WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

İcra Müdürlüğünün 2014/31770 esaslı icra takibine yaptığı itirazın görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuyla hesaplanan 44.194,43 TL asıl alacak, 41.182,79 TL faiz olmak üzere toplam 85.377,22 TL lik kısmının iptaline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçeli karar başlığına dava tarihi olarak 22/05/2014 yazılması gerekirken 03/09/2018 yazılmış olmasının maddi hatadan kaynaklandığı ve mahallinde düzeltilebileceği anlaşılmakla, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, yersiz ödemenin iadesi istemine ilişkindir....

Bu kapsamda, hatalı uygulamanın süresi(1 yıl) ile davacıdan alınan gecikme zammı ve gecikme zammı KDV bedelinin iadesi gerektiğininde belirlenmesi karşısında uygulanan %50 müterafik kusur indiriminin fazla olduğu açıktır. O halde bölge adliye mahkemesince, somut olayın özellikleri dikkate alınarak hakkaniyete uygun, makul oranda indirim yapılması gerekirken davalının % 50 oranında kusurlu olduğu benimsenerek, tüketim miktarından bu oranda indirim yapılması doğru görülmemiş, hükmün bu yönüyle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK'nın 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 03/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi....

Davacı ile davalı şirket arasında akdî ilişki kurulmadığından, bu davalının sözleşmeden doğan sorumluluğundan sözedilemez. İmalâtçı şirketin imalât hatası sonucu bir zarar oluşmuş ise, imalâtçı, Borçlar Kanunu’nun 41. maddesi hükmü ve yaratılan güvenden dolayı sorumlu olur. Mahkemece, hükme dayanak alınan 05.01.2009 tarihli bilirkişi raporunda da, davalı şirketin ürettiği ve diğer davalının kullandığı ürünlerde “imalât hatası” yani “ayıp” bulunmadığı açıklanmıştır. O halde, davalı şirket, Borçlar Kanunu’nun 41. maddesi hükmü uyarınca da sorumlu tutulamaz. Ayrıca davalı şirket, anonim şirket olduğu halde karar başlığında (Ltd.Şti.) olarak gösterilmesi maddi hata olup HUMK’nın 459. maddesi gereğince mahkemece düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Açıklanan bu hukuksal sebeplerle davalı şirket hakkındaki davanın tümden reddi gerekirken; mahkemece, yazılı şekilde sorumlu tutulması doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir....

Manevi tazminata hükmedilebilmesi için, hukuka aykırı bir fiilin bulunması, bu fiil ile kişilik hakkının ihlal edilmesi, ihlal fiilinin kişilik değerlerinde objektif bir eksilmeye sebep olması ve zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Manevi tazminat ile, kişinin, kişilik değerlerinde meydana gelen zarar giderilmeye çalışılmaktadır.Yasalarımız, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişinin ve ailenin onur ve saygınlığına yönelik suçlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi, isme saldırı, nişan bozulması, evlenmenin feshi, babalığın benimsenmemesi,bedensel zarar ve öldürmedir.Kişilik hakları, hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse; TMK'nın 24. ve BK'nın 49.maddesi (TBK 58. mad.) uyarınca manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir....

Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava ve birleşen dava eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup asıl dava bakiye iş bedeli, teminat bedeli ve masrafları ile haksız kesintiler nedeni ile alacak, davalıda kaldığı ileri sürülen malzeme bedellerinin tahsili, birleşen dava ise asıl dosya davalısı tarafından yapılan icra takibi nedeni ile borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne dair verilen karar asıl ve birleşen dosya davalısı yüklenici vekilince temyiz edilmiştir. Yerel mahkemenin asıl ve birleşen dava ile ilgili 28.01.2015 gün, 2014/1970 Esas, 2015/60 Karar sayılı ilâmı taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 06.06.2016 gün, 2016/1374 Esas, 2016/3203 Karar sayılı ilâmı ile eksik inceleme ve hatalı değerlendirme nedeni ile bozulmuştur....

Davacı, bağımsız bölümün süresinde teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmeden dönme, ödenen bedelin iadesi, konut kredi sözleşmesinin feshi, ödenen taksitlerin faizi ile iadesi, konuttaki ipotek şerhinin kaldırılması ve kira kaybının tahsili istemi ile eldeki davayı açmıştır. 15.01.2015 tarihli celsede davacı vekili; öncelikli taleplerinin sözleşmeden dönme olduğunu, aksi halde yoksun kalınan kira bedelinin tahsilini istediklerini bildirmiştir. Mahkemece, teslimden itibaren süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığından sözleşmeden dönme hakkının kullanılamayacağı, ancak yoksun kalınan kira kaybının istenebileceği gerekçesi ile diğer taleplerin reddine, yoksun kalınan kira kaybının davalılardan tahsiline karar verilmiştir....

Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 6. Davacının yaptığı 230.20 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, Kesin olarak oybirliği ile 14.02.2017 günü karar verildi....

Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile borçluya gönderilen ödeme emrinde borcun sebebi olarak ödenen komisyon bedelinin iadesi açıklamasının yapıldığı ayrıca dayanak belgelerin gönderildiği borçlu tarafından borcun kaynağının tespit edilebilir mahiyette bulunduğu, borçlu vekilinin dosyada vekaletinin bulunduğu bu durumda ödeme emrinin vekile çıkartılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, asile çıkartılan ödeme emri tebligatının iade edildiği, borçlu asile yeniden ödeme emri tebligatı çıkartılması ile bu eksikliğin her zaman ikmal edilebileceği, ödeme emrinde borçlu vekilinin isminin yazılmamasının ödeme emrinin iptali sebebi olmadığı, takip talebinin incelenmesinde alacaklı vekilinin isminin ve adresinin yazdığı, dolayısı ile icra dosyasından alacaklı vekilinin ismini ve adresini öğrenme imkanı olan borçlunun çıkarlarının ödeme emrinde alacaklı vekilinin isminin yazmaması nedeni ile etkilenmediği, davacının şikayeti üzerine aleyhine hüküm...

Gardrobun yanlış montajı nedeni ile sürtünmelerin olduğu ve dolabı deforme ettiği, gardorptaki sürtünmelerin kötü işçilikten kaynaklandığı yapılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporlardan anlaşılmaktadır. Dava konusu yatak odası takımının renk ve model olarak bir takım halinde satılan ürün olması ve umulan faydanın yanı sıra estetik amaçlı olarak da kullanılması hedeflenen bir mal olduğundan tüketicinin ayıplı eşyanın görüntüsüne katlanmasını beklemek doğru olmadığı gibi ayıplı gardrobun iadesinden sonra elde kalan takımın diğer parçalarının da yatak odası takımının renk ve model uyumunun ve estetik görüntüsünün bozulması nedeniyle iadesi ile ödenen bedelin tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir....

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

UYAP Entegrasyonu