"İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ... ile davalı vekili avukat .... Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Asıl ve birleşen dava eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle tazminat istemine ilişkindir....
İş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın koşullarının oluşup oluşmadığı ve indirim hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Cezai şart öğretide, mevcut borcun ifa edilmemesi veya eksik ifası halinde ödenmesi gereken mali değeri haiz ayrı bir edim olarak tanımlanmıştır. Cezai şart uyuşmazlık tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 158–161'inci maddeleri arasında düzenlenmiş olup, İş Kanunlarında konuya dair bir hükme yer verilmemiştir. İş hukuku açısından Borçlar Kanunun sözü edilen hükümlerini uygulamakla birlikte, Dairemizce bazı yönlerden İş hukukuna özgü çözümler üretilmiştir. İş hukukunda “İşçi Yararına Yorum İlkesi”nin bir sonucu olarak sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümleri geçersiz sayılmış ve bu yönde yerleşmiş içtihatlar öğretide de benimsenmiştir....
Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanunun 325 inci maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. İşçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka, sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanununun 325 inci maddesine göre talep edilip edilemeyeceği sorununa değinmek gerekir ki, koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği kabul edilmelidir. Gerçekten, Borçlar Kanununun 158/II maddesine göre, borcun belli zaman ve yerde ifa edilmemesi hali için cezai şart kararlaştırılmışsa, alacaklı hem ifa hem de cezai şartı talep edebilecektir....
Anılan temlik işleminin hüküm ve sonuç doğurması kuşkusuz davalılar arasındaki 12.03.1998 günlü sözleşmenin ifa ile sonuçlanmasına bağlıdır. Çünkü temlik edilen gerçek alacak ne ise ondan ibarettir. Ancak somut olayda, davalılar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca inşaatı tamamlamakla yükümlü olan yüklenicinin eseri %51 seviyesinde terkettiği, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/1045-2007/136 sayılı dosyasında belirlenmiştir. Görülüyor ki; davalılardan yüklenici edimini yerine getirmediğinden yüklenicinin temlikinin hüküm ve sonuç meydana getirmeyeceği, sadece bir taahhüt işlemi olarak yükleniciyi borçlandıracağı açıktır. Dolayısıyla davacı, arsa sahiplerinden yüklenicinin temlikine dayanarak mülkiyet aktarımı isteminde bulunamaz. Sadece akidi olan yükleniciden Borçlar Kanununun 96. maddesine dayanarak ve o maddedeki koşullar yerine gelmişse adem-i ifa sebebiyle tazminat isteyebilir....
Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir. Ancak sadece süre oranlamasına göre indirim yapılması yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında yapılan iş sözleşmesinin 1.2 maddesinde “ şirket çalışana 3 yıl iş garantisi vermektedir. 3 yıl içinde haklı sebep olmaksızın şirket, çalışanı işten çıkarırsa geri kalan süreye ait toplam brüt ücretinin neti hesaplanarak kendisine peşin olarak ödenir....
Dava alınan makinelerin ayıplı olduğu iddiası ile açılan sözleşmenin feshi ile uğranılan zararın tazmini, bu mümkün olmaz ise makinelerin ayıptan ari misli ile değiştirilmesi bu da mümkün olmaz ise satış bedelinden indirim yapılması istemine ilişkindir. Davalı vekili, BK.nun 207.maddesi uyarınca ticari satımlarda dava açma süresinin 6 ay olduğunu davanın esasa girilmeden zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının ayıp olarak nitelendirdiği arızaların kullanımından kaynaklandığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda makinelerin davalıdan 14.11.2003 tarihinde alındığı davanın ise 07.02.2007 tarihinde açıldığını BK.nun 207 ve TTK.nun 25/4.maddesine göre davanın altı aylık sürede açılmadığını, davalının davacıya iğfal ettiği hususunda kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir....
