Davacı, davalı banka görevlilerinin görevlerini ihmal ederek, kimlik bilgilerini kullanarak hesap açtıran kişiye çek karnesi verdiklerini ve bu çek karnesi nedeni ile karşılıksız çek keşide etmek suçlarından ceza mahkemesinde yargılandığını, 50 gün cezaevinde yatmak zorunda kaldığını, yargılamanın iadesi sonucu beraat ettiğini belirterek uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalı bankanın davacının kimlik bilgilerini kullanan kişiye çek karnesi verirken özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu olduğu, davacıya karşılıksız çek kullanma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının yargılamanın iadesi sonucu kaldırıldığı ve bu süreçte cezaevinde kaldığı gerekçesiyle davacının cezaevinde kaldığı 75 gün için hesap edilen maddi tazminat ile davacının manevi tazminat isteminin kabulüne karar verilmiştir. 6100 sayılı ..'nın 26. maddesinde "..." düzenlemesine yer verilmiştir....
ın evde büyü olduğunu, cin çarpabileceğini, düğünden önce bu büyünün bozulması gerektiğini belirtip katılanların evinin bahçesinden toprak getirmelerini istediği, bunun üzerine tuz döküp evde büyü ve cin gördüğünü yineleyip, ayrıca evde gömü gördüğünü de belirttiği, katılanların sanıkların talimatına göre hareket etmeye başladığı, ilk olarak koyun alıp kestikleri ve sanıkların eve getirdikleri sahte altın ile yüzeyini kapladıkları bidonların gömü altın olduğuna inandıkları, yine büyünün bozulması için evdeki ziynet eşyalarının ve paraların dolara çevrilip yakılması gerektiğine inandırıp 150.000,00 TL kadar altın ve dolar aldıktan sonra sahte dolarları yaktıkları, bilahare nişan yapmaya karar verdikleri ve bu noktada nişan hazırlıkları için sanık ...'ın kuzeni olarak tanıttığı ..., ...'nın eşi olarak tanıttığı Rıdvan ve ...'nın kardeşi olarak tanıttığı gerçekte de imam nikahlı eşi olan ...'...
Mahkemece işin esasına girilerek, tarafların tüm delilleri toplanıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 2.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....
KARAR Davacı, davalı ile 01.09.2008 tarihinde imzaladıkları profesyonel futbolcu sözleşmesinden kaynaklanan alacağı nedeni ile görülen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011-529 esas sayılı itirazın iptali davasında, kesinleşmeden önce lehine verilen kararla tahsil ettiği 7500 TL alacağının daha sonra kararın Yargıtay incelemesinde bozulması üzerine Uyuşmazlık Çözüm Kuruluna verilen görevsizlik kararı nedeni ile iadesi tehdidi ile karşılaştığını, bu nedenle tahsil ettiği miktar ve aleyhine haksız olarak takdir edilen vekalet ücreti nedeni ile de borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalılar, yetki itirazından bulunmuşlardır. Mahkemece, genel yetki kuralı gereği...mahkemeleri yetkili olduğundan yetkisizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava sözleşme nedeni ile alacak talebine ilişkindir. Kural olarak HMK 6. maddesi gereği her dava açıldığı tarihteki davalının ikametgahı mahkemesinde açılmalıdır....
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davaya konu vergilerin yargı kararı üzerine tahsil edildiği, haksız olarak fazladan alınan bir verginin bulunmadığı, iadesi yapılan verginin faizinin ödenmesi isteminin reddinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür....
Mahkemece, uyuşmazlığın TMK'nun 121. maddesine dayalı nişanın bozulması nedenine dayalı olduğu belirtilerek, davanın esası hakkında karar verilmiştir. Somut olayda; davacı dava dilekçesinde nişanın bozulması nedeni ile kişilik haklarının zedelendiğini iddia ederek, manevi tazminat isteminde bulunmuş ise de; tarafların nişanlanmadıkları, bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin aile hukuku prensiplerine göre değil, borçlar hukuku kurallarına, özellikle de haksız eyleme ilişkin hükümlere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.06.2009 tarih, 2009/3-174 E., 2009/235 K. sayılı ilamında; "…davacı ile davalı nişanlandıktan sonra düğün yaparak gayri resmi şekilde bir araya gelmişler ve uzun süre birlikte yaşamışlardır. Bu durumda nişandan ve yasal olarak korunması gereken bir birliktelikten söz edilmesi mümkün değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiil olarak nitelendirip buna göre çözümlenmesi gerekir....
KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki çeyiz ve ziynet eşyalarının iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince çeyiz eşyaları alacağı davasının feragat nedeni ile reddine, ziynet alacağı davasının kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne, kısmen feragat nedeni ile reddine, kısmen esastan reddine, bir kısım ziynetler yönünden davanın açılmamış sayılmasına, çeyiz eşyaları yönünden feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir....
Çocuk Köyü’nde oluşan personel yetersizliği nedeni ile, Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi Bölümü mezunu personeli olan davalının, Valilik Oluru ile çocuk eğiticisi olarak görevlendirildiğini, görevlendirme kapsamında kadrolu çocuk eğiticilerine ödenen ek ders ücretinin davalıya da ödendiğini, denetim sonucunda hazırlanan müfettiş raporunda, kadrolu çalışan olmaması nedeniyle davalıya ödenen ek ders ücretlerinin geri alınması gerektiğinin belirtildiğini beyan ederek, ödenen ek ders ücretinin iadesi isteminde bulunmuştur.Davalı vekili, davalının fiili çalışma karşılığı olarak ve Valilik Oluru ile davaya konu ek ders ödemesinin yapıldığını, görevlendirmenin de Valilik onayı çerçevesinde olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, denetim sonucu alınan müfettiş raporu ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalıya fazladan ek ödeme yapıldığı gerekçesiyle istemin kabulüne karar verilmiştir....
Mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi....
Dava, kiracı tarafından kira sözleşmesinin haksız feshi nedeni ile altı aylık kira miktarı kadar tazminat ile kiralananda bulunan eşya ve malzeme bedelinin davalıdan tahsiline ilişkindir....


