WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Haziran 2026

Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası.oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; davacının vefat eden babasından 900,00 TL ölüm aylığı aldığı, 550,00 TL kira ödediği, davalının ise .çalıştığı, 2.815,72 TL maaş ve değişen miktarda ikramiye aldığı, yeniden evlendiği, iki çocuğu daha bulunduğu, kendi evinde ikamet ettiği, anlaşılmaktadır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve .artış oranları dikkate alındığında davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazla olup, doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir....

Artırılan aylık toplam 260 TL nafaka, ilam karar tarihi olan 11.02.2013 tarihinde doğmuş olup, borçlu tarafından nafaka artırım karar tarihinden önce fazla ödendiği belirtilen tutarların artırılan nafaka miktarına mahsup edilemeyeceği kuşkusuzdur. Zira bu durum Mahkemenin de kabulündedir. Ancak, artırım kararından önceki aylık toplam 440 TL nafaka alacağı için borçlu tarafça yapılmış nafaka ödemesi varsa bu ödemelerin mahsubu gerekir. O halde; Mahkemece, 2012 yılının 10,11 ve 12. ayları için borçlunun bankaya artırım öncesi ilama göre ödemede bulunup bulunmadığı hususu araştırılarak varsa bu ödemelerin de mahsubu gerektiği düşünülerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik incelemeyle varılan sonuç hatalıdır. Öte yandan, takip tarihinde reşit olan müşterek çocuk...için takip tarihinden sonra nafaka talep edilemeyeceğinden icra emrinin bu yönden de düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususun da göz ardı edilmiş olması da doğru değildir....

ihtiyaçlarındaki artışın değerlendirilmediğini, müvekkilinin nafaka dışında herhangi bir gelirinin olmadığını belirterek; nafakanın 500TL' den 1.000TL'ye artırımına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir....

Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu, ihtiyacı, nafakanın hükmedildiği tarih ile artırım davasının açıldığı tarih arasında geçen süre ve nafaka yükümlüsünün (davalı babanın) gelir durumu nazara alındığında, takdir olunan iştirak nafakası miktarı az olup, TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bir nafaka takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı görülmüş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Bu doğrultuda yerleşen Dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Somut olayda; taraflar ... 2.Aile Mahkemesinin 2010/280 Esas 2011/992 Karar sayılı 19.11.2013 tarihinde kesinleşen ilamı ile boşanmışlar, eldeki artırım davası 05.05.2014 tarihinde açılmıştır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, önceki nafaka tarihinden itibaren geçen süre, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır....

Nafaka artırım davasının açılması belli bir zaman geçmesine bağlı tutulmadığı gibi, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirilmelidir. Tarafların 01.12.2011 tarihinde boşandıkları, boşanma kararının 09.02.2012 tarihinde kesinleştiği, iş bu nafaka artırım davasının ise 22.10.2015 tarihinde açıldığı görülmüş olup, geçen süre içerisinde müşterek çocuğun yaşı ve eğitim durumu dikkate alındığında ihtiyaçlarının da doğal olarak arttığının kabulü gerekmektedir. Hal böyle olunca, davaya konu nafakanın niteliği, tarafların boşanmaları ve nafaka takdiri sonrasında aradan geçen süre, müşterek çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ihtiyaçlarındaki artış, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumları, nafaka yükümlüsü davalı babanın ekonomik durumu ve ödeme koşulları, dikkate alındığında TMK 4.maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesine uygun bir şekilde nafakanın artırımına gidilmesi gerekirken yazılı şekilde az miktarda iştirak nafakası takdiri isabetli olmamıştır....

Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davalı müvekkilinin 2013 yılından beri işsiz olduğunu, davacının ise SGK'lı olarak halen çalıştığını ve bu sebeple nafaka artırım şartlarının oluşmadığını belirterek; nafaka artırım talebini içerir asıl davanın reddine, karşı davaları bakımından ise yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, iştirak nafakalarının ise 150'şer TL'ye düşürülmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir....

Davalı- karşı davacı; nafaka borcunu düzenli olarak ödediğini, davacı- karşı davalının nafakanın artırılmasına yönelik olarak talebini haklı gösterecek herhangi bir durum olmadığını; bununla birlikte, maddi durumunda gerileme yaşandığını, nafakanın kaldırılması şartlarının oluştuğunu, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise, nafakanın ancak TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artırılabileceğini istenen nafaka artışının fahiş olduğunu savunarak, asıl davanın reddi ile karşı dava yönünden, ... 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/332 Esas-2013/436 karar sayılı ilamı ile hükmedilen nafakanın kaldırılmasına, ya da en azından azaltılmasına karar verilmesini istemiştir....

Diğer yandan; nafakanın niteliğine ve özellikle de önceki nafakanın takdir edildiği 10.11.2006 ile bu eldeki davanın dava tarihi olan 30.12.2009 tarihleri arasında geçen zamandaki ekonomik göstergelerdeki değişim ve TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranı üzerinde nafaka artırılmış olup, mahkemece endeks üzerinde nafaka artırmanın gerekçelerinin de kararda gösterilmeden hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi....

Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı dilekçesinde, eski eşi olan davalıya ayda 200 TL yoksulluk nafakası ödediğini, davalı tarafından her yıl nafaka artırım davası açıldığını, bu durumun da kendisini zora soktuğunu, yargılama giderlerini de ödemek zorunda kaldığını beyan ederek, takdir edilen nafakanın her yıl memur maaşlarına yapılacak artış nispetinde artışına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.Davacının bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmalıdır. Buna, hukuki koruma (himaye) ihtiyacı da denir. Yani davacının mahkemeden hukuki koruma istemesinde korunmaya değer bir yararı olmalıdır.Davacının dava hakkına sahip olması dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka, davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunması gerekir. Dava hakkı, hukuki yarar ile sınırlıdır....

UYAP Entegrasyonu