Davacılar vekili, davalıların 345 parsel sayılı taşınmazdaki tüm hak ve hisselerinin tamamını müvekkillerin murisi ...’ye 30.06.2011 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile satmayı vadettiklerini, bedelin ödendiğini, taşınmazın tapuda devir işlemlerinin bugüne kadar yapılmadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazda davalılar adına olan hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. Davalılar davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, davanın kabulü ile, dava konusu 345 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına kayıtlı hisselerin tapu kayıtlarının iptali ile, mirasçılık belgesine göre tamamı 40 pay kabul edilerek 10 payının davacı ..., 3'er payının ise davacılar ..., ..., ..., ... ve ... adlarına tesciline, kalan kısmın davalılar adına tesciline, karar verilmiştir. Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir....
Bu durumda davalılar adına kayıtlı 1/8'er paylarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum....
. … DAVANIN KONUSU : Noter olan davacılar tarafından; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 40. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca düzenlenen tescil talepnameleri hakkında Türkiye Noterler Birliği'nin 19/11/2018 tarih ve 23 sayılı Genelgesi'nin iptali istenilmektedir....
Kaynağını Borçlar Kanununun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanununun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanununun 706. ve Noterlik Kanununun 89. maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanununun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davacı, 10.11.1997 günü Fethiye 2.Noterliği’nde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine dayanarak tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur. Anılan sözleşmede 3 parsel sayılı taşınmazın satışı vaat edilmiştir....
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 13.04.2012 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 30.01.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, davalı ile 87 parsel numaralı taşınmaz ile ilgili noterde satış vaadi sözleşmesi düzenlediklerini, davalının ferağdan kaçındığını, davalı hissesinin iptali ile kendi adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir....
Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında murisi ...’dan intikal eden 22 ada 7 parsel sayılı taşınmaz için 03.04.1997 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, dava konusu sözleşmenin davalılar tarafından dava dışı Hasan Kandemir’e verilen vekaletlemeye istinaden vekaleten imzalandığını, taşınmazın el birliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunu, tapuda devir işlemlerinin bugüne kadar yapılmadığını, beyanla, dava konusu taşınmazın taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini talep etmiştir. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK’nın 114/1-d ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir....
Mahallesi, 713 ada 4 parsele kayıtlı taşınmazın murisin sağlığında kadastro tespitinden önce 25.11.1976 tarihli hibe senedi ile davacıya bağışladığını, o tarihten itibaren 40 yıldan uzun süredir tek başına zilyet olduğunu belirterek, 713 ada 4 parsele kayıtlı taşınmazın davalıların paylarına ilişkin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili, taşınmaz üzerindeki kadastro işlemlerinin 20.08.1965'te kesinleştiğini, geçerli bir hibe senedinin olmadığını, bağışlamadan müvekkilinin haberinin olmadığını, senetteki mührün murise ait olup olmadığının belli olmadığını belirterek, davanın reddine, aksi halde tenkis taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. Diğer davalılar davaya karşı cevap vermemişler ve duruşmalara katılmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın 1965 yılında yapılan kadastro tespit çalışmaları neticesinde ......
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı vekili, tarafların muris ...'ın mirasçısı olup kardeş olduklarını, uzun zaman önce 193 parsel numaralı, 62.500 metrekare alanlı, tarla vasıflı taşınmazın dava dışı ...'a satıldığını; ancak o zamanki hali ile çok hissedarlı ve davalı olduğundan tapuda devir işlemlerinin yapılamadığını, satış bedelini de ...'ın kardeşi ...'ın ödediğini, taşınmazın tapusu verilemediğinden ileride tarlanın tapusunun devri yapıldığında iade edilmek koşulu ile teminat amacıyla 1843 ada 14 parsel sayılı taşınmazın devrinin yapıldığını, bir süre sonra 193 parselin 22.12.2000 tarihinde ...'...
nun genel kurula katılım için vermiş olduğu vekaletin kanuna ve usule aykırı olduğunun belirlendiğini, davalı şirkette pay sahibi olan ...’nun 27/07/1927 doğumlu ve 94 yaşında olduğunu, yaşından ötürü temyiz kudretinin olup olmadığının tartışmalı hale geldiğini, noterin, işlem yaptıracak ilgilinin hukuki işlem yapma yeteneği hakkında bir kanı sahibi olması gerektiğini, ilgilinin yaşlılık, hastalık veya dış görünüşü itibariyle yeteneğinden şüphe edilmesi veya bu konuda ihbar ve şikâyet bulunması hallerinde temyiz kudretinin varlığının doktor raporu ile saptanması gerektiğini, bu hususun Noterlik Kanunu'nun “Noterlik İşlemlerinin Şekli” başlıklı 72. maddesinde ve Noterlik Kanunu Yönetmeliği’nin 91. maddesinde belirtildiğini, bu maddeler gereğince ...'...
ESAS YÖNÜNDEN: İlgili Mevzuat: 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 1. maddesinde; noterliğin bir kamu hizmeti olduğu, noterlerin, hukuki güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdikleri ve kanunlarla verilen başka görevleri yaptıkları, 109. maddesinde; bir il, ilçe veya büyükşehir belediyesi sınırları içinde birden çok noterlik bulunması halinde, bu yerlerde her yıl, harç veya damga vergisine tabi değeri, 30.000 gösterge rakamının o yılın bütçe kanununda gösterilen memur maaş katsayısıyla çarpımı sonucunda bulunacak meblağdan fazla olan noterlik işlemlerinin yapılmasından elde edilen her çeşit ücret ve noter hissesi tutarının % 15'ini aşmamak üzere Noter Odası Yönetim Kurulunca tespit edilecek oranı alıkonulduktan sonra kalanının işlemi yapan noterlikçe, milli bir bankada açtırılan noterlikler ortak cari hesabına en geç işlemin yapıldığı günü takibeden (5) iş günü içinde yatırılacağı, 112. maddesinde; noterlerin yaptıkları işlemlere ait harç üzerinden hesaplanacak...


