parasının değer kaybetmesi neticesinde, sözleşmeden dönülmesi sonucundaki bedel iadesinin müvekkilinin zararını karşılamak bir yana, aynı sayı ve nitelikte makine almaya hiçbir surette yeterli olmayacağı, bu nedenle sözleşme konusu maldan beklenen yararı sağlayacağı ve sözleşmenin yürürlükte kalacağı inancıyla sözleşmeyi imzalayan müvekkilinin bu noktada taleple bağlantılı olarak müspet, menfi zararının karşılanması gerektiği, sözleşmenin akdedildiği tarihteki döviz kurunun (USD) 2,2 TL, iş bu davanın açıldığı tarih itibariyle (USD) 6,2 TL olduğu ve sözleşme konusu malların değerinin dövize endeksli olduğu hususunun da değerlendirildiğinde, müvekkilinin aynı özellikteki ve sayıdaki malları bugün itibariyle satın aldığı/almak zorunda kaldığı göz önünde tutularak yapılacak bilirkişi hesaplaması ile ilgili makinelerin teknik özelliklerinde ve sayısında makinenin bugünün kur şartları ile satın alınabileceği güncel bedel üzerinden müvekkilin menfi zararının oldukça yüksek olacağı müvekkilinin...
Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/409 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın feshin iptali olmayıp feshin haksız olduğunun tespiti ile tazminat isteğine ilişkin olduğu, neticede mahkemece 29.05.2013 tarihinde feshin haklı olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla gerek sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi ve gerekse de davacının fesih talep etmekle menfi zararını isteyebileceği, menfi zararın, alacaklının sözleşme yapılmasaydı uğramayacağı fiili zararlar ile yoksun kaldığı kârı kapsadığı, bunun da sözleşme kapsamında ödenen bedel ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli ile ödenen bedel arasındaki fark olduğu, Belediyenin sorumluluğunun güven sorumluluğu olduğu, TBK 51 inci maddesi uyarınca somut olayın özelliği ve hakkaniyet gereği Belediyenin kusuru daha hafif olduğundan Belediyenin sadece sözleşme kapsamında ödenen bedel yönünden sorumlu tutulması gerektiği, zarar yönünden yüklenici firmanın kusurlu olduğu dikkate alınarak zarardan sadece Boytaş Boyacıoğlu...
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/409 Esas sayılı dosyasıyla açılan davanın feshin iptali olmayıp feshin haksız olduğunun tespiti ile tazminat isteğine ilişkin olduğu, neticede mahkemece 29.05.2013 tarihinde feshin haklı olduğundan bahisle davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla gerek sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi ve gerekse de davacının fesih talep etmekle menfi zararını isteyebileceği, menfi zararın, alacaklının sözleşme yapılmasaydı uğramayacağı fiili zararlar ile yoksun kaldığı kâr’ı kapsadığı, bunun da sözleşme kapsamında ödenen bedel ile taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedeli ile ödenen bedel arasındaki fark olduğu, Belediye yönünden güven sorumluluğuna dayanıldığı, ......
ye yöneltmesi gerektiği, bu nedenle davalı belediyenin husumet itirazının yerinde olduğu, ayrıca her ne kadar davacı taraf otobüsü kendisinden bedelini ödemek sureti ile devraldığı önceki maliki de davalı göstermiş ise de, davacının otobüsü devraldıktan sonra Estram Ulaşım A.Ş. ile sözleşme imzalayarak 3 yıl toplu taşıma işi yaptığı, akabinde Estram Ulaşım A.Ş. tarafından sözleşme süresinin bitiminde sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirilmesi üzerine davalıya karşı da müspet ve menfi zarar talepli işbu davayı açtığı, ancak otobüsü devraldığı davalının davacının iddia ettiği zararına yönelik sözleşme ve haksız fiil kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir....
