenin kapsamını tespitteki ilke ve esasların açıklanmasında yarar görülmüştür. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır....
Hükmü davacı temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre davacının aşağıdaki bendin kapsımı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. 2-Yukarıda belirtildiği üzere davalı, davacı tarafından yapılan havalelerin satış bedeli sebebiyle değil başka hukuki ilişkiler nedeniyle alındığını savunmuştur. Taraflar arasında davacının gönderdiği 38.500 TL.nin davalı tarafından alındığı, çekişme konusu olmadığı, davalı bu paranın başka hukuki sebeplere dayalı olarak alınmış olduğunu savunduğuna göre bu hususları ispat yükü davalıya düşer. Mahkemece davalının savunmasında belirttiği nedenlere ilişkin delilleri istenip toplanmak, yasal yönteme uygun kanıtlanırsa davayı şimdiki gibi reddetmek, aksi halde davacının yaptığı havaleler sebepsiz kalacağından bunların tutarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsiline karar vermek olmalıdır....
Bu durumda, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlık çözümlenirken; davalı belediyenin, başkasına ait tapulu taşınmazları davacıya satışına ilişkin sözleşmenin geçersiz olduğu gözetilmeli; davacının, taşınmazın bedeline karşılık ödediği paranın, denkleştirici ... ilkesine göre, ifanın imkansız hale geldiği (Hazinenin, belediyenin devir talebinin reddettiği) tarihteki ulaştığı bedeli talep edebileceği dikkate alınmalı; ifanın imkansız hale geldiği tarih saptanarak, bu tarih itibariyle alınacak uzman bilirkişi raporu doğrultusunda hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması gerekmektedir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....
Mahkemece; taraflar arasında 20/03/2003 tarihinde harici sözleşme ile 5000 dolar bedel karşılığında taşınmazın satışı için anlaşma yapıldığının teklif edilen yemin deliliyle ispatlandığı, denkleştirici adalet ilkesi gereğince paranın dava tarihi itibari ile ulaştığı değerin talep edilebileceği, başkasının tapulu taşınmazına dikilen ...ların bedeli de davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alınabileceği gerekçesiyle bilirkişi raporları doğrultusunda davanın kabulü ile 5.000,00 TL satış bedeli, 3.000,00 TL ... bedeli olmak üzere toplam 8.000,00 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde davalılar... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) ....
Bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur." bu sebeple eldeki davada sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olması zorunludur. Netice olarak açıklanan tüm gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının HMK 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, 2-Görevli Mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna, 3-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, HMK. 20....
Üçüncü kişi tarafından yanlışlıkla yapıldığı iddia edilen bu paranın iadesi yargılamayı gerektirdiğinden ancak adı geçen tarafından açılacak bir istirdat ya da sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı alacak davasında ileri sürülebilir. O halde, mahkemece, icra müdürlüğünün 18.05.2018 tarihli işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi'nin 04/03/2020 tarih ve 2020/730 E. - 2020/533 K. sayılı davacının istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve ... 1....
Ancak, davacı bedelini ödeyerek satın aldığı arsa teslim edilmemesi üzerine fakirleşmiş, davalı bu bedel kadar sebepsiz zenginleşmiştir. Bu nedenle davacı verdiğini ifanın imkansızlığı nedeniyle sebepsiz iktisap hükümlerine göre geri alabilecektir. Ancak, ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle hukuki ilişkiler tasfiye edilir iken denkleştirici adalet kuralı hiçbir zaman gözardı edilmemelidir. Bu husus hem hakkaniyetin hem de gerçek adaletin bir gereğidir. Bu bakımdan iadeye karar verilirken satış bedeli olarak verilen paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması ve o şekilde iadeye karar verilmesi uygun olacaktır. Aksi takdirde kısmi iade durumu oluşacak, iade dışındaki zenginleşme, iade borçlusu yedinde haksız zenginleşme olarak kalacak iade borçlularının iadede direnmelerine neden olacaktır. Ancak burada denkleştirme yapılırken bir hususa daha dikkat edilmelidir....


