WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki asıl davada nafakanın arttırılması, karşı davada yoksulluk nafakasının kaldırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, karşı davada yoksulluk nafakasının kaldırılması, asıl davada iştirak nafakasının artırımı ve yardım nafakasına hükmedilmesine yönelik olarak verilen hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Asıl dava aylık 100,00 TL yoksulluk nafakasının 200,00 TL’ye, müşterek çocuklar için 200,00’er TL ödenen iştirak nafakalarının ise çocuk ... için aylık 400,00 TL‘ye dava tarihinde reşit olan ... için 400,00 TL’ye artırılarak yardım nafakası olarak ödenmesi istemlerine ilişkin iken; karşı dava ise, yoksulluk nafakasının kaldırılması istemine ilişkindir....

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, tarafların fiilen bir gün birlikte yaşadığı hususu, ekonomik göstergelerdeki olumsuz değişiklikler ve ÜFE artış oranı dikkate alındığında, davacı yararına hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının fazla olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun, ekonomik etkenler, tarafların sosyal yaşantısı, tarafların fiilen bir gün birlikte yaşadığı hususu, davacının ihtiyaç durumu dikkate alınarak, davalının ekonomik durumunu zorlamayacak, TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranı da gözönünde bulundurularak, TMK.nun 4.maddesi gereğince hakkaniyete uygun nafaka miktarına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla nafaka miktarına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ayrıca, 28.11.1958 tarih ve 15/15 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, nafakanın artırılması, kaldırılması veya nafakaya hükmedilmesine dair istemlerin kabulünde, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere karar verilmesi gerekir....

Temyiz Sebepleri Davacı erkek vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek özetle; asıl dava yönünden tarafların boşandığını ve davalı lehine 600,00 USD yoksulluk nafakasının hüküm altına alındığını,davalının evlenmesi sebebiyle yoksulluk nafakasının dava tarihinden geçerli olmak üzere kaldırılmasını talep ettiklerini, uyuşmazlığın erkek tarafından kadına ödenen 600,00 USD nafakanın yoksulluk nafakası mı yoksa iştirak nafakası kapsamına girdiği noktasında toplandığını, Aile Hukuku'nda iştirak ve yoksulluk nafakası dışında irat şeklinde ödenen tutarın yoksulluk nafakası olduğunun kabulü gerektiğini, birleşen dava yönünden ise ortak çocuğun tüm masraflarının müvekkili tarafından karşılandığını, davacının nafakayı ödeyemekte zorlandığını, döviz olarak ödenen nafakanın TCMB döviz kuru olan 3,73’e sabitlenerek 3.730....

Davalı vekili 28.10.2013 tarihli birleşen dava dilekçesinde; davalının Akbank Şube Müdürü iken 2013 yılı Haziran ayında işten çıkarıldığını, halen işsiz olduğunu, buna karşın davacının işe girdiğini ve aylık ücret almaya başladığını, davalının işe iadesi için açılan davanın henüz sonuçlanmadığını, davacının işe girerek yoksulluktan kurtulduğunu ileri sürerek yoksulluk nafakasının kaldırılmasını istemiştir. Mahkemece; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı (birleşen davada davalı) tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir. TMK'nun 176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür....

CEVAP Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların ve taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman nafakanın düşürülmesine muvafakat etmediğini ve bu konuda davacı ile hiçbir anlaşma yapmadığını, Yargıtay yerleşik içtihatları uyarınca yalnızca boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunmasının iyi niyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmadığından davacının nafakanın kaldırılması talebinin reddi gerektiğini, davacının her ne kadar müvekkile 2012 yılında yüklü miktarda miras kaldığını ve müvekkilin gelirinin arttığını, davacının evlendiği için giderlerinin arttığını bu nedenle de nafakanın kaldırılması gerektiğini iddia etmiş olsa da bu iddiaların ve talebin açıkça hukuki...

Taraflar arasındaki yoksulluk ve iştirak nafakasının artırımı davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile 2010 yılında boşandıklarını, almış olduğu cüzi nafaka dışında herhangi bir gelirinin bulunmadığını, yardıma muhtaç olduğunu, çalışacak durumda da olmadığını, evinin kira olduğunu, kızının Şanlıurfa’da lisede okuduğunu, yurtta ikamet ettiğini, tatil döneminde eve geldiğini, okul, giyim, ulaşım gibi ihtiyaçları fazla olduğundan nafakanın yetmediğini; bu nedenlerle kendisi için ödenen aylık 480 TL yoksulluk nafakasının 600 TL’ye ve müşterek çocuk Zahide için ödenen 380 TL iştirak nafakasının 600 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligat çıkarılmasına rağmen bir cevap verilmemiştir....

Öyle ise, mahkemece; bu hususlar dikkate alınarak, davalı babanın ekonomik sosyal durumu ayrıntılı olarak araştırılıp, müşterek çocuğun ihtiyaçlarında meydana gelen artış, tarafların ekonomik sosyal durumları, halen ödenen nafaka miktarı nazara alınarak, TMK. 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek; nafakanın, uygun bir miktarda artırılmasına karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Aile Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanun'un 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, nafakanın kaldırılması istemine ilişkindir. Sakarya 2. Aile Mahkemesince, davalının yerleşim yerinin Uyap sisteminde Bursa olarak göründüğü ve davalının süresinde yetki itirazında da bulunduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Bursa 4....

Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile) 2018/539 Esas, 2018/492 Karar sayılı ve 28.12.2018 tarihli boşanma kararı ile hükmedilen iştirak nafakasının irade fesadı nedeniyle kaldırılması talebinin reddine, Mudanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile) 2018/539 Esas, 2018/492 Karar sayılı ve 28.12.2018 tarihli boşanma kararı ile velâyeti davalı anneye verilen tarafların ortak çocuğu ... için hükmedilen nafakanın davacı babanın Türkiye'de veya yurtdışında çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın karar tarihinden itibaren aylık 2.000,00 TL'ye indirilmesine ve iştirak nafakası olarak davacı tarafça davalı kadına ödenmesine, ortak çocuk 29.11.2003 doğumlu ... ...'...

Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve TÜİK'in yayımladığı ÜFE artış oranları dikkate alındığında bozma ilamı sonrasında davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı da fazla olup, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. ./.. -3- Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda açıklanan ilke ve esaslar dikkate alınmak suretiyle tarafların müşterek çocuğu ... lehine bozma öncesinde hükmedilen aylık 300 TL'lik iştirak nafakasının usuli kazanılmış hak ilkesi nazara alınarak aylık 250 TL'ye indirilemeyeceğinin gözetilmesi; yoksulluk nafakası artırım talebi yönünden ise ... yayımladığı ÜFE artış oranı dikkate alınmak suretiyle davacı lehine hükmedilecek yoksulluk nafakasının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....

UYAP Entegrasyonu