Menfi zarar, uyulacağına ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifa etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılanı zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarar olup, menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Y. 15. HD.nin E. 2004/1210, K, 2004/2834 sayı ve 24.5.2004 tarihli kararı). Müspet zarar (olumlu zarar); sözleşme nedeniyle mal varlığında artışı beklenen meblağın, sözleşmenin haksız feshinden ötürü mai varlığına girmemesinden kaynaklanan zarardır. Müspet zarar; alacaklının gereği gibi ve vaktinde olan ifaya taalluk eden menfaatine tekabül eder. Yani borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne vaziyette bulunacak idi ise bu vaziyetle mamelekin hali hazır vaziyeti arasındaki fark, müspet zararı oluşturur....
işlem yapması nedeniyle bankada tuttuğu paralarla TL, USD, Euro, Altın ve diğer finansal ürünlere yatırım yapamaması nedeniyle uğradığı menfi zararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, yapılan işlemlerin sözleşme ve opsiyon teyidine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir....
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; 08.04.2014 tarihli ara kararı ile davacının sulh anlaşması ve ibraname başlıklı sözleşmenin iptali istemli davanın, işbu davadan tefrik edilerek yapılan yargılama sonucunda, sulh anlaşması ve ibraname başlıklı belgenin davalının -baskı ve hileli davranışları ile davacıya imzalatıldığı iddiasının sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtayca onanarak kesinleştiği, bu durumda davacının geçerli 15.02.2012 tarihli sulh anlaşması ve ibranamedir başlıklı sözleşme nedeniyle düzenlediği senetlere yönelik menfi tespit ve istirdat isteminin de yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur....
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 12.11.2018 tarihli mal alım-satım anlaşmasının akdedildiğini, davacının anlaşma doğrultusunda almak istediği mal alım bedeli olarak davalıya müteaddit defalarda USD olarak para gönderildiğini, davalının, davacının göndermiş olduğu parayı karşılayan miktarlarda anlaşma konusu malları teslim etmediğini, davalının davacının ödediği parayı da iade etmediğini, davalının bu şekilde sözleşmenin yürürlüğünü fiilen sonlandırdığını, sözleşmeye aykırı davrandığını ve sebepsiz zenginleştiğini, munzam zarar ve cezai şart alacağı taleplerinin olduğunu, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle uğradığı kazanç kaybı ve sözleşmenin yerine getirileceği düşüncesiyle yapılan masrafları olduğunu, malın teslim alınmaması nedeniyle uğramış olduğu-kazanç kaybı ve hazırlık olarak yapmış olduğu antrepo/depo kiralama vb. giderlerin /munzam zararlarının tazminini talep ettiklerini, anlaşmada yer alan...
Yukarıda izah edilen ilke ve kurallar ışığında somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında 03.07.2014 tarihinde sanayi tipi çamaşır yıkama makinası teminine ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu, daha sonra davalı iş sahibi ... tarafından yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. İş sahibi tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi feshedebilir, yüklenicinin ise feshin iptali ve tespit edilen menkullerin teslime hazır olduğu, yine teslim edilecek menkullerin sözleşme ekindeki teknik şartnameye uygun olduğunun tespiti şeklinde dava açması mümkün değildir ve böyle bir dava açmasında hukuki yarar da bulunmamaktadır. Davacı yüklenici şartları var ise ancak menfi ya da müspet zararlarının tazminini isteyebilir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h. maddesine göre hukuki yarar dava şartıdır....
Dosyaya sunulan nakliye Faturasının ...Şti. tarafından davacı şirkete kesildiğini, sevk irsaliyesinden de İstanbul-Silivri’deki davalıdan 58.400 adet ürünü teslim alan şoförün ... olduğunun görüleceğini, hem sevk irsaliyesinde, hem de faturadaki imzaların ...’nin imzaları olduğunun çıplak gözle de görülüp anlaşılabilecek açıklıkta olduğunu, nakliye faturasının, davalıdan teslim alınan ürünün nakliyesiyle ilgili olduğunun bu şekilde açıklık kazandığını, dava dilekçesinde arz edilen nakliye olayına, davalının cevap dilekçesinde itiraz da etmediğini, taraflar arasındaki sözleşmenin “adreste teslim” kaydıyla oluştuğunu, nakliye masrafı davalıya düşecek olduğundan, davacı tarafından yapılmak zorunda kalınan işbu nakliye masrafının da menfi zarar olarak davalı tarafından davacıya ödenmesi gerektiğini beyanla, menfi zarar yönünden yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, bu yönden yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, menfi zarar talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin haksız...


