O halde mahkemece, düzeltilecek tapu kayıtları tüm dayanakları ile birlikte getirtilmeli, nüfus müdürlüğünden "tapuda kayıt maliki olarak görünen ... kızı ... ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı" sorulmalı, nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde gerekirse kök kayıtlar da incelenmeli ve taşınmazın bulunduğu mahalde aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta aracılığı ile araştırılmalı , hala kesin bir kanaat oluşmamış ise tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında keşif yapılarak bir sonuca gidilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Kabule göre de; istem tapu kayıt maliki ... kızı ... isminin düzeltilmesi olduğu halde infazda tereddüt uyandıracak biçimde "...'nin tapu kayıtlarında ... olarak yazılı olan anne isminin ... olarak düzeltilmesine" şeklinde hüküm kurulması da doğru olmamıştır....
Ancak, tapuda intikal işlemlerinin yaptırılabilmesi için "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince bir tespit hükmü kurulması gerekeceği açıktır. O halde yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, 181 ada 9 parsel (eski 3218 parsel) sayılı taşınmaz ile 191 ada 3 parsel (eski 3798 parsel) sayılı taşınmazların tapu kayıt maliki ile davacının murisinin aynı kişi olduğuna yönelik olarak tespit hükmü kurulması gerekirken, sicil kaydında yer alacak şekilde malikin doğum tarihi bakımından da düzeltilmesine karar verilmesi isabetsizdir. Öte yandan çekişme konu 181 ada 9 parsel (eski 3218 parsel) sayılı taşınmazın tapu kaydının "... kızı ...." olarak düzeltilmesi suretiyle kabul karar verilmiş ise de; bu taşınmaz mevcut durumu itibari ile de "... kızı...." adına kayıtlı olduğundan bu istem yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması da isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları belirtilen nedenlerle yerindedir....
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. Kaydında düzeltme yapılması istenen 3739 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağında 6231 tahrir numarası ile "..." adına kayıtlı olması nedeniyle tespit ve tescil yapıldığı belirtilmesine rağmen buna ilişkin belgeler ve hakkında hüküm kurulması istenen kişiye ait nüfus kayıt tablosu getirtilmemiş, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı nüfus müdürlüğünden yukarıda belirtildiği şekilde araştırılmamıştır....
Nüfus kayıt düzeltmesi davalarına gelince; Kişisel durumlardaki değişikliklerin nüfus kaydında belirtilmesi ve doğru olmayan kayıtların düzeltilmesi, “nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davalarının konusunu oluşturur. (Ergun Özsunay, Gerçek Kişilerin Hukuki Durumu, İstanbul 1982, s.243). “Kayıt düzeltilmesi”, aile kütüğüne düşürülmüş nüfus kaydının bir kısmının “düzeltilmesi” veya “değiştirilmesi” dir (Nüfus Yönetmeliği m.143). 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35. maddesine göre, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak, olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar, nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 28.03.2011 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 13.12.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, dava dışı Hazineye ait dava konusu 1470 ada 14 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının muhdesat bilgileri hanesindeki “...” olan soyadlarının “...” olarak düzeltilmesini istemişlerdir. Mahkemece davanın kabulü ile kadastro tespit tutanağındaki davacıların soyadının düzeltilmesine karar verilmiştir. Hükmü davalı idare vekili temyiz etmiştir....
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir. Somut olayda; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerdeki nüfus müdürlüğünden dava konusu taşınmazın tapu kaydının muhdesat bilgileri kısmında görünen "... evladı ... ... ..." ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişi veya kişilerin nüfusta kayıtlı olup olmadığı” sorulmalı, ayrıca ilgili zabıta birimince de bu araştırma yapılmalı aynı kimlik bilgilerine sahip kişi veya kişilerin bulunması halinde bizzat, vefat etmiş iseler mirasçıları duruşmaya çağrılarak dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı iddiaları bulunup bulunmadığı kendilerinden sorulmalı, tapu kayıtlarında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istenen kişilerin nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve dayanakları ile bağlantı kurulacak şekilde incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir....
Nüfusa kaydedilmeden ölmüş veya herhangi bir nedenle nüfusta kaydı bulunmayan kişilerin tapu kaydındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi mümkün değil ise de bu gibi durumlarda tapu malikinin davacıların murisi ile aynı kişi olduğunun ispatlanması halinde “çoğun içerisinde az da vardır” kuralı gereğince bu yönde bir “tespit kararı” verilmelidir. Davaya konu olayda mevcut duruma göre artık nüfus siciline soyadının eklenmesi mümkün olmayan ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de düzeltilemeyen murisin maliki olduğu tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece “dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında tapu maliki olarak görünen ... (...) ile davacının murisi ... oğlu ...'in aynı kişi olduğunun tespitine” şeklinde bir tespit hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir....
Somut olayda mevcut duruma göre " ... kızı ...' nın " artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığından ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında tapu maliki olarak görünen " ... annesi ...' nın davacının murisi olan ... ve ...' dan olma ... ...' ın annesi ... olduğunun tespitine " şeklinde bir tespit hükmü kurulması gerekirken dava konusu taşınmazlarda " ...' nın baba adının ... " olarak düzeltilmesine karar verilmesi doğru olmamıştır. Hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. Kabule göre de, 139 ada 11 parsel sayılı taşınmazda kayıt maliki " ... annesi ...' nın " baba adının " ... " olmasına rağmen " ... " olarak düzeltilmesi de yerinde değildir....
in'' artık nüfus siciline tescili mümkün olmadığında n ve dolayısıyla tapu kaydındaki kimlik bilgileri de nüfus kayıtlarına göre düzeltilemeyeceğinden tapu kayıtlarında intikal yaptırılabilmesi için mahkemece dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında tapu maliki olarak görünen "...'' ile davacıların murisi “...'in" aynı şahıslar olduğunun tespitine şeklinde bir tespit hükmü kurulması gerekirken dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. Hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.12.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi....
Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir. 1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir. 2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir. 3-Taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı zabıta aracılığı ile araştırılmalıdır. 4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir. 5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır. Açıklanan bu hususlar çerçevesinde yapılacak inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir....


