CEVAP: Davalı ......ve ......Ltd. Şti. vekilinin 24.03.2010 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle: İcra takibi ve davanın tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu, yetki itirazlarının olduğunu, açılan davanın itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davasında hem zarar ziyana yönelik istemde, hem de menfi tespit davası niteliğinde teminat senedinin bedelsizlik ve iadesini talep ettiğini, işbu davada teminat senetlerinin konu edilemeyeceğini, davanın bu açıdan reddi gerektiğini, davacının kendi kusurundan hak yaratamayacağını ve tek taraflı olarak ayni bir edimi nakdi edime çeviremeyeceğini, sözleşmeden kaynaklanan edimlerini hem süresinde ifa etmediğini, hem de ayıplı ve eksik yaptığını, sözleşme koşulları ve projeye aykırı yapılan işin sorumlusunun davacı olduğunu, işinin ehli müdebbir bir tacir gibi hareket etmeden davalıların edim ifa etmesini bekleyemeyeceğini, davalıların edimlerinin çoğunu ifa ettiklerini, davacının ediminin eksik ve ayıplı olması nedeni ile 3....
Bilirkişi kurulundan alınan 28.11.2007 tarihli raporda; dava tarihi itibariyle inşaat maliyetlerinde %30 oranında artış olacağından mukabil davacının eksik işler bedelinin %30’una tekabül eden oranda 74.405,00 TL, yüklenici borcundan dolayı satılan villalardan dolayı da 60.000 TL olmak üzere toplam 134.405,00 TL menfi zararının bulunduğu bildirilmiş, mahkemece bu rapor dayanak alınarak mukabil davanın kabulüne karar verilmiştir. Eksik işler bedeli yada eksik işler bedelinde zamanla oluşacak artışlar menfi zarar olmayıp müspet zarardır. Bu kalem alacak ancak sözleşmenin ifasının istenmesi halinde talep ve dava edilebilir. Sözleşme feshedilmiş olduğundan bu kalem alacağın reddi gerekir. Yüklenici borcu nedeniyle satılan villaların bedeli arsa sahibi bakımından menfi zarar oluşturmakta ise de, ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiğinden kanıtlanması halinde satılan villaların feshin kesinleştiği tarihteki rayiç bedelinin yüklenici alacağından mahsubu gerekir....
Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir” hükmünü amirdir. TBK 125. maddesi gereğince davacı tarafça seçimlik hak olarak müspet zarar talep edilmiştir. TBK 112. maddesi gereğince müspet zarar ancak sözleşme ayakta iken talep edebilecek bir tazminat türüdür. Davacı tarafça davalıya herhangi bir ihtarname gönderilmeden direk takip yapılmak suretiyle davalıya verilen nakdi ve ayni avansların iadesi istenilmiş olduğundan, takip tarihi itibariyle davacının sözleşmeden dönme iradesini gösterdiğinin kabulü gerekir. Sözleşmeden dönme halinde ise TBK 125/3 maddesi gereğince istenilebilecek zarar menfi zarardır. Davacı vekili seçimlik haklarını menfi zarar değil de müspet zarar olarak bildirdiğinden artık TBK 125. maddesi gereğince müspet zarar talep edemeyecektir....
Sözleşmenin 4.3. maddesinde; Şirketin, ... tarafından Bayiye ihale izni verilmemesi, ya da başka firmaların Bayi bölgesinde ihaleye girmesine izin verilmemesine bizzat engel olacağı, Bayinin bu tür bir işlem sebebiyle zarar görmeyeceği, belirtilmiştir....
TTK'nın dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı madde 5/A'da "(Ek:6/12/2018-7155/20 md.) (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan 'paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında' ibaresi 'para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,' şeklinde değiştirilmiştir) (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. .." düzenlemesi mevcuttur. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğu hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur....
Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Güven ilişkisi TMK’nın 2/1. maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir. Eş söyleyişle sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ile özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Zira koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder....
Sözleşmenin bu şekilde feshi, fuardan çıkarma veya fuarın kısmen veya tamamen iptali durumunda katılımcı, fuar katılım bedelinden başka, masraf, gecikme faizi ya da zarar ziyan adıyla bir talepte bulunma hakkına sahip olmadığını önceden beyan kabul ve taahhüt eder " düzenlemesinin bulunduğu, sözleşme de düzenleyici olan davalıya, fuarın düzenleme tarihini değiştirme de dahil olmak üzere geniş yetkiler tanındığı, davacı/katılımcının, bu madde ile düzenleme tarihinde davalı/düzenleyici tarafından yapılabilecek değişiklikleri ve bunun sözleşmenin fesih sebebi olmayacağını kabul ettiği, her iki tarafın tacir olup, davacı tarafından imzalanan sözleşmenin davacı şirket açısından bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacının fuar tarihinin ertelenmesi nedeniyle sözleşmeden dönme ve ediminin iadesi talebinin haklı olmadığı kanaatine varılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurlmştur....
ın senet bedellerini ödemeyen davacıya ulaşabilmek için 10.06.2017 tarihinde mesai saati dışında ve işyeri zaten kilitli iken kapıya punta atarak asma kilit astığını, bu durumun davacının ortağı ...'in gelmesi ile son bulduğunu ve toplamda yarım saat kadar sürdüğünü, davalıların hırsızlık ve kapı kilitlemek suretiyle zarar vermek suçlarını işlemediklerinin açık olduğunu, ceza davaları sürecinin devam ettiği beyan edilerek davanın reddini savunmuşlardır. H U K U K İ N İ T E L E N D İ R M E - G E R E K Ç E : Dava, taraflar arasında düzenlenen işyeri devir sözleşmesi uyarınca menfi tespit, senetlerin iptali ve icra takiplerinin durdurulması ile maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkindir. Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesine, Ankara .... Asliye Ceza Mahkemesine, Ankara ... Dairesine, Ankara 34. Asliye Ceza Mahkemesine, Ankara ... Hukuk Mahkemesine, Ankara ......
a teslim etmek suretiyle ödediğini, sözleşmenin üzerinden 15 aydan fazla süre geçmesine rağmen herhangi bir yapı inşa edilmediğini, arsa sahipleri ile bu şirket arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bulunmadığını, aksine diğer davalı ... İnşaat Yatırım San. Tic. A.Ş ile gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini öğrendiğini, arsa maliki ile sözleşme imzalayan şirket ile kendisine satış yapan şirketlerin farklı olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafça kötü niyetli hareket edilerek yanıltıldığını, davalı şirketlerin yetkilisinin tek kişi olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia ederek; sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin ve mahrum kaldığı karın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar; ... ve ......
Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir....


