Teknik inceleme ----- için yapılmış olan giderler” olarak davacının ayıp nedeni ile harcamış olduğu hasar onarım bedeli, nakliye bedeli ve ikame araç bedelinin toplamda ---- olduğu, c....
Dava konusu eşyanın hafif değerde olması sebebiyle tatbik edilen 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/22. maddesinin, 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinden sonra uygulanması gerekirken önce uygulanması, sonuç ceza değişmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Dava konusu olayda ele geçen 135 adet kol saati ile 99 adet güneş gözlüğünün Dairemiz uygulamalarına göre ticari miktar ve mahiyette olduğu, sanığın alınan savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılmış olması karşısında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır....
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Yerel mahkemenin 09.04.1997 gün ve 1996/1308-1997/456 sayılı kararı ile 765 Sayılı TCK'nın 49l/2, 65/3, 522, 523, 72 ve 647/4. maddeleri uyarınca mahkûmiyetine karar verilen ve adli sicil kaydı silinerek, mahkûmiyet kaydı arşive alınan hükümlü ... 16.06.2016 tarihli dilekçesi ile Küçükçekmece 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/84 sayılı kararı ile hükmedilen ceza nedeni ile yasaklanmış haklarının iadesi isteminde bulunduğu halde, mahkemece hükümde hak kısıtlayıcı bir yasa maddesi uygulanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği anlaşılmıştır....
Şu durumda, dava dilekçesinin davalıya mernis adresi şerhi verilerek mernis sisteminde kayıtlı olmayan bir adrese tebliğ edilmesi doğru olmamış, davalının usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmesi, hakkındaki yargılama ile ilgili bilgi verilmesi, açıklama ve ispat hakkı tanınması ile sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Bu durumda, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu zarar "faiz" adı altındaki ödemelerle karşılandığından ve olayda hüküm altına alınan zararın hukuki niteliğinin temmerrüt faizi olduğu anlaşıldığından, "davacıdan fazla ve yersiz olarak tahsil edilen verginin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek ve 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanacak faizinin, davalı idareye yapılan başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davacıya iadesi" gerektiğine hükmeden Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır....
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının davalı yüklenici aleyhine temlik (satış) sözleşmesi gereğince ödenen bedelin iadesi için ilamsız icra takibi yaptığı, takibin kesinleştiği, yapılan bu icra takibi dikkate alındığında, artık davacının seçimlik hakkını sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesi yönünde kullandığının kabulü gerektiği, bu aşamadan sonra davacının kullanmış olduğu seçimlik haktan dönerek bir diğer seçimlik hak olan tapu iptâl ve tescil talebinde bulunmasının mümkün olmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B....
Dairemizin ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik karar ve içtihatları uyarınca sözleşme kapsamında ödenen bedelin iadesi talep edilmiş olmakla sözleşmeden dönüldüğünün kabulü gerektiği, seçimlik hak kullanıldıktan sonra bundan dönülmesi ve sözleşmeden dönen davacının tapu iptâl ve tescil talebinde bulunması mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmesi yerine yanlış değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, temyiz eden davalı yararına bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödenenden 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 143,50 TL Yargıtay başvurma harcının mahsup edilerek, varsa fazla alınan temyiz harcının temyiz eden davalı ...'...
Karar numaralı ilamı yargılandığını ve olay neticesinde "Hizmet Nedeni İle Güveni Kötüye Kullanma" suçundan 1 yıl 3 ay hapis ve 50 gün adli para cezası aldığını, yine teslime konu aynı eşyalar hakkında teslim edilmemesi nedeniyle İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen ... Karar numaralı ilamı ile de 1 ay disiplin hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiğini, kiralık makinaları teslim etmeme fiiline iki ayrı mahkeme iki ayrı ceza verildiğini, müvekkili, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yürütülen kovuşturma ve İstanbul 8....
-Davacı karşı davalının asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarına gelince; Davacı taraflar arasında 03.03.2012 tarihli makina alımı konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşmedeki makina bedelinin davalıya ödendiğini, ancak makinanın kendilerine süresinde teslim edilmediğini ileri sürerek gecikme bedelinin ve gönderilen para ile alacak miktarının tespitini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini sözleşme nedeni ile davalıya ödenmiş bulunan 170.000 Amerikan Dolarının iadesi ile uğranılan, zararın ve sözleşmedeki gecikme durumunda uygulanacak cezai şartın davalıdan tahsiline çevirmiş, davalı sözleşme kapsamında davalının edimini yerine getirdiğini, makinayı hazır etmelerine rağmen davacı tarafın makinayı teslim almadıklarını savunarak davanın reddini savunmuş, karşı dava olarak makina için tevdi mahalli tespiti ve muhafaza giderlerinin tespitini istemiş, mahkemece asıl davanın reddine, karşı dava yönünden tespit davasının kabulü ile, 03.03.2012 tarihli sözleşmeye göre davalı-karşı davacı tarafça...
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek ve ayrıca Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/32404 soruşturma nolu dosyasında alınan bilirkişi raporunda çekteki imzanın ...'a ait olduğunun tespit edildiğini, nitelikli dolandırıcılık suçundan fezleke hazırlanarak Bakırköy 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/349 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ... isimli kişinin davacı şirket yetkilisi ...'ün dayısının oğlu olduğunu ve vekalet ile şirket işlerini yürüttüğünü belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çekteki imza inkarına dayalı açılan ve mahkemece davanın kabulüne karar verilip kesinleşen menfi tespit davasının hile nedeniyle yargılamasının iadesi talebine ilişkindir. 2....


