WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Haziran 2026

hali ile ayıpsız hali arasındaki değer farkının 33.333,33 TL olduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin bozma ilamından evvel talep sonucunu ıslah etmesi nedeniyle dava değerinin 72.014,52 TL olduğu, davacı vekilinin ayıptan kaynaklı bedel indirimi talebi yanında satış sözleşmesinden kaynaklanan 5.347,86 TL cezai şart alacağı talebinin de bulunduğu, ancak her ne kadar dava konusu taşınmazın tesliminin sözleşmede kararlaştırılan tarihten 10 ay 17 gün daha geç teslim edildiği tespit edilmişse de bu cezai şartın asıl borcun ifasına ekli cezai şart niteliği taşıdığı ve asıl borcun fer'i olduğu, bu nedenle asıl borcun ifası esnasında ihtirazi kayıt ileri sürülmediği takdirde artık talep edilemeyeceği, somut olayda da konutun teslimi esnasında böyle bir ihtirazi kaydın ileri sürülmediği ve teslimin de yapıldığı görüldüğünden artık cezai şart alacağı talep edilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 33.333,33 TL bedel indirim alacağının ihtarnamede öngörülen mehil de dikkate...

Yine objektif imkansızlık sözleşme kurulmadan önce var olabileceği gibi sözleşmenin ifası sırasında da ortaya çıkabilir. Sözleşmenin ifası sırasında objektif imkansızlık hali ortaya çıkarsa, borç sona erer. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince; Davacı ile dava dışı ... Hastanesi Baştabipliği arasında "Ek Poliklinik Binası Yapım İşi" konulu 13.06.2008 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme gereği işin yapılacağı yer yükleniciye 17.06.2008 tarihinde teslim edilmiş, yüklenici tarafından da 25.06.2008 tarihli işe başlama tutanağı ile işe başlanmıştır. Ancak, ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/229 Esas sayılı dava dosyasının 26.06.2008 tarihli duruşmasında inşaatın durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş ve bu karar 27.06.2008 tarihinde infaz edilmiştir. Yine ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/237 Esas sayılı dava dosyasının incelenmesinden; ... Kurumu Başkanlığı tarafından ......

Memnuiyete ---- hakkında cezai şart konulmuş ise,------ -------- Fakat zarar bu ---- fazlasınıda tazmin ile mükellef olur...” hükmünün düzenlendiği, cezanın fahiş olup olmadığının anlaşılması için, mahkemece sözleşmenin yerine getirilmemesinden ötürü alacaklının uğradığı zararın tespitinin de zorunlu olduğu,..."(------ Bu durumda mahkemece, 818 sayılı BK’nın 351/1. ve 2. fıkrası hükmü ile yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak somut uyuşmazlık bakımından öncelikle davacının uğradığı fiili zarar ve zarar ihtimali konusunda bir değerlendirme yapılıp sonucuna göre cezai şartın fahiş olup olmadığı ve indirim gerekip gerekmediği konusunda bir değerlendirme yapılması gerekirken, davacının zarar miktarı konusundan bir değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçelerle cezai şartın aşırı olarak nitelendirilip, cezai şarttan indirim yapılması doğru görülmemiş olduğu Gerekçeleri ile mahkememizce verilen karar bozulmuştur....

Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." (Örnek: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli, 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı ilâmı)....

İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir. Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen okutman sözleşmesinin 12. maddesinde ''Taraflar işbu Sözleşme, İş Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde birbirlerine karşı sorumludur. Sözleşmenin süresinin bitiminden önce ya da öğretim dönemi başladıktan sonra haklı bir neden olmaksızın feshedilmesi halinde fesheden taraf diğer tarafa 10.000 YTL tazminat öder.'' düzenlemesi yer almaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin davalı işçi tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği anlaşıldığından, sözleşmede karşılıklılık esasına dayalı olarak yer alan cezai şart düzenlemesi gereğince, davalı davacıya söz konusu tazminat tutarını ödemekle yükümlüdür....

Yine 4.4.1997 tarihinde imzalanan ve 9.12.2003 tarih ve 25311 sayılı Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe giren ... Sözleşmesinde iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, sözleşmenin amaç başlıklı 1. Maddesinde bu sözleşmenin taraflarının tüm insanların hayatını ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayırım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına almakla yükümlü oldukları, yine 4. maddesinde ise, araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerektiği düzenlemesi mevcuttur. ... yazılı olan veya yazılı olmayan meslek kurallarına uygun müdahaleyi güvence altına almaktadır. Ayrıca, uygulamanın tedavi ya da yaşam kalitesinin yükseltilmesi amacına yönelmesi zorunlu olduğu belirtilmektedir. Burada kastedilenin tıbbi standartlar olduğu konusunda bir duraksama bulunmamalıdır....

CEVAP: Davalı vekili; ibraz edilen 26.01.2019 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunu, ...'ın temsil yetkisinin 17.01.2019 tarihinde sona erdiğini, dilekçeleri ekinde sunulan imza sirkülerinden anlaşılacağı üzere ...'a 17.01.2014 tarihinden başlamak üzere 5 yıl temsil yetkisi verildiğini, davacının sonradan sunduğu imza sirkülerinde temsil yetkisinin 01.02.2019 tarihinden itibaren başladığından 26.01.2019 tarihinde imzalanan sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşme geçersiz olduğundan tazminat talep edilemeyeceğini, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde dahi sözleşmenin feshinin haklı bir nedene dayandığını, ön ödemenin ... San. ve Tıc. Ltd. Şti. isimli firmaya yapılması istendiğinde para transferine icazet veren bir yazı ve bu yazıyı imzalayan kişinin yetkili olduğunu gösterir belgenin istendiğini, gönderilen belgede ...'ın yetkisinin 17.01.2019 tarihinde dolduğunun anlaşıldığını ve güncel yetki belgesinin talep edildiğini, sonrasında gönderilen belgede ...'...

Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK’nın 51. (818 sayılı BK’nın 43.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. Davalı taraf, davacının araçta hatır için taşındığı savunmasında bulunarak bu sebeple tazminattan indirim yapılmasını talep etmiş; İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacının hatır için taşındığına ilişkin savunma değerlendirilmemiştir....

Bu durumda, davacı şirketin, elektrik nakil hatlarının kırsal dağıtım tesisi yapım işinin yüklenicisi konumunda olduğu, davacının sözleşmenin kurulması ile işin ifasına başlayıp bir süre çalıştığı, işin temini için işçi istihdamı sağladığı, araç kiraladığı, birtakım şantiye masrafları yaptığı ve giderleri karşıladığı hususu sabittir. O halde, davacının söz konusu sözleşmenin ifası zımnında sözleşme dolayısıyla birtakım masraflar yaptığı ve zarara uğradığı sabit olup bu zararı hesaplamanın dosyadaki veriler ışığında mümkün olmadığı gözetilerek, zararın 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi gereğince durumun özelliklerine göre hakkaniyete uygun takdir edilmesi ve tazminat hükmü kurulması gerekirken mahkemece ticari defterlerin yasal delil niteliği taşımadığı, davacının zararı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir....

tazminat ile ücret alacaklarını istemiştir....

UYAP Entegrasyonu