Davalı arsa sahibi vekili, sözleşmede belirtilen sürenin geçmesi üzerine, yükleniciye ihtarla 30 gün süre verilmesi ve ihtar tebliğinden itibaren 3 ay geçmesine rağmen halen inşaata başlanmadığından müvekkilinin haklı olarak sözleşmeyi feshettiğini ve yükleniciyi vekaletten azlettiğini, bu nedenle tazminat hakkı doğmadığını, sözleşmenin feshinden 5 yıl sonra davacı ortağının sözleşmedeki haklarını temlik etmesinin kötüniyetli olduğunu, sözleşmenin ifası için davacıya İzmir 18 Noterliği'nin 10.05.2005 tarih ve 13091 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde vekaletnamesinin verildiğini, ifraz sonucu oluşan parseller yönünden de bu vekaletnamenin geçerli olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir....
Hukuk sistemimizde "sözleşmenin tarafların kanunu ilkesi" geçerli olduğundan açıklanan nedenlerle davalı tarafın bu itirazlarına mahkememizce nazara alınmamıştır. Davalı ve dava dışı 3. kişi ...' ın (...Veterinerlik) defter ve kayıtlarından ise sözleşme süresi içinde davalı üretici firmanın sözleşmenin 9 ve 10. Maddelerine aykırı olarak davacıyı dışarıda bırakmak suretiyle satış yapıldığı ispatlanmış bulunmaktadır. Ayrıca davalı tarafça davacı firmanın fatura borçlarını ödemediği için sözleşmenin haklı olarak feshedildiğine ilişkin iddiaları da mahkememizin birleşen ... Esas sayılı dosyasında ispatlanamamıştır. Davalı vekilince sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının davalı şirketin ticari faaliyetlerini sekteye düşüreceği ve davalı şirketin mahvına neden olacağı ileri sürülerek indirim yapılması talep edilmiştir....
ay süresince daha devam edecek sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirme borcundan kurtulduğunu, ancak müvekkilinin sözleşmenin 33 ay süresince devam edeceği inancıyla yaptığı zorunlu masrafları iade alabilme imkânı bulunmadığını, Kabul anlamına gelmemek üzere, davalının sözleşmenin feshedilmesine sebebiyet veren durum ve olaylarda kusuru olmadığı varsayımında dahi, müvekkilinin sözleşme sebebiyle uğradığı zararları sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği gidermekle yükümlü olduğunu, Müvekkilince sözleşmenin devam edeceği düşüncesiyle sözleşmenin imzalanma aşamasında, sözleşme damga vergisi, ihale karar pulu, kamu ihale payı, noter masrafı, geçici ve kesin teminat mektubu komisyonları ve sigorta poliçesi masrafı ödemek zorunda kaldığını, Yine sözleşmenin ifası aşamasında, ısı ve aleve dayanıklı elbise-başlık-kaban-pantolon, trafo merkezleri için alınan ve amortisman kaybı ile ikinci el konumuna düşen bilgisayar, ses kayıt cihazı, ups, büro mobilyaları, kalıcı hırdavat malzemeleri...
miktarından %50 oranında indirim yapılması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir....
Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; sözleşmenin feshinin kanun ve iyiniyet kurallarına göre haklı nedenle feshettiğini ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek, dosyadaki delillerin bu kapsamda değerlendirilmesi, gerekirse davalının sözleşmenin feshinin haklılığına ilişkin toplanmamış delilleri varsa toplanması, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılırsa bu kapsamda bir karar verilmesi, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği sonucuna varılırsa anılan kesinti yöntemi ile davacının zararının olup olmadığının belirlenmesi için bir mali müşavir bilirkişi bir de sektör bilirkişiden oluşan heyetten taraf ve mahkeme denetimine uygun gerekçeli rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir....
B) Davalı Cevabının Özeti: Davalı; davacı şirket ile arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzaladığı tarihte öğrenci olduğunu, meslek ve hayat tecrübesi itibarıyla imzaladığı sözleşmenin getirdiği mali yükümlülüğü idrak edecek durumda olmadığını, mobbinge maruz kaldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından karar temyiz edilmiş ve Dairemizce bozulmuştur. Bozma ilamında özetle, cezai şart ile çalışılan ve çalışılmayan süre kıyaslandığında, yapılan takdiri indirim oranı az olup çalışılmayan süre de dikkate alınarak daha fazla takdiri indirim yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmuş, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. D) Temyiz: Kararı davacı vekili temyiz etmiştir....
Mahkemece, anılan davalı yönünden ödemelerin 2009/5788-13309 sözleşmeyi imzalayan diğer satıcı ... mirasçısı olan ...’e yapıldığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 3-Müteahhit ... ve ..., arsa sahibi davalı ... İleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde kendilerine düşen dairelerden birisini davacıya bila tarihli sözleşme ile satmış olup, taraflar arasında yapılan bu sözleşme geçerlidir. Davalı müteahhitlerin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmedikleri açıktır. Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir. Somut olayda arsa sahibi ile davalı müteahhitler arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 29.12.1999 tarihinde feshedildiği anlaşılmakla, bu tarihte sözleşmenin ifası imkansız hale gelmiştir....
ın davalı sürücünün kullandığı motosiklette kask takınmaksızın yolcu olarak bulunduğu sırada gerçekleşmiş, kaza neticesinde, davacının boyun kırığı sebebi ile hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkileyecek şekilde yaralandığı tespit edilmiş, olaya ilişkin olarak alınan heyet raporunda müterafik kusur nedeniyle %25 oranında indirim yapılması gerektiği belirtilerek buna göre tazminat hesaplanmıştır. 6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile ( 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir....
Şayet şekil, geçerlilik (sıhhat) şartı olarak aranmışsa bu şarta uyulmadan yapılan sözleşme geçerli sonuç meydana getirmeyeceğinden ifası istenemez. Borçlar Kanununun 213. maddesine göre “gayrimenkul satımı muteber olmak için resmi senede raptedilmek şarttır.” Yasanın m.22/1’deki “bir akdin ilerde inşa edilmesine dair yapılan mukavele muteberdir” hükmü uyarınca eğer kanun ileride yapılacak akdi bir şekle bağlı kılmışsa (taşınmaz satışını) Borçlar Kanununun 22/2 maddesinde ifade edildiği üzere ön sözleşmenin (taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin) de şekle uyularak yapılması zorunludur. Diğer taraftan 1512 sayılı Noterlik Kanununun noterlerin yapacağı işleri düzenleyen 60. maddesinin 3. fıkrası ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin “düzenleme şekilde yapılmasını” zorunlu kılan 89. maddesi taşınmaz satış vaadi sözleşmelerini yapma görevini noterlere vermiştir....
Mahkemece iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre hayatını kaybeden kişinin eşinin destek zararı bulunmadığı bu nedenle ödemenin yersiz olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava trafik sigortası tarafından ödenen tazminatın rücuan tazmini istemine ilişkindir. Trafik Sigortası Genel Şartları B.4.c maddesi uyarınca, sürücünün geçerli ve yeterli sürücü belgesi olmaması halinde, meydana gelen kaza sonucunda üçüncü kişiye ödenen tazminat, sigortalıdan rücuan talep edebilir. Anılan hüküm uyarınca sigorta şirketi ancak sözleşmenin akidi olan sigortalıya rücu edebilir. Davalı ... araç sürücüsü olup sözleşmenin akidi değildir, bu nedenle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmelidir....


