Şart ve ceza arasındaki ilişki gözetilerek, işçinin iktisadi açıdan mahvına neden olmayacak çözümlere gidilmelidir. İşçinin belli bir süre çalışması şartına bağlanan cezalardan, sözleşme kapsamında çalışılan ve çalışması gereken sürelere göre oran kurularak indirime gidilmelidir. Ancak sadece süre oranlamasına göre indirim yapılması yeterli değildir. Somut uyuşmazlıkta, taraflar arasında düzenlenen 01.07.2013 tarihli iş sözleşmesi ile 01/07/2013-30/08/2014 tarihleri arasında geçerli 14 aylık belirli süreli iş sözleşmesi imzalanmış olup bu iş sözleşmesi gereğince, davalı işçi ...'ın ... ile ortaklaşa gerçekleştirilen projesi kapsamında ... kampında çalışmıştır....
Mahkemece, davalının sorumluluğunu ağırlaştıran, kusursuz sorumluluk öngören bu sözleşme hükmünün TBK'nın 115. maddesi gereğince geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de sözleşmenin bahsi geçen maddesi sorumsuzluk değil, sorumluluk anlaşması hükmünde olup vekalet sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkta TBK'nın 115. maddesi hükmüne dayalı olarak sonuca gidilmesi doğru olmamıştır. Vekalet verenin borçlarının düzenlendiği TBK'nın 510. maddesinde; "Vekâlet veren, vekâletin gereği gibi ifası için vekilin yaptığı giderleri ve verdiği avansları faiziyle birlikte ödemek ve yüklendiği borçlardan onu kurtarmakla yükümlüdür. Vekil, vekâletin ifası sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini vekâlet verenden isteyebilir....
ay 18 günlük kazanç kaybının 284.430,04-TL olduğu, cezai şartın 500.000-TL olarak tamamı olarak uygulanmasının davalı şirketin mahvına sebep olacağının raporda belirtildiği, davacının talebinin 50.000-TL olduğu nazara alındığında bu miktar mahvına sebep olmayacağından indirim yapılmadığı gerekçeleriyle, davanın kabulü ile, davacı ... davalı arasındaki sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği kabul edilerek, taleple bağlı kalınarak 50.000-TL kâr mahrumiyeti ve 50.000- TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte hesap edilerek davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı cezai şarttan indirim talep etmiş ise de, hüküm altına alınan tazminat miktarı davalının mahvına sebebiyet vermeyeceğinden ve davalı tacir olduğundan indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı şirket yetkilisince temyiz edilmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına...
kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. .Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda BK'nın 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır....
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin alelade ve sıradan bir şekilde düzenlendiğini, sözleşmenin sadece karşılıklı satış ve inşaat yapılması vaadini içerdiğini, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde olması gereken hiçbir şart ve koşulun sözlü olarak anlaşılmasına rağmen sözleşmede yer almadığını ileri sürerek davaya konu sözleşmenin geçersizliğinin tespitine, reddi halinde feshine karar verilmesini talep etmiştir....
Mahkemece yapılan incelemede video kayıtlarında düğünün belli bazı kısımlarının mevcut olmadığı, bunun edimin ayıplı ifası mahiyetinde olduğu tespit olunmuştur. 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu' nun 4.maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, olayın vehametini, davalıların kusurunu, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır....
Açıklanan bu hukuksal sebeplerle; kural olarak eser sözleşmesi ile yüklenilen edimlerin ifası sırasında veya sözleşmenin hazırlanması aşamasında gerçekleşen zararlı olayların oluşumunda etkili olan yüklenicinin kusurunun, daima iş sahibinin kusurundan daha ağır derecede olması gerekir. Mahkemece ceza dosyasındaki bilirkişi raporunda gösterilen kusur oranları mahkemece kabul edilmiş ise de; yukarıda açıklanan hukuksal ilkeler gözetilmeden sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı ilkelerine göre olaya etkili kusur durum ve oranlarını belirleyen bilirkişi kurulu raporunun yeterli olduğundan söz edilemez....
Dolayısıyla, ne yüklenici ve ne de onun temlik işleminde bulunduğu davacı, alacağın temlikine dayanarak arsa sahiplerinin malik olduğu bağımsız bölümler üzerinde hak iddiasında bulunamaz. ./.. 2011/7085 - 2011/8744 -2- Mahkemece yapılan bu saptama gözetilmek suretiyle davacının mülkiyet nakli isteminin reddi açıklanan nedenlerle doğrudur. Ancak; Davada ikinci kademede, sözleşmenin ademi ifası sebebiyle tazminat talep edilmiştir. Bu istemin dayanağı Borçlar Kanununun 96.maddesi olup, anılan hükme göre alacaklı, hakkını kısmen veya tamamen elde edemediği takdirde borçlu kendisine bir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe, bundan dolayı zararı tazminle zorunludur. Dava dilekçesinin incelenmesinden, davacının “bağımsız bölümün dava tarihindeki keşfen belirlenecek değerini” tazminat olarak talep ettiği görülmektedir....
Sözleşme içeriği dikkate alındığında her ne kadar davacı araç satışlarının resmi şekilde yapılması gerektiğini ileri sürerek sözleşmenin geçersiz olduğunu iddia etmiş ise de sözleşmenin araç satış ya da araç satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olmadığı, sadece ticari plakanın devrine ilişkin olduğu, ticari plaka devrine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılmasının geçerlilik şart olmadığı, adi yazılı sözleşmelerinde de geçerli olduğu kabul edildiğinden davacı vekilinin sözleşmenin geçersiz olduğu yönündeki iddiaları yerinde görülmemiştir....
ileri sürdüğü ödemezlik def'i kapsamında tedbir taleplerinin kabulü gerekirken reddinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, 3-Sözleşmenin ayıplı ifası nedeniyle müvekkillerinin, sahayı kullanacak kişilerin yaşaması muhtemel kazalar nedeniyle eserden faydalanamadıklarını, ......


