Davacı şirket ile davalı şirket arasında, 02.05.2005 tarihli İşleticilik Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin konusunun, davalı Şirkete ait taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun davalı şirket tarafından, davacının bayisi olarak işletilmesi ve davacının ürettiği akaryakıtların burada satılmasına ilişkin olduğu, bu sözleşme bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin 12. maddesine göre işbu sözleşmenin süresinin imza tarihi olan 02.05.2005 tarihinden itibaren 5 yıl olduğunun düzenlendiği, buna göre sözleşmenin süresinin 02.05.2010 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin 3/a maddesine göre satış yerinde halen mevcut ve davalının malı olan veya davacı tarafından davalıya verilmiş bulunan ve görülen lüzum üzerine davalı tarafından satın alınacak veya davacı tarafından verilecek pompa, kompresör ve sair teçhizat, alat ve edevat satış yerinde münhasıran davacının mallarının satılmasında kullanılacağının, sözleşmenin 3/c maddesine göre bu sözleşmenin feshi veya herhangi bir nedenle...
Davacı şirket ile davalı şirket arasında, 02.05.2005 tarihli İşleticilik Sözleşmesi akdedildiği, bu sözleşmenin konusunun, davalı Şirkete ait taşınmaz üzerinde bulunan akaryakıt istasyonunun davalı şirket tarafından, davacının bayisi olarak işletilmesi ve davacının ürettiği akaryakıtların burada satılmasına ilişkin olduğu, bu sözleşme bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmenin 12. maddesine göre işbu sözleşmenin süresinin imza tarihi olan 02.05.2005 tarihinden itibaren 5 yıl olduğunun düzenlendiği, buna göre sözleşmenin süresinin 02.05.2010 tarihinde sona ereceği, sözleşmenin 3/a maddesine göre satış yerinde halen mevcut ve davalının malı olan veya davacı tarafından davalıya verilmiş bulunan ve görülen lüzum üzerine davalı tarafından satın alınacak veya davacı tarafından verilecek pompa, kompresör ve sair teçhizat, alat ve edevat satış yerinde münhasıran davacının mallarının satılmasında kullanılacağının, sözleşmenin 3/c maddesine göre bu sözleşmenin feshi veya herhangi bir nedenle...
Mahkememizin bu noktada kanaati taraflar arasındaki sözleşmede gelir paylaşımı sözleşmenin esaslı unsuru olmayıp, taraflar esasında esas olan gayrimenkulün belirli bir bedel (2.840.000USD) bedel ile satılması ve bedel ödendiğinde taşınmazın ...’a devredilmesidir. Bu durumda tarafların adi ortaklık ilişkisindeki gibi yan yana menfaat birliği içerisinde değil, menfaatleri karşılıklı olacak şekilde yer aldığı açıktır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı ...’ın adi ortak sıfatı bulunmadığından davacıya karşı müteselsil borçlu sıfatının da olmadığı sonucuna varılmıştır. Aksi durumun kabulünde dahi yani diğer bir değişle adi ortaklık ilişkisinin kabulünde bile, yine davacının tapu iptal tescil talebi yerinde değildir....
Mahkememizin bu noktada kanaati taraflar arasındaki sözleşmede gelir paylaşımı sözleşmenin esaslı unsuru olmayıp, taraflar esasında esas olan gayrimenkulün belirli bir bedel (2.840.000USD) bedel ile satılması ve bedel ödendiğinde taşınmazın .....’a devredilmesidir. Bu durumda tarafların adi ortaklık ilişkisindeki gibi yan yana menfaat birliği içerisinde değil, menfaatleri karşılıklı olacak şekilde yer aldığı açıktır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişkinin adi ortaklık olmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı ...’ın adi ortak sıfatı bulunmadığından davacıya karşı müteselsil borçlu sıfatının da olmadığı sonucuna varılmıştır....
ın ...olarak yükümlülüklerinin taraflarca toplanan satış bedelinin satıcıya veya taraflarca kurulan şirkete ödenmesi, tarafların satış bedelini toplayamaması halinde ... hesabındaki bedel ve çeklerin satıcıya gönderilmesi ve teslimi herhangi bir şekilde satıcı tarafından sözleşmeden cayılması halinde ... hesabındaki tutar ve çeklerin taraflara iadesi ile sınırlı olduğunu, konuyla ilgili olarak davacının daha önce savcılığa şikayette bulunduğunu, savcılığın takipsizlik kararı verdiğini, tarafları ve konusu aynı olan ve savcılık tarafından reddedilen şikayetin bu defa ihtiyati haciz talebine dönüştürüldüğünü, davacının aynı yöntemi geçmişte de tekrarladığını, sözleşmenin imza törenine ...'ın katılmadığını ve sözleşmenin ...' te imzalanmasından sonra ... sıfatı ile ... tarafından imzalandığını, müvekilinin gayrimenkullere ilişkin tek sayfalık bir rapor verdiğini, ancak gayrimenkullerin değerine yönelik bilgi vermediğini, davacının gayrimenkullerin maliki ...'...