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE; Dava, sözleşmenin ayıplı ifası nedeniyle tazminat ve ceza koşulu parasının istenmesine dair eda davasıdır.Taraflar arasındaki sözleşmenin 11. Maddesi şu şekildedir: "İşbu sözleşmenin uygulanmasından doğabilecek her türlü uyuşmazlık, iyi niyet çerçevesinde taraflar arasında ve en kısa süre içinde çözüme kavuşturulmaya çalışılır ancak bunun mümkün olmaması durumunda uyuşmazlık konuları mahkemeye taşınmadan önce tahkim yoluna gidilecektir. Anlaşmazlığın devam etmesi durumunda --- kanunları uyarınca ---- mahkemeleri önünde çözüme kavuşturulur. Yetkili mahkeme ve--- adliyesi mahkeme arabuluculuk merkezleri ve--- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 116. Maddesi uyarınca "(1) İlk itirazlar aşağıdakilerden ibarettir: (---) b) Uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği itirazı." 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 117....
Bunlar; borçlunun hal ve davranışından süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması; temerrüt alacaklı yönünden aynen ifayı faydasız hale getirmişse; sözleşmede ifa tarihinin kesin olarak saptanması halleri olarak sayılabilir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 gün ve E:2012/13-161, K:216; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-162, K:217; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-163, K:218; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-164, K:219; 16.01.2013 gün ve E:2012/13-592, K:2013/65 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Somut olaya gelince; taraflar arasında uyuşmazlığa konu sözleşmenin “Gayrimenkulün teslimi ve kullanılması” başlığını taşıyan 3.maddesi; “Gayrimenkulün inşaat süresi 24 ay olup, inşaatların bitiminde geçici kabulü müteakip, gayrimenkul tespit ve teslim tutanağı ile idarece önceden teslim ihbarıyla bildirilmiş olan programa göre teslim edilecektir. Teslim süresi her halükarda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yazılı süreyi geçemez…” hükmünü içermektedir....
Bunlar; borçlunun hal ve davranışından süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması; temerrüt alacaklı yönünden aynen ifayı faydasız hale getirmişse; sözleşmede ifa tarihinin kesin olarak saptanması halleri olarak sayılabilir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 gün ve E:2012/13-161, K:216; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-162, K:217; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-163, K:218; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-164, K:219; 16.01.2013 gün ve E:2012/13-592, K:2013/65 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Somut olaya gelince; taraflar arasında uyuşmazlığa konu sözleşmenin “Gayrimenkulün teslimi ve kullanılması” başlığını taşıyan 3.maddesi; “Gayrimenkulün inşaat süresi 24 ay olup, inşaatların bitiminde geçici kabulü müteakip, gayrimenkul tespit ve teslim tutanağı ile idarece önceden teslim ihbarıyla bildirilmiş olan programa göre teslim edilecektir. Teslim süresi her halükarda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yazılı süreyi geçemez…” hükmünü içermektedir....
Bunlar; borçlunun hal ve davranışından süre verilmesinin etkisiz olacağının anlaşılması; temerrüt alacaklı yönünden aynen ifayı faydasız hale getirmişse; sözleşmede ifa tarihinin kesin olarak saptanması halleri olarak sayılabilir. Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 21.03.2012 gün ve E:2012/13-161, K:216; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-162, K:217; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-163, K:218; 21.03.2012 gün ve E:2012/13-164, K:219; 16.01.2013 gün ve E:2012/13-592, K:2013/65 sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Somut olaya gelince; taraflar arasında uyuşmazlığa konu sözleşmenin “Gayrimenkulün teslimi ve kullanılması” başlığını taşıyan 3.maddesi; “Gayrimenkulün inşaat süresi 24 ay olup, inşaatların bitiminde geçici kabulü müteakip, gayrimenkul tespit ve teslim tutanağı ile idarece önceden teslim ihbarıyla bildirilmiş olan programa göre teslim edilecektir. Teslim süresi her halükarda 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda yazılı süreyi geçemez…” hükmünü içermektedir....


