Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, sözleşmeye konu taşınmazın bulunduğu yerin imar durumu itibariyle, sözleşmenin yapıldığı tarihte iskân alınmasına müsait olmadığı, tarafların bu durumu bildiği ve bilmesi gerektiği, taşınmaz üzerinde yapılan inşaatın %16,05 seviyesinde olduğu, sözleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki süre dikkate alındığında işin ifası için tanınan makul sürenin geçtiği, davalı tarafın edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasındaki sözleşmenin ve ek sözleşmenin feshine, davalı tarafça taşınmaza yönelik müdahalenin men'ine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir....
Nitekim aynı ilkeler YHGK nun 06.01.1968 gün ve 1966/T-1728 K.6 sayılı, 09.02.2005 T. 2005/11-20 E. 34 karar sayılılarda benimsenmiş olup YHGK nin 14.03.2012 Tarih ve 2011/13-748 esas 2012/140 sayılı kararında; iktisap edilen değerin iade yükümü bir sözleşmeden kaynaklandığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Son zamanlarda yeni doktrin ve içtihatlarda sözleşmenin ifasına ilişkin talep hakkında sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmayacağı eğilimi hakim olup ifası imkansız hale gelen sözleşmeden kaynaklanan edimin tazmini sözleşme hükümleri doğrultusunda çözümlenmesi gerekmektedir. O halde davacının akdi bir ilişkiye dayanmasında kendisi yönünden yarar bulunduğu gözetilerek emsal dosyalarda rayiç değere yönelik bedel hükme esas alınarak davanın da bu ilke ve esaslara göre çözülmesi gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir....
ekonomik mahvına neden olacağı, bu nedenle cezai şart miktarında ¾ oranında indirim yapılması gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir....
Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri, tapuda pay devrini de içerdiğinden, tarafların tek taraflı irade beyanı ve bunun karşı tarafa ulaşmasıyla feshi mümkün değildir. Mahkeme kararıyla ya da tarafların fesih iradelerinin birleşmesi feshedilebilir. Sözleşme gereği arsa sahibi tarafından yüklenici ya da temsilcisine verilen vekâletname ile tayin edilen vekilin azledilmiş olması, zımnen sözleşmeden dönüldüğünün kabulü için yeterli değildir. Vekâletten azile rağmen yüklenicinin arsa sahipleri aleyhine dava açarak sözleşme gereği arsa sahibi tarafından yapılması gerektiği halde yapmaktan kaçınılan ve azledilen vekâletnamedeki akdin ifası için gerekli olan yetkilerin verilmesini talep edip sağlayabilir....
Bu durumda yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza-i şartın fahiş olup olmadığı, indirim gerekip gerekmediği, fahiş ise ne oranda indirim yapılması gerektiği saptanıp, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 1350,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde sözleşmenin süresinden önce haksız olarak davalı yanca feshedildiği ve işyerinde Milangaz tabelasının asılı olduğu, davacının cezai şart talebi yerinde olmasına rağmen, B.K.nun 161/son maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği, sözleşmenin 25.maddesi gereğince cezai şart ile birlikte kâr mahrumiyetinin de talep edilebileceği, diğer istemlerin yerinde olmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne 54.712.-YTL. cezai şartın ve 1000 YTL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer istemlerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir....
Bu ilke sözleşmenin imzası, ifası ve feshi aşamalarının hepsinde gözetilmesi gereken ilke olması nedeniyle mahkemece, sözleşmenin davacı aleyhine hükümler içermesine rağmen bu durumu kabul eden tacir davacının sözleşme serbestisi ilkesi ile sözleşme hükmü nazara alındığında tazminat, bedel vb. herhangi bir talepte bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu gerekçe ilke olarak doğru ise de, imzalanmış sözleşmenin yürütümü sırasında da hukukun genel ilkelerinden olan TMK'nın .... maddesi gereğince de, hak ve borçların kullanımı ve ifasında da iyiniyet kurallarına uyulması gerekmektedir. Bir hakkın sırf başkasını zarara sokacak şekilde kötüye kullanılmasını kanun himaye etmez. Uyuşmazlık konusu sözleşme hükmü bu açıdan değerlendirildiğinde bu sözleşme maddesinin davalıya keyfi olarak nitelendirilebilecek mutlak bir hak bahşetmediğinin kabulü gerekir....
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 21/07/2023 KARAR TARİHİ : 24/04/2024 K.YAZIM TARİHİ : 25/04/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı Şirket arasında, .... ihale kayıt numaralı ".... kampanya döneminde kalite ve işletme kontrol laboratuvarlarının işletilmesi" işlerinin yürütülmesine dair Hizmet Alım Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu ihale ile ilgili tahakkuk eden karar damga vergisi, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında akdedilen Mal ve Hizmet Alım Yönetmeliği idari şartnamenin 38/4. maddesinde yer alan; "Sözleşmenin imzalanmasına ilişkin her türlü vergi, resim ve harçlar ile diğer sözleşme giderleri yükleniciye aittir." hükmüne istinaden, davalı şirket tarafından...'...
Uyuşmazlık davacının sözleşmenin feshi dolayısıyla davalıdan zararının tazminini talep edip edemeyeceği, edebilir ise tazminatın miktarı hususlarındadır. 6098 sayılı Türk borçlar Kanunu’nun karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin ifasında sırayı düzenleyen 97. maddesi “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” düzenlemesini içermekle bu düzenleme, eski düzenlemeye paralel olup öğreti ve uygulamada ödemezlik defi olarak karşımıza çıkmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 5. maddesinde vincin gidiş dönüş ve nakliye masraflarının kiracıya ait olacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 19.06.2008 gününde verilen dilekçe ile hasılat sözleşmesine dayalı tazminat; davalı-davacı ... vd murisi tarafından birleşen davada 18.07.2008 tarihli dilekçi ile sözleşmenin feshi, alacak ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.11.2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen dava davacıları vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 25.09.1988 başlangıç tarihli kira sözleşmesiyle hasılat kiracısı olduğunu, 25 yıl süreli sözleşmenin 25.09.2013 tarihinde sona ereceğini, ancak davalının tutum ve davranışından kaynaklanan nedenlerle kiralanan taşınmazı 2008 yılı Mayıs ayında terk etmek zorunda kaldığını, sözleşmenin son 5 yılının uygulanamadığını...


