Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Somut olayda; mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir....
in" nüfusta kaydı bulunmadığına göre adının ve baba adının düzeltilmesi ve soyisminin eklenmesi doğru değildir. Mahkemece, tapu maliki hakkında yapılan inceleme ve araştırmada malikin, davacının murisi olduğu sonucuna varıldığından tespit hükmü kurmakla yetinilmesi gerekirken ayrıca düzeltme hükmü kurulması doğru değil ise de, bu husus bozmayı ve yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK’nun 438/VII. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendin üçüncü ve dördüncü satırlarında yazılı “tapudaki 1/2 pay sahibi ... oğlu ...'in adının Giregor oğlu Yosif Zahari olarak DÜZELTİLMESİNE” cümlesi çıkartılarak hükmün bu şekilde HUMK’nun 438/VII maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Somut olayda, davacı vekili, müvekkilinin doğduğu tarihte anne ve babasının evli olmadığını, müvekkili doğmadan önce biyolojik babasının trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle dedesi ve babaannesinin nüfusuna yazıldığını belirterek nüfus kaydının düzeltilmesini talep etmiştir. Dava, niteliği itibarıyla bir soybağı davası olmayıp, bilerek yanlış oluşturulan nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkindir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 36. maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olan ve Türk Medenî Kanununun 282. ve devamı maddelerinde düzenlenen soybağı kurulmasıyla ilgisi bulunmayan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 03/10/2016 gününde oy birliğiyle karar verildi....
Onun için bu tür davalara hak düşürücü süreler getirilmiştir (HGK'nın 04.07.2018 tarihli ve 2017/(18)8-1922 E., 2018/1305 K. sayılı kararı). 32. Nüfus kayıt düzeltilmesi davalarına gelince; kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi, “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davalarının konusunu oluşturur (Özsunay, E.: Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul 1982, s. 243). “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi” şeklindedir [Nüfus Hizmetlerine Ait Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğin (Nüf. Yön.) m. 143]. 33. TMK'nın 39 ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre; kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez, kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz....
Oysa davacının tapu maliki olduğunu iddia ettiği murisi babası "...oğlu ... " nüfus kaydına göre 1961 yılında vefat etmiştir. Tapulama tutanakları 1964 yılında düzenlenmiş, düzenlendiği tarihte tapu kayıt maliki olduğu iddia edilen kişi ölmüş olmasına rağmen tespit ölü kişi adına yapılmamış ve bu şekli ile 1968 yılında kesinleşmiştir. Ayrıca davacının annesi ...'ın baba adı "..."tir. Bu hususta dikkate alınarak annesinin evlenmeden önce kayıtlı olduğu baba hanesine ilişkin yani, anne, baba ve kardeşlerini de gösterir şekilde vukuatlı aile nüfus kayıt tablosu celbedilerek, davacının annesinin kızlık soyadı ve ... isminde kardeşi olup olmadığı da araştırılmamıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Sırf davacı tanıklarının beyanlarına göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir....
Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında ise, nüfus kaydının gerçek durumu yansıtmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilme söz konusudur (HGK 30.01.2008 gün 2008/2-36-47 sayılı kararından). 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu 36/1-(c)maddesinde ise “Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder" hükmünü içermektedir. Eldeki dava ile, hem Türkiye'de hem de Suriye'de kayıtlı bulunan Ali ve Naciye (Suriye kayıtlarında ... olarak geçmektedir) oğlu Memet'in Suriye nüfus kayıtlarında çocuğu olarak görünen davacının, Türkiye nüfus kayıtlarında da görünmesi amaçlanmaktadır. Zaten Suriye kayıtarında babalık bağı kurulmuş durumdadır. Bu bağlamda talep, Suriye nüfusunda kayıtlı Ali ve ... oğlu Memet Kelzi ile Türkiye'de nüfusa kayıtlı ...'un aynı kişi olduğunun tespiti ve buna bağlı olarak da davacının ... çocuğu olarak tescilidir. Diğer bir anlatımla ...'...
Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, mahallinde keşif yapılarak tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenmeli tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir Açıklanan hususlar nazara alınmadan eksik inceleme ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, ... ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta aracılığı ile araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, ... ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir....
Aynı Kanun’un 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir. Kayıt düzeltilmesi, aile kütüğüne işlenmiş kaydın bir kısmının düzeltilmesi veya değiştirilmesidir. Nüfus kütüklerindeki doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi için mahkemeden karar alınması zorunludur....
nın” anne, baba ve tüm kardeşlerini gösterir nüfus aile kaydı getirtilmeli, kayıt maliki ile kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişinin aynı kişi olup olmadığı konusunda tüm tereddütleri giderebilmek için gerekli görüldüğü takdirde mahallinde keşif yapılarak mahalli bilirkişi , tespit bilirkişileri ve tanıklar taşınmazlar başında dinlenip kullanım durumu saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 10.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi....


