nın ise, 15.10.1963 tarihli "mektum ilmuhaberine" istinaden tek kişi olarak nüfusa tescil edildiği, bu adları geçenlerin üst soylarını gösteren kaydın bulunmadığı; tescillerin farklı hanelere ve farklı soyadları ile yapıldığı; davalıların babası ...'nın ise 02.11.1962 tarihinde nüfusa "yeniden yazım" suretiyle eşi ve çocuklarıyla birlikte tescil edildiği, bu kişinin 07.03.1997 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Davacılar, dava dilekçesinde ...'nın, davacılar ile davalıların ortak mirasbırakını olduğunu ileri sürdüklerine ve bu kişi ile aralarında bağ kurulmasını istediklerine göre, davacıların asıl amacı, ...'nın mirasçısı olduklarını tespitine yöneliktir. Bu haliyle dava kişisel durum sicilinin düzeltilmesine esas olmak üzere açılan bir tespit davası değil, irs (mirasçılık) ilişkisinin tespiti niteliğindedir. Başka bir ifade ile davacıların isteği, kişisel durum sicillerin düzeltilmesi için bir tespit hükmü elde etmek değil, irs ilişkisini tespit etmektir....
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Düzeltilmesi istenen tapu kaydının; 21.07.1970 tarihinde yapılan tapulama tespiti sırasında senetsizden "... oğlu ..." adına tespit gördüğü ve tespitin 27.10.1970 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacının dayanağı veraset ilamı ile celb edilen nüfus kayıtlarına göre, babası "... oğlu ..."dir. Düzeltilmesi istenen tapu maliki ise ... oğlu ...'dir. Yukarıda yazılı açıklamalara göre, tapu kaydında düzeltme istemine ilişkin davalar tapu sicilinin düzenli tutulması amaçlandığından kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece tapu kayıt maliki "... oğlu ..." ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin bulunup bulunmadığının gerek nüfus müdürlüğünden ve gerekse zabıta aracılığı ile araştırılması yapılmamıştır....
Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Doğum tarihi ve doğum yeri düzeltilmesi talep edilen kişinin 12.07.2000 tarihinde öldüğü, nüfus kaydının ölüm sebebiyle bir daha açılamayacak şekilde kapatıldığı anlaşılmaktadır. Kapalı kayıtlar üzerinde herhangi bir işlem yapılamaz. Bu bakımdan mahkemece kapalı kayıt üzerinde değişiklik yapılması yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Böyle olmakla birlikte kişisel durum sicillerinin düzeltilmesine ilişkin dava tespit talebini de içerdiğinden kaydın kapalı olması tespit hükmü kurulmasına engel değildir. O halde, mahkemece sadece talep konularıyla ilgili tespit kararı verilmesiyle yetinilmesi gerekirken kapalı kayıtlar üzerinde işlem yapılamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır....
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir....
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta aracılığı ile araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir....
Somut olaya gelince; dosya içinde mevcut nüfus kayıtlarından, nüfus kaydının iptali ve anne ve baba adının değiştirilmesi talep edilen çocuğun doğduğu tarihte, iddia edilen anne ve babanın evli olmamakla birlikte daha sonra evlendikleri anlaşılmaktadır. Ancak, iddia edilen genetik baba, anne ile birlikte imzaladığı dava dilekçesinde kendi çocuğu olduğu yönünde bildirimde bulunmuştur. O halde, yukarıda açıklanan ilkeler karşısında dava, “Gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davasından ibarettir. Bu nedenle uyuşmazlığın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 22.06.2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi....
Evler Yapı Kooperatifine ait kayıtlar üzerinde inceleme yapılarak davacının nüfus kayıtları ile tapu kaydının dayanağı olan kooperatif belgeleri arasında bağlantı ve irtibat kurulmalıdır. Yukarıda açıklanan şekilde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden ve zabıtadan tapu kaydında malik olarak görünen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin olup olmadığı sorulmalıdır. Aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin nüfus kayıtlarının gönderilmesi halinde bu kişi veya kişiler duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir....
Bunlar yapılmadan ve isminin düzeltilmesi istenen nüfus kaydındaki kişi ile tapu kaydındaki şahsın aynı kişi olup olmadığı tam olarak belirlenmeden noksan soruşturma ile hüküm kurulması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMNASINA, 29.01.2009 tarihinde oybIrliği ile karar verildi....
Somut olaya gelince; dosya içinde mevcut ve UYAP'tan temin edilen nüfus kayıtlarından, nüfus kaydının iptali ve anne ve baba adının değiştirilmesi talep edilen çocuğun doğduğu tarihte, iddia edilen anne ve babanın evli olmamakla birlikte daha sonra evlendikleri ve iddia edilen genetik babanın duruşmada alınan imzalı beyanı çocuğun kendi çocuğu olduğu yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. O halde, yukarıda açıklanan ilkeler karşısında dava, “Gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davasından ibarettir. Bu nedenle uyuşmazlığın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 09/02/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Somut olaya gelince; dosya içinde mevcut ve UYAP'tan temin edilen nüfus kayıtlarından, nüfus kaydının iptali ve anne ve baba adının değiştirilmesi talep edilen çocuğun doğduğu tarihte, iddia edilen anne ve babanın evli olmamakla birlikte daha sonra evlendikleri ve iddia edilen genetik baba ile annenin duruşmada alınan imzalı beyanları ile davacının kendi çocukları olduğu yönünde beyanda bulundukları anlaşılmıştır. O halde, yukarıda açıklanan ilkeler karşısında dava, “Gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davasından ibarettir. Bu nedenle uyuşmazlığın, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36/1-a maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 09/02/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi....