ya devredildiği ve halen adı geçen şahıs adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Tapuda satışı bizzat davacı arsa sahibi Mürivet yapmış olup, yüklenicinin talimat ve isteğiyle ve onun adına yapıldığına dair akit tablosunda açıklık bulunmamaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin geriye etkili feshi halinde yükleniciden bağımsız bölüm ya da bölümleri satın alanlara yapılan tapu devirleri sözleşme gereği arsa sahibince yapılan avans ödemesinin iadesi niteliğinde olduğundan tapu kayıtlarının iptâl ve arsa sahipleri adına tescili gerekir ise de, satış arsa sahibince yapılıp satın alanın arsa sahibinden satın aldığını savunması ve arsa sahibinin kendisince yapılan tapu devrini yüklenicinin istek ve talimatı ile yapıldığını kanıtlayamaması halinde satış işleminin bedel karşılığı arsa sahibi ile satın alan kişi arasında yapıldığının kabulü zorunlu olacağından tapu kaydının iptâl ve tesciline karar verilmesi mümkün değildir. Somut olayda davalı ...'...
Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile yüklenici alt yüklenici ilişkisi çerçevesinde 25/11/2016 tarihli sözleşme imzaladığını, iş bu sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel sözleşmesi olduğunu, ihale dökümanın da yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak işin tamamı için alt yüklenici tarafından teklif edilen 5.710.200,00-TL toplam bedel üzerinden düzenlendiğini, davalı alt yükleniciye sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 10 gün içinde yapım işleri genel şartnamesi hükümlerine göre yer tesliminin yapıldığını, sözleşmeye göre alt yüklenici taahhüt ettiği yapım işini iş yeri teslimi tarihinden itibaren 275 gün içinde geçici kabule hazır hale getirerek işi teslim etmek zorunda olduğunu, davalının sözleşme kapsamında taahhüt ettiği işi yerine getirmediğini, davacı müvekkile davaya konu yapım işini süresinde teslim etmediğini, ilgili sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde süre uzatımı ile ilgili hususların belirlendiğini, davalının bu konu ile ilgili...
Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile yüklenici alt yüklenici ilişkisi çerçevesinde 25/11/2016 tarihli sözleşme imzaladığını, iş bu sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedel sözleşmesi olduğunu, ihale dökümanın da yer alan uygulama projeleri ve bunlara ilişkin mahal listelerine dayalı olarak işin tamamı için alt yüklenici tarafından teklif edilen 5.710.200,00-TL toplam bedel üzerinden düzenlendiğini, davalı alt yükleniciye sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 10 gün içinde yapım işleri genel şartnamesi hükümlerine göre yer tesliminin yapıldığını, sözleşmeye göre alt yüklenici taahhüt ettiği yapım işini iş yeri teslimi tarihinden itibaren 275 gün içinde geçici kabule hazır hale getirerek işi teslim etmek zorunda olduğunu, davalının sözleşme kapsamında taahhüt ettiği işi yerine getirmediğini, davacı müvekkile davaya konu yapım işini süresinde teslim etmediğini, ilgili sözleşme ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinde süre uzatımı ile ilgili hususların belirlendiğini, davalının bu konu ile ilgili...
Geçersiz olan sözleşmeler, tarafları yönünden herhangi bir hak ve borç doğurmazlar; bu nedenle de, geçersiz bir sözleşmenin tarafları, o sözleşmeyle yükümlendikleri edimleri yerine getirmekten kaçınabilirler; sözleşmenin karşı tarafı da, o edimin ifasını isteyemez. Böyle bir sözleşme, taraflarına sadece aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre karşı tarafa geri vermek yükümlülüğü getirir. Bu hali ile mahkemece araç plakasının tesciline yönelik asli istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, aksine dair davacı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. b-Feri isteme yönelik talep yönünden; Dairemizin 2021/1107 esas 2022/595 karar sayılı kaldırma ilamında da belirtildiği üzere; Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "denkleştirici adalet" düşüncesine dayanmaktadır....
nedeniyle 22.500TL'ye anlaştıklarını, kalan 27.500 TL bedel davacı tarafa nakden iade edilmiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, müvekkili aleyhine haksız ve kötüniyetli takip başlatan davacı taraf hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir....


