WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

Hukuk Dairesi 23.05.2019 tarih ve 2018/5195 Esas, 2019/2468 Karar sayılı ilamında; birleşen dosya davalısının tüm, davacı arsa sahibi ile davalı yüklenicinin sair temyiz itirazlarının reddine, sözleşmenin feshi halinde alacaklının ancak menfi zararının tazminini isteyebileceği, düzenleme şeklinde olan bu sözleşmeler için notere 69.372,76 TL ödeme yapıldığı, ayrıca sözleşmelerin teminatı olarak davalı yüklenicinin taşınmazlarına ipotek konulduğu, bunun için de tescil ücreti ödediğinin iddia edildiğinin görüldüğü, mahkeme tarafından bu taleplerin reddine karar verildiği, ancak açıklandığı üzere bu istek kalemlerinin menfi zarar kapsamında olup sözleşmenin feshi halinde kusursuz olan tarafın bu zararların tazminini isteme hakkı olduğu, mahkemece bu talepler bakımından inceleme yapılıp sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, diğer taraftan Mahkeme tarafından asıl davada bakiye nispi harç, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yüklenicinin...

İİK'nın 72/5. maddesi gereğince borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasında ihtiyati tedbir kararı almamış veya verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının herhangi bir sebeple kaldırılmış olması nedeniyle dava konusu borcu alacaklıya ödemiş olursa açılmış olan menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir. Bu durumda borçlunun menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştürülerek devam edilmesi için bir talepte bulunmasına gerek yoktur. Borcun ödenmiş olduğunu öğrenen mahkemenin yukarıda yazılı ... hükmü gereğince davaya kendiliğinden istirdat davası olarak devam etmesi gerekir(Çavdar, Seyit, İtirazın İptali,Borçtan Kurtulma, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, Ankara, 2007,s.803)....

İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” şeklindedir. Kanun hükmüne uygun olarak menfi tespit talebinin kabulü ile birlikte dava konusu üç takibin derhal durmasına ve takip bedellerinin (404.147,38 TL) %20’si oranında kötü niyet tazminatına karar verilmiştir. Davacı taraf kötü niyet tazminatı dışında, haksız takipler sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybı sebebiyle 30.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur. İİK 72/5 hükmü dışında haksız takip sebebiyle uğranılan zarar ve kâr kaybı talebinin somut olarak ispatlanması gerekir....

in ödeme yükümlülüğünün düzenlendiği, yüksek mahkeme kararları gereği müspet zarar geçerli bir sözleşmeden doğan borçların ifa edilmemesi halinde meydana gelirken menfi zarar hükümsüz bir sözleşmenin varlığında doğacağı ve menfi ve müspet zararının hukuki nedenlerinin aynı anda bulunamayacağından iki zararın birlikte talep edilemeyeceğinin belirtildiği, takdirinin mahkemeye ait olmak üzere somut uyuşmazlıkta sözleşmelerin geçerli olduğu ve ifa edilmemeden kaynaklanan zararın bulunduğu ve işbu talebin menfi zarar kapsamında olduğunun değerlendirilmesi halinde davacı karşı davalı ...'in 33.276,00.-TL bidon kalıp maliyetini talep edemeyeceği sonucuna varılacağı, davacının sözleşmenin 10 yıl süre ile devam edeceğine olan inancı nedeniyle ve davalının haksız feshinden bahisle yoksun kalınan kar müspet zararı olan 110.000,00....

Bu durumda menfi zarar kapsamında yapıp da ödenmeyen iş ve imalât bedeli, noter masrafı, damga vergisi, teminat mektubu için yapılan masraf, faiz ve komisyonları isteyebilir". Yargıtay kararında da belirtildiği üzere davalı tarafın sözleşmeyi feshettiği fesihte kusurlu olmadığı ve kusursuz imkânsızlık olduğu bu durumda menfi zarar kapsamında yapıp da ödenmeyen iş ve imalât bedeli, noter masrafı, damga vergisi, teminat mektubu için yapılan masraf, faiz ve komisyonların istenebileceği; bu bağlamda davacının ödemiş olduğu 256.339,20 TL sözleşme damga vergisi, 13.520,00 TL Kamu İhale Kurumu payı ve 8.531,08 TL kesin teminat masrafları olmak üzere toplam 278.390,28 TL menfi zarar kapsamında talebi mümkün olmakla dava konusu alacağın davacı şirketin başvurusu üzerine davalının cevabi yazı tarihi olan temerrüt tarihi 24/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir....

İcra Müdürlüğü'nün 2015/5768 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 140.900,00 TL asıl alacak üzerinden devamına karar verilmesi gerektiği, birleşen davada, dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti, sözleşmelerin feshi ve sözleşme gereği ödenen bedelinin istirdadı istemine ilişkin olduğu, davacının davalı EM3 Elektrik Elektronik Otomasyon Enerji Üretimi İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi A.Ş'ye yönelik davasında; davanın, itirazın iptali davası açıldıktan sonra aynı konu ile ilgili açılmış menfi tespit davası olduğu, itirazın iptali davası açıldıktan sonra menfi tespit davası açmakta davacının hukuki yararı bulunmadığı ve bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacının, davalı ...'...

Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında sözleşme bulunduğu, davacının bu sözleşme kapsamında faturaya dayanmaksızın alacak talebinde bulunduğu, davacının sözleşme alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği eldeki davanın itirazın iptali talebi ile açıldığı görülmüştür. Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK 97. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifasını talep eden kimse sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kural olarak kendi borcunu ifa etmedikçe karşı taraftan edimin ifasını isteyemez. Davacı taraf davasını sözleşme bedelinin tahsili talebine dayandırmış bulunmaktadır. Davacı tarafından sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle menfi veya müspet zarar isteyebilecek ise de davacının talep sonucu menfi veya müspet zarara ilişkin olmayıp sözleşme bedeli talebine ilişkindir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1.Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1.Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir....

Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1.Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) tıpkı 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) gibi esaslı hatanın (yanılmanın) tanımı yapılmamış, 31 ve 32. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir....

UYAP Entegrasyonu