WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

Usul ve yasaya uygun kök ve ek raporlar hükme esas alınarak davacının maddi ve manevi bir zararı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....

Davalının bayilik sözleşmesini feshi haksız olmakla birlikte sözleşmenin sona ereceği süreden bir ay öncesinde feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının mahrum kaldığı kar buna göre hesaplanmalıdır. Cezai şarta gelince, TTK'nın madde 22. uyarınca tacir sıfatına haiz borçlu cezai şartın fahiş olduğu iddiasıyla indirilmesini isteyemez ise de Yargıtay içtihatlarıyla kabul edildiği üzere cezai şartın fahişliği borçlunun ekonomik mahvına sebep olacak nitelikte ise borçlunun talebi halinde bu hususun değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda davalı cezai şartın fahiş olduğunu belirttiğinden hesaplanan cezai şartın ödenmesi halinde borçlunun ekonomik mahvına sebep olup olmayacağı konusunda bilirkişiden ek rapor alındıktan sonra mahkemece durumun değerlendirilmesi ve davalının ekonomik mahvına sebep olacaksa buna göre makul indirim yapılması gerekir. Bu hususlar değerlendirilmeden karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir....

İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu hususlar gözetilerek hüküm kurulması gerekirken adı geçen şirketin sorumlu olduğu miktar yönünden yarı oranında davacının sorumlu tutularak indirim yapılması doğru olmamış kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir....

Düzenleme kapsamına göre tazminat istenebilmesi için alacaklının zarara uğramış olması gerektiğinden, uğranılmış bir zarar karşılığı olmayan miktara tazminat olarak hükmedilemez. Burada zarar kapsamı net ve gerçek zarar olarak düzenlenmiştir. Net ve gerçek zarar, mal varlığındaki gerçek eksilmeyi ifade eder. Bu nedenle müspet zararın tazmini halinde malvarlığının ulaşacağı değerin, sözleşmenin ifası halinde malvarlığının ulaşacağı değeri geçmemesi gerektiği gözetilerek hesaplama yapılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir. "Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir....

San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 22.10.2009 tarihli Sözleşmede özetle; Sözleşmenin konusunun, işverenin ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, ... ve ... Sokağı cepheli, 5/346 pafta, 3 parselde kayıtlı arsa üzerinde yapımı devam eden AVM inşaatında derin temelli, ankrajlı kuyu ve betonarme perdeli ... imalatı ve montajı işinin tüm Sözleşme eklerine ve ilgili tüm yasal mevzuatlara uygun olarak yapılması işi olduğu, Sözleşme tutarının KDV hariç 500.000....

Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 07.10.2002 tarihli dilekçesinde, davalı yükleniciden yazılı sözleşme ile satın alınan konut'un projeye aykırı yapılması nedeniyle ödediği bedelin geri verilmesini ya da satış bedelinden indirim yapılmasını talep etmektedir....

Hukuk Dairesi'nin kararı gereği yapılan inceleme sonucunda davalı şirketin talep edilen ve hükmedilen cezai şartın mahvına sebep olacak nitelikte olmadığı söz konusu cezai şartın davalı tarafından ödenmesi halinde şirketin ekonomik varlığının tehlikeye düşmesinin söz konusu olmayacağı, bir tacirin yapacağı sözleşmenin ve girdiği ticari ilişkinin sonuçlarını öngörmesi ve basiretli davranması gerektiği kanaatine varılmakla, cezai şartta indirim yapılmamıştır. Cezai şartta indirim yapılmamış olması karşısında mahkememizin 26/06/2018 tarihli ... esas ... karar sayılı kararındaki kabul ve gerekçe aynen geçerli olmakla aşağıda belirtildiği üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir....

Ancak mahkemece TBK 182/son (B.K. 16l/son maddesine) göre cezai şartta indirim yapılıp yapılamayacağı tartışılmamış,cezai şartta bir indirim yapılmamıştır. Oysa, cezanın ekonomik yönden davalının mahvına sebep olması halinde cezadan indirim yapılabileceği uygulamada kabul edilmektedir. Bir olayda, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı belirlenirken; tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, alacaklının, asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı, ölçüt alınarak gerekirse bu konuda özel bilgisi olan bilirkişiden de yararlanılarak ve sonuçta hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilmelidir....

Bu konu yasa ve öğretide ifade edilmektedir. Mahkememizin kanaatide davalının sözleşmeyi süresinde önce fes ettiğinde bir miktar tazminat ödemek yükümlülüğündedir. Bu durumda bilirkişi heyetimizin belirlediği ve davalının ıslah ettiği miktar olan 130.988,92 Tl üzerinden bu nedenlerle adalet ve hakkaniyet ilkelerine göre, bilirkişilerce hesaplanan zarar miktarından uygun bir miktar indirim yapılması gerektiğinden mahkememizce taktiren % 40 hakkaniyet indirimi uygulanmak suretiyle bulunan rakam olan 78.593,35 Tl olduğu belirlenmiştir....

Böyle bir cezai şart hükmü, Borçlar Kanun'un 325. maddesine göre talep konusu yapılabilecek olan sözleşmenin kalan süresine ait ücret isteğinden farklıdır. Bu durum, konuya dair yasal düzenlemenin tekrarı mahiyetinde de değildir. Gerçekten tarafların iradesi özel biçimde cezai şart düzenlemesi yönünde ortaya çıkmış olmakla, iradeye değer verilmeli ve cezai şart hükümlerine göre çözüme gidilmelidir. Bu arada işçinin bakiye süre ücreti ölçüt alınarak kararlaştırılmış olan cezai şarttan başka sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin de Borçlar Kanunu'nun 325. maddesine göre talep edilip edilemeyeceği soruna değinmek gerekir ki, ifaya eklenen cezai şart çözüme gidilmesi ve buna göre koşulların varlığı halinde sözleşmenin kalan süresine ait ücretlerin ayrıca talep edilebileceği belirtilmelidir....

UYAP Entegrasyonu